
AKP''nin kapatılmaması; Türkiye''nin çoğunluğunda, ki bu çoğunluğun arasında elbette AKP''ye oyunu vermemiş olanlar da var, bir ferahlık duygusu uyandırdı. Türkiye bir dönemeci, yani durduk yere parti kapatma dönemecini de hasarsız değilse bile, en az hasarla geçirdi diye düşünmekte fayda var.
Zamanın olabildiğince hızlandığı ve mekanın tarihin hiçbir döneminde daralmadığı kadar daraldığı şu günlerde, geçmişin tecrübesini yanı başımızda taşımak zorundayız. Ancak geçmişin tecrübesini yanı başımızda taşıyarak kendimizi "kriz aydını" sıfatından kurtarabilmemiz mümkün. Ülkemizi mevsim normallerinin dışında, olağanüstü hal içinde bulunan bir ülke konumundan çıkarabilmek için; öncelikle ne yapmalıyız sorusunu değil ne yapmamalıyız sorusunu sormalı ve buna cevap bulmalıyız.Bu bakımdan Anayasa Mahkemesinin kararı, "ne yapmamalıyız" sorusuna verilmiş ilk cevap olarak not edilmeli.
Ne yapmamalıyız? Parti kapatmamalıyız.
Tanzimat''tan bu yana, Türk aydınları ne yapmalıyız sorusuna cevap aradı.100.yılını kutladığımız Meşrutiyet, kriz aydını diye isimlendirilen bir aydın tipi ortaya çıkardı. Yangının içinde yol almaya çalışan aydın tipi kriz aydını. Epistemolojik kopuşun yürekte ve zihinde açtığı hasar ile yaşamaya çalışan, ıstırabında samimi insanlar benim için her biri. Türkçü, Batıcı ya da İslamcı olmaları noktasından değil ıstıraplarındaki samimiyet noktasından değerlendirmeye çalışıyorum her birini.
Osmanlı aydını yangın içinde ne yapmalıyız sorusunu sormuştu sürekli. Ne yapmalıyız? Durdukları yer ayrı gibi gözükse de ufuk çizgileri aynıydı hem Batıcısının hem Türkçüsünün hem de İslamcısının. O ufuk çizgisidir ya mesela, Batıcı ve Pozitivist Ahmet Rıza''yı batılıların nezdinde Panislamist yapan.
"Ne yapmalıyız?" sorusunu soran dünün aydınları günümüz ile mukayese kabul etmeyecek bir şekilde okuyan yazan kalemlerdi. Maziden fazlasıyla haberdar olmaları, hale katlanmalarını zorlaştırıyordu. Oysa günümüzde kanat önderi niyetine konuşlandırılmış öyle köşe sahipleri var ki; yegane özellikleri hem dünün hem de günün en cahili olmaları. Dünyanın gidişatına fazla kafa yormadan, hiçbir ekonomik sosyal, siyasi değerlendirmeyi göz önünde bulundurmadan sağa sola akıl veriyor; verdikleri akıl olumlu olarak bir işe yaramaz iken, bir kaşık bozuk sütün bir kova taze sütü heba etmesi misali heba ediyor her şeyi.
Meşrutiyet aydını kriz aydını idi. Krizden nasıl çıkılabileceği konusunda kafa yoran, gönül yoran adamlardı. Oysa günümüzde, medyada konuşlandırılmış, kaşığında, son kullanma tarihi çoktan geçmiş sütü muhafaza edenleri, çatısı altında toplayabilecek olan yegane isim krizci aydın. Dünyaya karşı söyleyebilecek hiçbir sözü ve duruşu olmayan bu insanlar, ancak kriz ortamlarının yüksek heyecanından istifade edip, holigan tutumlarıyla kendilerine taraftar toplayarak var olabiliyorlar.
Anayasa mahkemesi ne yapmamalıyız sorusuna kendi cevabını verdi. Demokrasi taraftarı olan bireyler olarak bizler; kendimiz için, grubumuz için,cemaatimiz için ve ülkemiz için "ne yapmamalıyız?" sorusunu sormalı ve bulabildiğimiz cevapları hayata geçirmeliyiz. Evvela krizci aydınları, edebi kamunun dışında tutabilmeliyiz. Söylediklerini, krizcidir ne yapsa yeridir diye diyerek hiç ciddiye almadan imha etme basireti göstermek zorundayız.Krizci aydınların mamullerinden beslenenler için de aynı tavrı engin bir gönül ile gerçekleştirmeliyiz.
Terör hızını iyice arttırmışken; kaosa katkı olabilecek her türlü cümleden kendimizi korumalıyız. Bahsettiğim ince bir çizgi. Hem terörde hayatını ve yakınlarını kaybetmiş olanların acılarını ta yüreğimizde duymalıyız hem de umutsuzluk salgınından öncelikle kendi aklımızı ve kalbimizi korumalıyız. İyi şeyler yapacak, yaptığını en iyi şekilde yapacak pozitif enerjinin oluşmasının sadece ve sadece bizim emeğimizle ortaya çıkacağına bütün gücümüzle inanmalıyız. Komplo teorilerinin ve senaryolarının günlük hayatın pozitif enerjisini tüketmesine izin vermemeliyiz.
Türkiye''yi kocaman bir resim olarak düşünelim.Ve bu resimde kendi tuttuğumuz yeri görelim.Unutmayınız ki, resmin berraklığı ve mükemmelliği aynı zamanda bizim kendimizi berraklaştırmamızla mümkün.
Öncelikle ve özellikle müminler, dağ başlarındaki pınarlar kadar berrak olmak zorunda. Hile ve komplonun yolunu ancak berraklık ve şeffaflık keser.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.