
Ne kadar ilginizi çekmişti bilmiyorum, ama bu gün Arap Baharı ve e-ticaret bağlantısı üzerinden yazmaya devam edecektim. Böyle ciddi konuların “tıklanma”yacağının, tavsiye edilmeyeceğinin, gün boyu üzerinde konuşulmayacağının farkındayım elbet. Lakin ahali sabah akşam sakız çiğnemekten hoşlanıyor diye çam dibi dolaşmayacağımız da bir şekilde öğrenilmiştir herhalde.
Fakat Çarşamba günü vaat ettiğim konuya şimdilik devam etmiyorum. Sebebine gelince… Çarşamba günü biraz sonra bahsedeceğim konu ile ilgili olarak gazetemizin Ankara temsilcisi Abdülkadir Selvi ile konuştuk. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz dedi. Sayın Selvi bir merakı mayalamış olmalı ki gün boyu aynı soru ile karışlaşmaya devam ettim.
Konu; oyuncu-senarist Meral Okay''ın ölüm haberi ile ilgili olarak atılmış manşetler.
Yazının doğru bir yerden okunmasını sağlamak üzere, öncelikle benim için Meral Okay''ın tuttuğu yeri izah edeyim: İkinci Bahar''ın Kasap Melahat''ı, Yedi Tepe İstanbul''un Havva Anası olarak oyunculuğunu severek izledim. Hakiki hikâyenin, hakiki karakteri olarak harika oyunculuk çıkardı.
Sonra kendisini Asmalı Konak''ın senaristi en son da Muhteşem Yüzyıl''ın senaristi olarak gördük. Kıyamet tam da buradan koptu.
Muhteşem Yüzyıl''ı hiç seyretmedim. Bizde tarihi film, tarihi roman; tarihin kendisi olarak algılanır. Nietzsche''den ödünç alarak söylemek gerekirse “Gerçek hiçbir şey yorum her şeydir” söylemi etrafında şekillenir hikâye. Metni inşa eden için de metne talip olan için de, sağcısı için de solcusu için de durum aşağı yukarı böyledir. (Bu satırların yazarı o halde Uzak Ülke romanını nasıl yazdı sorusunu bilahare konu yaparız belki.)
Muhteşem Yüzyıl''ın henüz yayına girmediği sıralarda kızım eve heyecanla geldi. Acele RTÜK''ü aramalıyız. Niye? Tarihimize küfür ediyorlar. Kim küfrediyor? Muhteşem Yüzyıl diye bir dizi. RTÜK''ü aramasına izin vermedim tabii. Post modern zamanların en etkili eleştirisi ilgilenmemektir. Seyretmezsin o kadar.
Fakat Türkiye''de muhafazakâr algının sorunu tam da buradadır. Katılacağı tezlerin işlendiği eserlere mesafeli durur; ama isyan edeceği eserlere karşı fena fil ilgi kesilir. Nitekim öyle oldu. Daha dizi başlamadan ahali böyle böyle bir dizi olacak fısıltısı ile harekete geçirildi. Bu hareketlenmenin, dizinin yapımcılarının işine yaradığına dair Sema Karabıyık pek çok yazı yazdı. Hatırlayın.
Bahsi geçen dizinin tek bir karesini seyretmedim. Neden seyretmedim? Artık TV seyretmiyorum. Misafir gittiğim evlerde seyredilmekte olan diziye şöyle bir göz ucu ile bakmadım. Neden? Öbür dünyada Kanuni Sultan Süleyman''ın alacaklı olmasından korktuğum için. Size çok naif bir hassasiyet olarak gelebilir. Ama benim gerçeğim bu.
Bütün bunları ne yapmalıyız sorusuna cevap olarak ne yapmamalıyız bağlamında söylüyorum.
Meral Okay''ın ölümünün veriliş biçimine gelince...
Uzun bir süredir ifade etmeye çalışıyorum. Türkiye''de taraflar filan yok. Bir şeye taraf olmak için öncelikle ortada bir fikrin bir zikrin olması gerekiyor. Var mı böyle bir şey. Yok.
O taraf bu taraf diye algıladığımız durum adabı muaşeret eksikliğinden kaynaklanan, kamusal kabalıktan başka bir şey değil.
“O kadın öldü.” Bu ifade ile kimi incitmek istiyorsunuz?
İncittiğiniz kim “onlar” mı?
Hayır, ölüm bahsini incitiyorsunuz. Müminin ölüm karşısında çıkarması gereken ibreti incitiyorsunuz.
Yakılma talebini nasıl değerlendireceğiz?
Bu konunun en kısa zamanda bir netliğe kavuşması gerekiyor. Yakılmayı vasiyet eden kişinin vasiyetini hiçe sayarak, cenaze namazının kılınmasında bir tuhaflık yok mu?
Bu cenazeyi kıldıran imam, imamın arkasında saf tutan kişiler için sorunlu bir durum yok mu?
İslami usullerle uğurlanmak istemeyen bir kişiyi, illa İslami usullerle defin etmek İslamiyet''in ruhuna ne kadar uyuyor?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.