Sokakta önümde yürüyen genç delikanlı elinde telefon mikrofon açık konuşuyor, “Dede senin evin yakınından geçiyorum. Çok çulsuzum sana uğrayayım bana biraz destek çık” diyor.
Dede, “Maaşı almadım daha, para yok, yarın alınca veririm” diyor.
Torun, “Ne kadar verirsin” diyor.
Dede, “Devlet ne kadar zam verirse hepsini veririm” diyor.
“Çok çulsuzum dede” kulaklarımda takıldı kaldı.
Çulsuzluk, sözlükte herhangi bir mal varlığına, paraya veya maddi birikime sahip olmama, halk arasındaki tabirle
"beş parasız olma"
veya "meteliksiz kalma"
durumunu ifade ediyor.Temel geçimini sağlamakta zorlanan, varlıktan ve paradan yoksun kimselerin durumunu tanımlamak için halk arasında sık kullanılan bir kelime.
**
Türkiye'de geçen yıl 11 bin 885 kişi emeklilik nedeniyle şehir değiştirmiş.
Ev aldığı için İstanbul'a göç edenlerin sayısı 8 bin olurken, ev alma gerekçesiyle İstanbul’dan giden sayısı 15 bin olmuş.
3 bin emekli İstanbul’a veda ederken, başka illerden bin emekli de İstanbul’a taşınmış.
Yani bir yılda 3 bin emekli gitmiş bin emekli gelmiş.
Yaşanan ekonomik sıkıntılar en çok sabit gelirlileri etkiliyor.
Hayata kötümser açıdan bakmanın ekonomik veya manevi hiçbir getirisi yok.
Negatif bakmanın çözüme de katkısı yok.
Abartılı bir iyimserlikle bakarsak şöyle denilebilir;
İstanbul’da nüfus azalıyor ve gençleşiyor!
**
Gece yarısına yakın bir zaman diliminde eve dönerken geçtiğim sokaklardan birinde penceresi yol hizasında olan giriş katta yaşlı bir kadın yaşıyor.
Geç döndüğümde bu sokağı sık kullanıyorum.
Sokaktan geçen herkesin görebileceği evin perdeleri ve ışıkları sürekli açık.
Odanın bir tarafında pencereye doğru dik biçimde bulunan bir çekyatta yatarken görüyorum sürekli.
Gündüz de muhtemelen pencerenin önündeki küçük kaldırımda gördüğüm plastik sandalyede oturuyor.
Pencere kenarında birkaç tane farklı renklerde sardunya var.
Saksıların hemen yanı başında da bir su bidonu.
Muhtemelen çiçekleri onunla sulayarak gününü geçiriyordur
Yaşlı bir kadın geceleri neden perdeleri ve ışıkları açarak uyur?
Cevabı hüzünlendiren bir soru bu.
**
Yalova Topçular arabalı vapuruna girerken içeride vapuru bekleyen araç sahiplerine mal satan seyyar satıcılara rastlarsınız ve size satış yapmadan ayrılmazlar.
Hepsi bir pazarlama uzmanıdır.
Elinde ortalama 2-3 kiloluk salata torbasını pencereden direksiyon başındaki adamın kucağına bırakırken, “Başka bir yerde bulamazsın. Taze salata hepsi hepsi 300 lira” diyor.
“Yok kardeşim sağol” diyorsun.
“250 olur sana abi akşam pazarı” diyor.
“Almayacağım kardeşim” diyorsun”.
“Haftaya askere gidiyorum abi”
deyince vicdandan yakalıyor seni.Ve satış tamamlanıyor.
**
“Bizim lanet olası hükümetimiz İsrail’i destekleyebilir ama biz Filistin’in yanındayız.”
Diyordu Arjantinli kadın taraftar.Onların da diğer devletlerden ve milletlerden bir farkı yoktu.
“Gerçek Arjantinliler İsrail’i’ desteklemez” diye devam etti kadın taraftar.
Öfkeliydi bütün Arjantinlileri soykırımcı İsrail’den yana görenlere.
Devletlerin politik tavırları ile insanların vicdanlarının farklı tarafta yer alması yeni bir şey değil.
Genelleme ve toptancılık
insanın en temel hastalığıdır.“Suçun şahsiliği” ilkesini sindirmek medeni bir insan olmanın ilk kuralı.
Evrensel hukukun da en önemli ilkesi.
**
Fransa ile İngiltere arasındaki üçüncüyü belirleyecek maç dünya kupasının en bol gollü maçı oldu.
Mahalle maçı gibiydi
iddiasız kaygısız endişesiz.
Çünkü iki taraf da üçüncülüğü önemsemiyordu.
O yüzden de stres yoktu.
İki taraf da kendilerine
üçüncülüğü
yakıştırmıyordu çünkü futbolda ikisi de şampiyonluğun en önemli favorisiydi.İki tarafta da maçı
kazanma hırsı ve kaybetme endişesi
olmadığı için belki de hayatlarının en güzel ve keyifli futbolunu oynadılar.Onlar keyif aldığı için biz de keyif aldık.
Maç aynı zamanda herkese şöyle bir hayat dersi verdi;
Bir
: 4 gol atsan bile havalara girme, rakibi küçümseme, gevşeme.İki
: 4 gol yesen bile ümitsizliğe kapılma, mücadeleyi bırakma.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.