Anlamak affetmektir...

00:0023/10/2013, Çarşamba
G: 9/09/2019, Pazartesi
Fatma Barbarosoğlu

Anlamak affetmektir.Anlayamayanlar affedemez.Affedemeyenler, hayatı beyhude bir yük gibi taşırlar kalplerinin üstünde.Kur"an-ı Kerim bize akleden kalp olmayı öğütler.İntikam ve öfke kalbin üstündeki taştır ve kalbin akletmesini engeller.Pazartesi günü yayınlamış olduğum yazıya çok latif ve çok şedit yorumlar geldi. Bu böyledir. İnsanın olduğu yerde aykırı sesler çıkacaktır. Değil mi söz ortaya konmuştur kabul eden de olacaktır reddeden de.Lakin sorun şu ki, reddedenlerin cümleleri komplo teorilerine

Anlamak affetmektir.

Anlayamayanlar affedemez.

Affedemeyenler, hayatı beyhude bir yük gibi taşırlar kalplerinin üstünde.

Kur"an-ı Kerim bize akleden kalp olmayı öğütler.

İntikam ve öfke kalbin üstündeki taştır ve kalbin akletmesini engeller.

Pazartesi günü yayınlamış olduğum yazıya çok latif ve çok şedit yorumlar geldi. Bu böyledir. İnsanın olduğu yerde aykırı sesler çıkacaktır. Değil mi söz ortaya konmuştur kabul eden de olacaktır reddeden de.

Lakin sorun şu ki, reddedenlerin cümleleri komplo teorilerine kapı aralıyor.

Mesleki olarak mesul olmayanların kendilerini komplo teorilerinden mezun etmelerini tavsiye etmek isterim âcizane.

Komplo teorileri her faninin sorumluluk alanına dâhil değil...

Lakin anlamak ve anlamlandırmaya çalışmak her faninin boynuna takılmış bir mesuliyet kolyesidir.

Hatırlayacaksınız, THY"nin kaçırılan iki pilotunun ve hükümetin tavrını "bekleme estetiği" üzerinden değerlendirmeye çalışmıştım pazartesi günü.

Gün boyunca bulunduğum ortamlarda sabır ile "bekleme estetiği" üzerine tefekküre vesile olduğum için teşekkür aldım.

Hatta değerli arkadaşım Prof.Dr.Ayşen Gürcan ile sabır ile tahammül arasında kurulan yanlış ilişki üzerinden derin bir muhabbete daldık.

Genellikle sabır ile tahammül arasında bağ kuruluyor bu bağ ile sabır, sabır olmaktan çıkıyor.

Sabır bekleme estetiği üzerinden yeşerir. Zahirdeki sebeplere takılmayarak batındaki anlama odaklanarak "bulma" temrinidir sabır. Başkasına tavsiye edebileceğimiz bir davranış değildir sabır. Kişi sabrı ancak kendi nefsine telkin edebilir. Sabır beklemenin en estetik halidir.

İkisinin de adı Murat olan pilotların tavrından niye bu kadar etkilendiğimi soranlar oldu.

Hükümetin "kurtarma politikası"nı estetik üzerinden yorumlamamı tuhaf ve "anlaşılmaz" bulduğunu söyleyenler de.

En çarpıcı olan ise ahlak tamam da estetiği anlayamadım diyen okuyucularımın tavrı.

Sorunumuz tam da budur!

Ahlak ayrı estetik ayrı bir kod değil. Fahri kâinat Efendimiz, "Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim" buyurur. Ahlak ile güzellik aynı cümlenin içinde ayrılmaz bir ikilidir. Ve güzellik estetiğin meselesidir.

Yazıyı severek okuyanlara da, tuhaf bulduğunu söyleyerek yorumlarını paylaşanlara da teşekkür ediyorum. Böylelikle yazma ve okumayı aktif hale getiriyor, bu vesile ile birbirimize kelimeler üzerinden ışık tutmuş oluyoruz.

Yorumlar demişken en çarpıcı yorum bir doktordan, Süleyman Bey"den geldi: "Dün onları dinlerken şöyle düşünmüştüm, pilotlar onlara bedenen esir düşmüş ama onların gönlünü esir etmiş ."

Süleyman Bey"in sosyal medya üzerinden yaptığı bu yorumu okurken radyoda Murat Akpınar"ın rehin tutuldukları köyde muhabbetin mayasının nasıl kabardığını anlattığı cümlelere kulak vermekteydim:

"Biliyorum şu anda beni izliyorlar çünkü ben az önce onların babasının gelişini izledim. Karşılıklı olarak herkes yuvasına kavuştu. Buraya gelirken büyük bir camia ve bir aile bizi ağlayarak gönderdi."

Başlarken söylemiştim... Anlamak affetmektir. Kaptan pilot babalarına kavuşmak için son çare kendilerini kaçıranları nasıl derinden kavradığını, onlar ile nasıl yekdil olduğunu ifade ediyor bu cümlelerle.

Neden ben, neden biz demiyor, çaresizliğin dilini çözmeye çalışıyor.

Wittgenstein "Dil dünyayı resmeder" der. Pilotlarımızın dili tam da ruh dünyalarının ışığını ve ümmet bilincini resmediyor.

Müsaadenizle tekrarlayacağım: İçinde bulunduğumuz coğrafya, içinde bulunduğumuz zaman bizden rikkat ve dikkat bekliyor.