“Adam gibi adam Ertuğrul Sağlam”

00:0019/05/2010, Çarşamba
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Futboldan anlamam. Ama hayatı, futbol üzerinden okumayı iki kişiden öğrendim. Birisi İ.Ü.Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü''nden hocam -ki kendisi beni hatırlamaz bile- Prof. Dr. Fügen Berktay, diğeri benden sekiz yaş küçük kız kardeşim Sema Karabıyık.Önce Fügen Berktay''ın hayatıma futbolu nasıl dâhil ettiğinden bahsedeyim. Mezuniyet hazırlıkları içinde çırpınırken 1984 yılında Fügen Berktay''ın İnönü Üniversitesi''nin Sosyoloji Bölümü''nü kurmak üzere fakülteden ayrıldığını duyduk. Aradan birkaç

Futboldan anlamam. Ama hayatı, futbol üzerinden okumayı iki kişiden öğrendim. Birisi İ.Ü.Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü''nden hocam -ki kendisi beni hatırlamaz bile- Prof. Dr. Fügen Berktay, diğeri benden sekiz yaş küçük kız kardeşim Sema Karabıyık.

Önce Fügen Berktay''ın hayatıma futbolu nasıl dâhil ettiğinden bahsedeyim. Mezuniyet hazırlıkları içinde çırpınırken 1984 yılında Fügen Berktay''ın İnönü Üniversitesi''nin Sosyoloji Bölümü''nü kurmak üzere fakülteden ayrıldığını duyduk. Aradan birkaç yıl geçti. İnönü Üniversitesi''ne asistan olarak giden abla ve ağabeylerimiz olduğu için kulağımız Malatya konusunda hassastı. Bir akşam radyodan Malatyaspor''un asbaşkanlığına Fügen Berktay''ın getirildiği haberini duydum. Yıl 1989. Çok şaşırdım. İlk defa bir kadının bir futbol takımına asbaşkan olduğu haberini duyuyordum. Yer yerinden oynar herhalde diye düşünüyordum.

Oynamadı.

Dr. Dilek Yeşilbaş''ın Hakkâri''de taş atan çocuklardan futbol takımı kurmasının heyecanını yaşarken; bu heyecan ile Dr.Yeşilbaş hakkında çıkan yazıları okurken; bir yazının başlığı beni 1989 yılına götürüverdi. Yazıda ''Kadınlar futbola el atsa ne güzel şeyler ortaya çıkacak'' diyordu.

Prof. Dr. Fügen Berktay''ı hatırladım. Onun Malatyasporlu günlerini. Hocam Prof. Dr. Ümit Meriç''i aradım Fügen Hanım''a ulaşmak için. “Ah” dedi Ümit Hanım “bu sene doğum gününü kutlamayı unuttum. Her yıl hatırlardım. Benim de selamlarımı söyle lütfen.”

Prof. Dr. Fügen Berktay her zamanki nezaketi içinde açtı telefonu. Esasında uzun bir söyleşi yapmaktı niyetim. Ama yoğunluğundan dolayı “şimdilik” bu söyleşiyi kabul edemeyeceğini söyledi hoca. Ben yapamasam bile birinin bu söyleşiyi yapmasını çok isterim. Çünkü Prof. Dr. Fügen Berktay''ın Malatyaspor asbaşkanı olarak tarihe tanıklığını çok önemsiyorum. Hayatı boyunca İstanbul''da yaşamış sadece babasının görevi dolayısıyla sekiz yıl İzmir''de bulunmuş bir İstanbul kızının Malatyaspor''a asbaşkan olması sinematografik özellikler taşıyor.

Malatya''ya gitmeyi hoca kendisi istemiş. Marmara ya da Mimar Sinan Üniversitesi''nde çalışması mümkün iken Malatya''yı tercih etmiş.

Malatyaspor''un birinci ligde oynadığı bir dönemde üç asbaşkandan biri olduğu için medya kendisine çok rağbet göstermiş olmalıydı. Geçmişe dönüp bu söyleşileri okumak istiyordum. “Hayır” dedi hoca. “Sadece Yeni Asır gazetesinde bir röportaj yayınlandı.”

Bir sosyologun muhakkak futbol ile ilgilenmesi gerektiğine Fügen Hanım ile ikna oldum. Oldum olmasına ama ben sadece entelektüel olarak futbol sosyolojisine dair yazılar okuyordum. Oysa hayatın içinden çıkarılmış sahnelere ihtiyacım vardı. Bu ihtiyacımı daima Sema Karabıyık karşıladı.

Pazar akşamı Şükrü Saraçoğlu Stadı''nın yanan görüntüleri ekranı doldururken, ekranın bir köşesinde de Bursaspor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam ile yapılan söyleşi vardı. Sakin bir yüz ifadesi ile soruları cevaplarken taraftarlar “Adam gibi adam Ertuğrul Sağlam” diye slogan atıyordu. Bu slogan beni Sema Karabıyık''ın daha önce Yeni Şafak Pazar''da yayınlamış olduğu “Beşiktaş''ın Beyaz Rengi: Ertuğrul Sağlam” yazısına götürdü.

İnternet''te yazı bulmak konusunda bir hayli beceriksiz olduğum için Sema''yı aradım: “Bana yazını gönderir misin?”

4.5.2008 tarihli yazısını gönderdi.

O zaman da çok beğenmiştim yazıyı. Ama iki yıl aradan sonra zamana yenik düşmemiş bu yazıyı hayatın kodlarını çözebilmek için bir defa daha zevkle okudum. Şöyle diyordu Sema Karabıyık yazının sonunda: ''Kendi anlayışımdan ve prensiplerimden taviz vererek şampiyon olacağıma prensiplerimle ve felsefemle mücadelemi sürdürür gerekirse küme düşerim'' diyecek kadar ilkeli Ertuğrul Sağlam. Başarılı olursa yerli teknik adamların önünü açacak. Denizli ve Terim''in yaptığı gibi. Bu aynı zamanda duraklama dönemine giren Türk futbolunun yükselişe geçmesi için de itici bir güç olacak. Ertuğrul Sağlam, kendi ekolünü ve futbol kültürünü oluşturmakta başarılı olursa. Kazanınca içeri aldığı kapının önünde hazır bekleyen bavulunu rafa kaldırmasına imkan verilirse.

Türk siyaseti gibi Türk futbolunun da devamlılık ve istikrara ihtiyacı var. Uzun vadede başarılara imza atabilmek için.