
3 Şubat 2012/11 Rebiulevvel 1433 Pendik Meydanı. Her bir kar tanesi ile göklerden yere inmiş melekler şehri yıkarken içimizi yıkamış mı?
Meydanda dev bir ekran. Boynumuzu kanırtarak bakacağımız yükseklikte.
Ne zaman göğe merdiven kuran reklam panolarını görsem, çocukluğumun Mıstık masalı çıkıp geliyor. Bir fasulye tanesinden yedi kat yukarıdaki devin kapısına varan Mıstık.
Hava latif. Hava temiz. Efendimiz''in dünyayı teşrif ettiği bir geceye hazırlanıyor akşam.
Romantik bir müzik sesi geliyor dev ekrandan. Dönüp bakıyorum
Başörtülü genç bir kadın yanında delikanlı. Değişik zamanların değişik görüntüleri sıralanıyor arka arkaya. Ne olduğunu anlayamadan bir hastane reklamı alıyor romantik karelerin yerini. Yakında başlayacak olan bir dizinin reklamı herhalde diye düşünüyorum.
"Dizilerde türbanlı kadın niye yok sorunsalına" cevap vermek üzere acele kotarılmış bir dizi film. HERHALDE!!!
Hastane reklamının ardından benim "dizi"nin reklamı tekrar dönmeye başlıyor. İnsanlar yavaş yavaş meydanda toplanıyor. Bir iken iki, iki iken dört oluyoruz. On, yirmi, otuz, kırk, elli.
Dev ekranın dibine bir masa konuyor. Masanın üzerinde ahşap bir kutu. Kutunun bir yüzünde kalp şeklinde bir pencere var. Pencerede başörtülü genç kız ile delikanlı.
Balonlar şişiriliyor. Kalp şeklinde kırmızı balonlar. Trabzon ağzı ile konuşan bir kadının heyecanı dikkatimi çekiyor tam o sıra. Başörtülü. Mantosu yere kadar uzun. Yanında siyah bereli 30-35 yaşlarında genç bir kadın. Gözünü dev ekrandan ayırmadan cep telefonu ile konuşuyor. 55-60 yaşlarındaki başörtülü kadın heyacanla soruyor siyah bereliye. "Nerdelermiş, geliyorlarmıymış. Tamam de."
"Tamam" kelimesinin üzerine gitmek gerektiğini düşünüyorum. Soruyorum daha sonra müstakbel kayınvalide olacağını öğrendiğim Trabzonlu kadına. "Ne oluyor? Nedir bu hazırlıklar?"
Hazırlık ya. İki fotoğrafçı, ayaklı kamera. Herşey tam tekmil.
"Oğlum" diyor "biraz sonra burada sürpriz evlilik teklifi yapacak."
Evlilik teklifini anlıyorum da, bu meydanda hazırlanmış "sürpriz" sahnesini anlamakta güçlük çekiyorum.
Meydanda biriken insanlara bakıyorum. Onlar da benim kadar şaşkın mı? Yoksa necip halkım tüketim çarklarının dişlileri arasında yüzüne yapıştırılan "romantik maske"yi fark etmeyecek kadar ânı yaşa temposunda sallanıyor mu?
Siyah mantosunun yakasını leylak rengi kaşkol ile kapatmış, kestane renkli saçlarını atkuyruğu olarak toplamış genç kadına bakıyorum. Onun gökyüzüne merdiven kurmuş dev panoyu seyredişini seyrediyorum bir müddet. Berrak yüzündeki şaşkınlığı harf harf okuyorum. Yaşasın. Bu meydanda benim kadar şaşırmış ikinci bir kişi daha var.
"Ne düşünüyorsunuz?" diye soruyorum kestane rengi saçlı genç kadına. "Şaşırdım " diyor. "Evlilik mahrem bir şeydir."
O sıra söylene söylene giden bir kadın gözüme çarpıyor. Dışarıdan bakınca oğlunun sürpriz evlenme teklifinin heyacanını bütün hücreleri ile hisseden Trabzonlu kadın ile bu söylene söylene giden kadını kategorik olarak aynı tarafa koyuverirsiniz politikacıların, sosyal bilimcilerin, medya mensuplarının her gün her dakika yaptığı gibi. İkisi de başörtülü. Biri Gümüşhaneli biri Trabzonlu.
