
Çocuklarını ısıtmak için saç kurutma makinesini fişe takıp intihar eden Emine Akçay''ın ölüm haberi ile Şirin Payzın''ın 360 deresine konuk olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin''i aynı anda “Okudum”.
İkisini aynı yazıda birleştirme sebebim onlara aynı anda “rastladığım” için değil. Hikâyenin düğümü kadının insani koşullarda çalışması olduğu için.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin alışageldiğimiz bir politikacı tipi değil. Onun için her kesim tarafından seviliyor. İmaja değil hakikate talip. Bu da kendisini samimi ve güçlü kılıyor. Bazı sivil toplum örgütlerinin bakanlıktaki aile vurgusundan rahatsızlığını; güçlü aile bireylerinin güçlü aile kuracağını, güçlü ailenin bireylerini de güçlendireceğini söyleyerek bertaraf ediyor.
Çalışan kadının yıpranmaması için; çalışma hayatını, ailenin sürekliliğini koruyucu bir şekilde kadınların lehine düzenlenmesi gerektiğini her fırsatta ifade ediyor, ki bugün bizim temel sorunumuz budur.
Bir defa şunu kabul etmemiz gerekiyor. Kadın tarih boyunca çalıştı. Çalışmayanlar sadece üst sınıfa mensup kadınlardı. Bir çiftçinin, bir esnafın en büyük yardımcısı daima eşi ve çocuklarıdır. Geçim ekonomisinde zaten üretimin merkezi ailedir.
Yeni olan; sanayi inkılâbından sonra, yani üretim ekonomisi ile birlikte kadının evinin dışında yabancılarla bir arada olarak çalışmasıdır.
Bunun altını neden çizme ihtiyacı duydum?
Geçen haftanın en önemli konularından birisi de, merhum Erbakan''ın büyük kızı Zeynep Erbakan''ın, kardeşleri hakkında açmış olduğu dava idi. Zeynep Erbakan''ın, Balçicek İlter''in programında dile getirmiş olduğu şu cümleye dikkatinizi çekmek istiyorum. Merhume Nermin Erbakan kızının çalışmaması gerektiğini şöyle ifade ediyor: “Çalışırsan sabah sekizde evden çıkmak zorunda kalacaksın. Çalışmazsan 11.00''e kadar uyursun.”
İslami kesimin kadınların çalışması/çalışmaması meselesini konfor düzeyinde ele alması çok yanlış. Dindar bir kadın, örgütlü bir zaman içinde çalışsın ya çalışmasın, vaktini bereketli kılmak zorundadır. 11.00''e kadar uyumak ne demek?
Dindarlar olarak biz kadının çalışmamasını nasıl savunabiliriz? Peygamber Efendimiz kızı Hz.Fatıma validenin hizmetçi talebini reddetmişti. Biz kadınların çalışma hayatını İslami usullere göre yeniden tanzim etmesini konuşmak durumundayız; kadınların 11.00''e kadar uyumasını, evde ekran kuşu olmasını değil.
Kadınlar olarak ve özellikle işverenler olarak kadın çalışanların hayat şartlarını düzenleyici öneriler sunmalıyız.
Kadınların çalışmasını her vesile ile aşağılayanlar; fakir kadınların hayat şartlarını, evlatlarına karşı nasıl boyunları bükük durduklarını biliyor mu?
Çalışan kadın deyince sadece üst sınıf kadınların sorunlarını dile getirmek eleştirmek gibi bir yanılgı içindeyiz. Adana''dan iki çocuk sahibi Emine Akçay''ın hikayesine tanık olduk. Bu tanıklık bebek hediyesi olarak altın emzik götürenleri, kendi çocuğuna altın patik giydirenleri hiç mi etkilemiyor!!!
Eski burjuvalarımız, yeni burjuvalarımız, ah ne tüketirsem burjuva olurum endişesi ile kavrulanlarımız! Emine''nin hikayesinden kendinizi mesul hissetmediniz mi?
Perşembe gününden bu yana saç kurutma makinesini görünce dünya başıma yıkılıyor, altında kala kalıyorum.
İki gündür evinde aş pişmeyen Emine, cebindeki son altı lira ile odun olmaya gitti. Çocukları açtı ve üşüyordu. Oduncu haline acıdı. Para almadı. Bir çuval odun verdi. Ama neden ıslak odun verdi. Emine odunları yakamadı. Sekiz aydır kirasını ödeyemediği evinde, çocukları ısınsın diye saç kurutma makinesini fişe takıp kendini astı.
Oysa Emine''nin evinde yapacak bir işi olsa idi, yokluğun kahrını bu kadar derinden hissetmezdi. Yüzüklere boncuk takardı, tişörtlere boncuk dikerdi. Evde çalışmak emeğin en ucuz değiş tokuşu. Lakin Emine''nin kapısını bir açan olurdu. Gün boyu çalışmasının karşılığında sadece üç kilo patates alabileceğini bilmek bile Emine''yi intiharın pençesinden kurtaracak bir umut olabilirdi. Tarım işçisi Emine çetin kış şartlarında altında işsiz idi. Kaynak ustası kocası da aylarca işsiz kalmış henüz bir işe girmişti.
Her gün ekranlarda lüks ev pazarlayanlar... O lüks evlere bakıp bakıp da kendi evini oduncu kulübesi gibi algılayanlar, Emine''nin hikâyesi size hiçbir şey söylemiyor mu?
Emine''nin hikâyesi sadece Adana''da yaşanmıyor. Hatırlayın. (Hatırlamayacağınızı biliyorum ama...) Samsunda bir bebek açlıktan ölmüştü. Valilerin, kaymakamların elindeki ödenekler nereye gidiyor? Yardımlar, ödenekler profesyonel fakirlere gidiyor. Evet, profesyonel fakirlik diye bir hakikatimiz var.
Profesyonel fakirler gerçek fakirlerin ölümüne sebep oluyor. İyi de yetkililer, pek etkililer profesyonel fakirler ile hakiki fakirleri ayırt edecek kadar sahada dolaşmıyorsa niye oturdukları o koltuklara oturmaya devam ediyorlar!
Bakıyorum da “kadın cinayetleri” olarak kategorileştiren haberlere şehirli yazarlar pek duyarlı. Bir gün bizim de başımıza gelir endişesi taşıyoruz öyle ya.
Açlıktan ölmeyeceğimizden “pek emin” olduğumuz için Emine''nin hikâyesi için gamlanmamıza gerek yok değil mi?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.