Amerikan porsiyonu

00:006/09/2013, Cuma
G: 9/09/2019, Pazartesi
Fatma Barbarosoğlu

Hayatımız Amerikan porsiyonundan payımıza düşecek lokmanın bekleyişinde geçiyor adeta.Porsiyon camın öbür tarafında. Biz, açlar ve çaresizlerle ''burada''yız.Bu kış zor geçecek. Çok zor.Nefret filminden bahsedecektim bu gün size. Nefret filmi eşliğinde bütün dünyada aynı anda artan ilgi ve nefretin ortak objesi olarak Amerikan imajından.Gündemin yoğunluğu beni bu yazıyı yayınlamaktan şimdilik caydırdı.Gündem yoğun demişken en hafifinden en ağırına doğru yol alalım.Kelebeğin Rüyası Oscar için aday

Hayatımız Amerikan porsiyonundan payımıza düşecek lokmanın bekleyişinde geçiyor adeta.

Porsiyon camın öbür tarafında. Biz, açlar ve çaresizlerle ''burada''yız.

Bu kış zor geçecek. Çok zor.

Nefret filminden bahsedecektim bu gün size. Nefret filmi eşliğinde bütün dünyada aynı anda artan ilgi ve nefretin ortak objesi olarak Amerikan imajından.

Gündemin yoğunluğu beni bu yazıyı yayınlamaktan şimdilik caydırdı.

Gündem yoğun demişken en hafifinden en ağırına doğru yol alalım.

Kelebeğin Rüyası Oscar için aday adayı olmuş.

Aday adayı olunca Oscar için yeniden kurgulanmış. Kısaltılmış; şiirselliği ve aşkı ön plana çıkarılmış. Veremli fakir sahneler Amerikan seyircisi göz önüne alınarak kırpılmış.

Lay lay lom. Ya da bim bam bom.

Amerikan seyircisi. Amerikan pastası. Amerikan porsiyonu.

Aman sıkılmasın gezegenimizin zarif ve her şeyin en iyisine layık seçkin halkı.

HALK?

11 Eylül saldırısı sonunda sade suya Amerikalı vatandaş soruyordu: ''Onlar bizden neden nefret ediyor?''

Onlar!

Onlar dediği dünyanın geri kalanı.

Yani sen, ben, hepimiz.

Ama biz kendimizi ''onlar''ın içinde değil de ''biz''in içinde sanıyoruz.

Oysa tek özgürlüğü var dünyanın geri kalanının, Amerikalı gibi davranma özgürlüğü. Nitekim Kelebeğin Rüyası da bu özgürlüğü kullanıyor.

Ana Muhalefet Partisi Mısır darbecilerinden davet almış.

Daveti alır almaz hay hay deyip ayağa kalkmış Suriye''den henüz dönmüş olan CHP''miz. Mısır''da hep beraber Ankara''dan abim geldi şarkısını söyleyeceklermiş. ABİ de ABİ yani!

Orta öğretim sorunu diye bir şey kalmıyor artık!

Nabi Hocamız eğitim sistemindeki değişiklikleri anlatan bir basın toplantısı düzenledi Çarşamba günü.

Süte su kata kata bir hayli seyreltilmiş eldeki mayi için, ne su ne süt demiştim.

Merak etmeyelim. Kovada hiçbir mayi bulunmayacak, hal böyle olunca biz de bu ne şimdi su mudur süt müdür demeyeceğiz. Boş kovanın nesini tartışacağız!

Niye mi bu kadar karamsarım?

Sayın Bakan basın toplantısı yaparken tabletlerin dağıtımının tamamlanması ile eğitimin başlayacağını söyledi. Benim itirazım tam da burada. Tablet ve eğitim noktasında. Sözlü kültürü, yazılı kültürü birbirine bağlayamadan; dijital kültürü, teknolojik gelişmeler eğitimin lehinedir anlayışı ile hükümran ilan etmek.

Durum vaziyet bu merkezde olunca, eğitim sistemimizde Amerikanlaşmayı tamamlamış olacağız. Amerika''da eğitimin en başarısız olduğu kategori orta öğretim.

Fakat ABD''de ilköğretim ve üniversite eğitimi çok iyi. Spor ve sanat için mekan örgütlemesi, zaman örgütlenmesi mükemmel.

Sayın Bakanımızın çizdiği vizyonun gerçekleşmesi için önce zaman ve mekan örgütlenmesinin realize edilmesi gerekiyor. Park yok, spor salonu yok, kültür merkezi yok. Olsun çocukların eline tablet veririz. Benim korkum da bu ya zaten. Ne olacak o tablet ile!

Gözümüz kulağımız Putin''de
!

Başbakanımız G -20 zirvesine katılmak üzere Rusya''ya gitti.

Suriye konusunda Obama''dan çok Putin''in ağzından çıkacak cümlelere dikkat kesilmiş vaziyetteyiz.

Seslensem duyar mısın noktasında olan Putin çünkü. Nitekim dikkati güvencemizdir. Bakınız İsrail''in ''denemelerine'' anında cevap: ''Fark ettik!''

ABD''nin, ansızın gelmeyiz hele rahat ol Beşar mesajları ile altın piyasası coşar, dolar yükselir, silah tüccarları bire bin kazanırken... Birden aklıma Kırım Harbi geldi.

Ne alâka demeyin! Osmanlı''nın sosyal hayatındaki belirgin yozlaşma için Kırım Harbi, ilgi alanımın sınırları içinde merkezi bir öneme sahiptir.

Bilenler bilir de... Gençler için kuşbakışı bir özet sunayım müsaadenizle. Rusya''ya karşı, Fransa ve İngiltere Kırım Harbi''nde bizi destekledi. Müttefikimiz oldular. ABD o zaman da işi ağırdan alıp gönülsüz davrandı.

Sonra ne oldu? Ne olacak bütün gücünü kullanarak, dünyaya kendini kapatmış olan Japonya''nın limanlarını kendi lehine imtiyazlarla ele geçirdi.

Bendeniz dış politikadan anlamam. Stratejiden anlamam. Şu yazacağım satırların bir kıymetinin olmadığının da elbette farkındayım. Lakin gönlüme birikti, o halde birikmiş olanın zekâtı olarak şu cümleyi kurarak huzurunuzdan ayrılayım:

ABD''nin Suriye politikası, B.Lewis''in İyi Müslüman-Kötü Müslüman çatışması üzerinden ABD''ye vizyon sunduğu makalesinin mihmandarlığında göz süzmeye doğru gidiyor gibi...

Set değişti sanki.