Söylenerek giden, ki adının Ayten olduğunu öğrendim, "Bu ne ya diyor. Bu ne! Irak parça parça. Filistin kan ağlıyor. Suriye nereye gidiyor. Başımızdan bela eksik değil. Bu ne !"
Müstakbel gelinine yapılacak evlenme heyecanını bütün hücreleri ile yaşayan Trabzonlu kadına gidiyorum tekrar. Oğlun ne iş yapıyor diyorum. İşsiz diyor. Kız ne iş yapıyor. Öğretmenmiş.
Gemi mühendisi işsiz oğlun bu kadar masraf ile evlenme teklifi yapmasına dair bir iki soru sormak istiyorum. Trabzonlu kadın "Çocuklar istemiş. Çocuklar öyle uygun görmüş " diyor Karadeniz kadınının her daim racon kesen ifadesi ile.
"Çocuklar öyle uygun görmüş."
II-
Merak ediyorsun ey okuyucu.O mübarek akşamda ne yapıyordun orada. Hikaye avlamaya mı çıkmıştın. Hikâye avlamaya çıkmamıştım. (Hikaye Avcıları, Acı Deniz kitabımdaki öykülerden birinin adı.)
Lakin tanığı olduğum hikâye beni avladı.
Her ayın ilk Cuma akşamı saat 19:00''da Pendik Mehmet Akif Kültür Merkezi''nde Sosyoloji okumaları yapıyoruz. Her ders tam zamanında vasıl olurken, kandil akşamı tam kırk beş dakika önce vardım. Kader bu ya. Kader ve keder bu ya diye düzeltmeme izin verin cümlemi.
Oysa her şeyi çok iyi idare etmiştim. Meydanda gazeteci olarak sorular sormuş Mehmet Akif Kültür Merkezi''nde pek sosyolog cümleler kurmuştum. Katılımcıların bir kısmının sabrını bile zorlamıştım vaaz vermeyip sosyolojik analiz konusunda ısrar ettiğim için. Bilmiyorlardı ki huzurlarında sosyolojinin mesafesini muhafaza ede ede tasvirler analizler yapan bu kadın, eve gidince ağlayacak. Ben öyle sanıyordum. Bu kederden eve gidince kurtulurum sanıyordum. Ağlar, ağladıkça açılırım sanıyordum.
Ağlayamadım.
"Aşklarına reklam alan" gençlerin hikayesi, bir migren atağı olarak bünyeye dahil oldu.
Haftayı "dindar gençlik istiyoruz/istemiyoruz" tartışmaları ile geçirmiştik.
DİNDAR GENÇLİK Mİ İSTİYORUZ!
Oysa gençleri dindarlar ve dindar olmayanlar diye ayıramayacağımız günlerdeyiz. Gençleri bıraktım. Orta yaşlıları ve yaşlıları bile kıyafetine bakarak anlayamayacağımız günlerdeyiz.
Sayın Başbakanımız ve Sayın Ana Muhalefet Partisi Liderimiz.
İlle ayırmak istiyorsanız gençliği.
İlle "yumurtayı hangi ucundan kıralım" diye münaza-ralar yapmak hevesindeyseniz....
Size sokağın kalbinden, meydanın reklam panolarından haber vermek isterim. Bu haber ile en elverişli, en hakiki en acıtıcı kategoriyi dikkatinize sunarım:
Gençlik ikiye ayrılıyor EVET!
Aşkına reklam alanlar ve aşkına reklam almayanlar.
CHP bindiği araba stop edince ilk İmam Hatipleri biz açmıştık diyor.
AK Parti arabası stop ettiğinde ne diyecek! İlk tesettür moda dergisi bizim zamanımızda çıktı. Bir iken iki oldu. Şehri bir baştan bir başa AVM''ler ile donattık. Gençleri sokaklardan kurtardık vitrinlere bağladık.
Her sokağa bir üniversite açtık. Böylece üniversite mezunu olan ile olmayan arasında fark kalmadı.
Mı diyecek!
Beyler ve dahi hanımlar! Uzun vadede en hakiki müttefik kalpten yapılmış eleştiridir.
Kalbinize dönün.
Bu konu burada bitmez. Devam edeceğiz...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.