Alaturka kadın ile zamane kızı...

00:009/12/2011, Cuma
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Bir büyüğümün eşi kendisi. Yetmişine merdiven dayamış olmalı. Şıkır şıkır bir hanım. Bal dök yala salonları; birbirinden şen şahbaz çiçekleri; ev tarhanasından, reçele, erişteye,turşuya mutfağını bir eski zaman kilerine çeviren maharetli elleri; eşini, çocuklarını,torunlarını kapıda daima şen kahkahalar ile karşılayışı; beş kız torunun beşine birden hazırladığı çeyiz; aniden aramızdan ayrılacaklar için hazırda bulundurduğu kelime-i tevhid hatmi; aldığı kiloların bahşettiği güzellik ile yaşını asla

Bir büyüğümün eşi kendisi. Yetmişine merdiven dayamış olmalı. Şıkır şıkır bir hanım. Bal dök yala salonları; birbirinden şen şahbaz çiçekleri; ev tarhanasından, reçele, erişteye,turşuya mutfağını bir eski zaman kilerine çeviren maharetli elleri; eşini, çocuklarını,torunlarını kapıda daima şen kahkahalar ile karşılayışı; beş kız torunun beşine birden hazırladığı çeyiz; aniden aramızdan ayrılacaklar için hazırda bulundurduğu kelime-i tevhid hatmi; aldığı kiloların bahşettiği güzellik ile yaşını asla göstermeyen çehresi ile alaturka bir kadın.

Evet ,evet alaturka bir kadın. Bu kavram üzerine çok kafa yordum. Kadınlara ait Meşrutiyet dönemi metinlerini gözden geçirirken; alaturka kadınların kendileri gibi olmayan "yeni kadınları" olumsuzlamak için "alafranga" değişleri; alafranga kadınların da "Asla alaturka kadın olmayacağız diyerek "alaturka kadın" kelimesini küfür gibi kullandıkları metinler üzerinden; kadınların, eski kadınlar/yeni kadınlar olarak birbirlerini ötekileştirdikleri metinlere tanıklık ettim.Ki bu konuda en nasipsiz olan Ahmet Cevdet Paşa''nın küçük kızı Emine Semiye Hanım idi.O bütün gücüyle alafranga olmaya çalışırken; çağdaşı olan alafranga kadınlar kendisini pek alaturka buluyordu.

Alaturka kadın derken olumlamak ya da olumsuzlamak üzerinden kullanmıyorum bu tabiri. Kendisi ile barışık, yaşadığı hayattan memnun, kendisine ve sevdiklerine dair hiçbir şüphe ve ama kelimesini barındırmayan bir hal ile daima kendi zamanını yaşaması üzerinden tanımlıyorum "alaturka kadın"ı. Hüznü bilir lakin huzursuz ve melankolik takılmak ona imansızlık gibi gelir.

Günümüzde alaturka kadınların sayısı giderek azalıyor.

Ama durun bir dakika… Konumuz bu değildi. Başka bir şey anlatacaktım.

Bayram tebrikinde bulunmak için aradım biraz önce size takdim etmeye çalıştığım Hanımefendiyi. Laf lafı açtı. O kadar uzun konuştuk ki, ablacığım bu telefonu lütfen bayram ziyareti olarak kabul edin dedim. A olmaz öyle şey dedi. Sen sevaba gireceksin de hani benim sevabım. Anladım ikram bahsini kast ediyor. Üstelik henüz hac ziyaretinden dönmüşler.Zem zem ikram edecek.Latife olsun diye kargo ile gönderirsiniz dedim.Siz zamane kızları çok meşgulsünüz tabi dedi.

Yapmayın ablacığım dedim. Zamane kızı dediğiniz ben yarım asırlık oldum.

Söylediğim havada kaldı tabi. Ekmeğimi pişiriyor muyum? Hiç olmazsa saksıda maydanozumu yetiştiriyor muyum? Kapıya gelen sütçüden aldığım süt ile yoğurdumu peynirimi yapıyor muyum? Derin dondurucuda kendi elimle açtığım mantı,birden bastıran misafir için çıkarılıverecek sarmalar,közlenmiş biberler var m? Yok.Öyleyse sen zamane kızısın.(Oysa ben onunla konuşurken plastik saplı süpürge ile koridoru süpürmüş,yerleri silmiş ve kapıların kenarındaki tozları almıştım.Sabah dörtte kalkmış gazeteye göndereceğim yazıyı yazmıştım demiyorum.Ne gazetesi! Ne yazısı! Bunları söylediğin anda bittin.)

Biz muhabbet ehliyiz ablacığım dedim. Felsefeciden muhabbet ehli mi olur dedi. Öyle düşünürsünüz. Bir işe yarasa bari o kadar düşünmeniz.( Erkek kardeşi ile aynı dönemde farklı üniversitelerde felsefe eğitimi gördüğümüz için o bana felsefeci der daima.)

Burada paylaşamayacağım mevzuları paylaştı. Kendisini sıkıntıya sokan konular. Bu sıkıntıların kendisi ile alakalı olmadığını yaşadığımız zamanın sıkıntıları olduğunu anlattım. Anlattığı her olaya, esasında şuradan bakmak gerekiyor diye bir açıklama getirmeye çalıştım.

İşte o zaman beni çok şaşırtan bir şey söyledi. Hakkını helal et yavrum dedi. Zamane kızı değilsin sen. Yok dedim sizin ölçekte hep zamane kızı olarak kalmaya mahkûmum. Yok, yavrum yok dedi. Sen dert dinliyorsun. Dertliye deva, hastaya şifa cümlelerin var.

Dert dinlemek… Galiba sıkıntılarımızı açmaya/aşmaya buradan başlayacağız. Dert dinleyerek…