23 Ramazan 1420/31 Aralık 1999

00:0024/12/1999, Cuma
G: 10/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Takvimler ne söyler? Doğduğu yüzyıl öldüğü yüzyıl olmadığında, hatta, içine doğduğu bin yıl öleceği bin yıl olmadığında hayatlar takvime ne söyler?Takvimler insana ne söyler? Dünü, bugünü, yarını birbirinden ayırıp; birini mazi, birini hal, birini istikbal yapan takvimler; bilincimizi üçe bölmenin dışında ne söyler? Her geçenin, geçip gitmekte olanın yerine, bir daha yeninin konmayacağı; yılların o son yaprakta, 31 Aralıkta, müthiş bir umutsuzluğa dönmemesi için, biteni, kocaman kalın bir yıl ile

Takvimler ne söyler? Doğduğu yüzyıl öldüğü yüzyıl olmadığında, hatta, içine doğduğu bin yıl öleceği bin yıl olmadığında hayatlar takvime ne söyler?

Takvimler insana ne söyler? Dünü, bugünü, yarını birbirinden ayırıp; birini mazi, birini hal, birini istikbal yapan takvimler; bilincimizi üçe bölmenin dışında ne söyler? Her geçenin, geçip gitmekte olanın yerine, bir daha yeninin konmayacağı; yılların o son yaprakta, 31 Aralıkta, müthiş bir umutsuzluğa dönmemesi için, biteni, kocaman kalın bir yıl ile değiş-tokuş ederken takvimler ne söyler? Yaşadıklarımızın üstüne, yaşamadıklarımızı ve belki asla yaşayamayacaklarımızı koyarken takvimler insana ne söyler?

1999 yılı uzundu çok uzun. 17 Ağustostan sonra günler öylesine uzundu ki yeni bir ayın başladığını hiç bilemedik.

Nihayet ramazan geldi. Hiç bu kadar beklememiştik ve hiç bu kadar iklimine muhtaç olmamıştık dediğimiz ramazan. Ramazan öylesine güzeldi ki acının çemberinden geçmişler, acının çemberinde mahpus kalmışlar için bile. Kimsenin ağzından "nerede o eski ramazanlar" şikayeti dökülmedi. Hayatta olanlar, hayatta olup ta sevdiklerinin gözbebeğine takılı kalanlar şimdiye kadar eda edemedikleri sevgilerin ve sevgililerin de edasını ramazan bereketinde yerine getirmek istediler. Ramazan bereketti. Bire bin bereket.

Ramazan gelinceye kadar günlerin geçtiğini bilmedik. Yapraklar düştüler bir, bir. Halbuki taa 1999 Ocağında başlamıştık yeni bir milenyum için geriye saymaya. Yılın ortasında kesildi hızımız. Sadece doğum gününü kutlarsa büyüyeceğini sanan çocuklar gibi doksandokuz''un yerini iki bin alınca her şeyin değişeceğini sanıyorduk. İçimizdeki çocuğu öldürmeyin dedikçe psikologlar iyice küçülmüş çocuğu hormanlarla içimizde yeniden büyütüp sonra salıverdik ortalığa. Şimdi herkes içindeki azman çocuğu dışarı salmakla meşgul.

Takvimler ne söyler? Doğduğu yüzyıl öldüğü yüzyıl olmadığında, hatta, içine doğduğu bin yıl öleceği bin yıl olmadığında hayatlar takvime ne söyler? Sanki herşeyi hep beraber yaşamışız ve hep beraber tüketmişiz gibi hepimiz için konfeksiyon usulü bellekler oluşturulurken bizim hayatımız yıllara, yüzyıllara ve bin yıllara ne söyler? 1999 yılında ne oldu?dan başlayıp geçtiğimiz yüzyılda ne oldu? ile devam eden hikayelerin hiçbir yerine bizim hikayemiz karışmıyor. Sanki hiç yaşamamışız ve hiç acı çekmemişiz gibi. Sadece bizde saklanacakların yerini bile konfeksiyon bellekler tarumar ediyor. Naklen yayınlarla geçen bir ömür müydü bizimkisi de?

2070 yılında doktora yapan bir üniversite öğrencisi mesela bizim hikayemizi hiç bilmeyecek. Bizim hikayemiz diye gazete sayfalarına takılı kalanları toplayacak önce. Sonra tv arşivlerini çağıracak imdadına. Çok satanlar listesini tarayacak yıl yıl. 1600 ailenin belirleyip de bizim hiçbir zaman içinde olmadığımız raiting listelerinden zevkimizi toparlayacak belki. Moda dergilerine bakıp böyle giyiniyorlardı diyecek. Sulu sepken gazete sayfalarında milenyum öncesi beklentileri not edecek tezinin en önemli bölümü için. "Dinci kanalları" tarayacak ve bizi görmeyecek. "Dinci gazeteleri" okuyacak ve bizi görmeyecek. Bir kalabalık fotoğraf ilişecek gözüne sadece. Polisler tarafından tartaklanan. Bir kalabalık fotoğraf üniversite önünde bekleyen. Sadece üniversite önlerinde beklerken "haber" yapılan. Konjoktöre göre tezinin belki bir yerinde bir bölüm açılacak sözüm ona gazete sayfalarından bulduğu "biz" için. Konjoktöre uygun bir sıfatın ardından gelecek isimlerimiz topluca. Bizim üzerimizden sözüm ona bizi anlatan alan araştırmalarına, doktora tezlerine bakıp medet bekleyecek 2070 yılının genç doktora öğrencisi.

Bin yılın son gecesinde camileri dolaşacak medyanın ara sokaklarında. Sonra lüks otelleri, eğlence yerlerini. Bir iki fetva ilişecek gözüne. İçkiye ve oruca dair. Hep konuşanları duyacak, hep kendini gösterenleri görecek.

Bizi "görmediği" için sınırlandıramayacak, sınırlandıramadığı için yorumlayamayacak, yorumlayamadığı için yeniden üretemeyecek. Alan araştırmalarının, doktora tezlerinin, ansiklopedi maddelerinin dışında bizi bulmak istediğinde biz ta içinde olacağız. Bizden öncekilerin bizim içimizde yaşayan muhabbeti gibi.