Yazılarımı yakından takip edenler bilir; kamu kurum ve kuruluşlarının, özellikle de bankaların sanat alanında yeterince aktif olmadıklarını, var olan imkânların belirli bir strateji dâhilinde harekete geçirilmediğini sıklıkla eleştiriyorum. Lakin bunun farklı örneklerini görmek, özellikle kamu bankalarının ve katılım bankalarının sanata destek verdiklerine şahit olmak beni son derece mutlu ediyor.
Örneğin Vakıf Katılım’ın Üsküdar’da yer alan Mimar Sinan Galerisi, doğru bir programlama ve istikrarlı bir sergi politikasıyla İstanbul’un önemli sanat duraklarından biri olma imkanına sahip. VakıfBank’ın yayıncılık alanındaki atılımı da son derece kıymetli. Bir kamu yayıncısı olmanın sorumluluğunu gözeterek, kâr amacıyla hareket eden yayınevlerinden farklı bir çizgide yayınlar gerçekleştiriyor. Yahya Kemal’in, Mehmet Samsakçı Hoca tarafından yayına hazırlanan eleştirel basımlı Bütün Şiirleri, son zamanlarda sık sık başvurduğum eserlerden biri.
VakıfBank Sanat Galerisi ise ayrı bir atılım. İstanbul Finans Merkezi’nde yer alan genel müdürlük binasının girişinde, herkesin rahatlıkla ziyaret edebileceği bu alan, ilk olarak Ara Güler’in fotoğraflarından oluşan bir sergiyle kapılarını açtı. Geçtiğimiz günlerde ise 15 Temmuz’un onuncu yıl dönümü vesilesiyle hazırlanan “İrade Bizim, Zafer Bizim” sergisi ziyarete açıldı.
“İrade Bizim, Zafer Bizim” sergisi bu hafızayı arşiv fotoğrafları, video gösterimleri, kronolojik anlatılar ve deneyim odaklı bir mekansal kurgu aracılığıyla görünür hâle getiriyor. Sergi, sıradan bir akşamdan milletin demokrasiye sahip çıktığı tarihî direnişe uzanan süreci çok katmanlı bir anlatımla ele alıyor. Projeksiyon odası ve dijital içerikler ise ziyaretçiye yalnızca bilgi aktarmayı değil, o gecenin atmosferini hissettirmeyi amaçlıyor.
Yakın tarihe ilişkin bir sergi hazırlamak, belgeleri seçip duvarlara yerleştirmekten ibaret değildir. Hele söz konusu olayın tanıkları hayattaysa ve toplumun önemli bir kesimi yaşananlarla doğrudan bağ kuruyorsa küratöryel sorumluluk daha da artar. Bilgiyle duygu, belgeyle tanıklık ve kronolojiyle insan hikayesi arasında hassas bir denge kurulması gerekir. Aksi halde sergi ya resmî söylemin görselleştirilmiş bir tekrarına dönüşür ya da duygusal yoğunluk içerisinde tarihsel bağlamını kaybeder.
Serginin küratörü Hasan Mert’in tercih ettiği kronolojik yapı bu bakımdan doğru bir yöntem. Serginin her bölümü sıradan bir günün akışıyla başlıyor ve giderek milletin ortak direnişine uzanıyor. Böylece ziyaretçi, sonucunu bildiği tarihî bir olaya dışarıdan bakmak yerine olayların saatler içerisinde nasıl geliştiğini takip ediyor. Sergi yalnızca “Ne oldu?” sorusuna değil, “O gece nasıl bir atmosfer yaşandı?” sorusuna da cevap vermeye çalışıyor.
Bu yaklaşım özellikle genç kuşaklar açısından önemli. Bugün on yaşında olan bir çocuk için 15 Temmuz kişisel bir hatıra değil; ailesinden dinlediği, televizyon görüntülerinde gördüğü veya okulda öğrendiği bir tarih. Aradan geçen zamanla tanıklık alanı daralırken kültürel üretimin sorumluluğu artıyor. Sergiler, belgeseller, kitaplar, sözlü tarih çalışmaları ve dijital arşivler, yaşananları geleceğe taşıyan başlıca araçlar haline geliyor.
VakıfBank’ın böyle bir sergiye ev sahipliği yapması, bankacılığın dar kurumsal sınırlarının ötesine geçen bir sorumluluk anlayışına işaret ediyor. Bir kurumun sanata desteği yalnızca sergi salonu açmasıyla ölçülmez. Asıl mesele, bu alanı nasıl programladığı, hangi hafızayı görünür kıldığı ve kültürel sürekliliğe ne ölçüde katkı sunduğudur.
VakıfBank Sanat Galerisi henüz yolun başında. Fakat Ara Güler sergisinden “İrade Bizim, Zafer Bizim”e uzanan ilk adımlar, bu mekanın güçlü bir kurumsal programa dönüşebileceğini gösteriyor. Şimdi ihtiyaç duyulan, faaliyetlerin istikrarlı biçimde devam etmesi ve galerinin İstanbul Finans Merkezi’nin mimari büyüklüğü içerisinde kaybolmayan, yaşayan bir kültür-sanat alanına dönüşmesi.
Çünkü kurumlar büyüklüklerini yalnızca bilançolarıyla değil, toplumun kültürel hafızasına bıraktıkları izlerle de gösterir.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.