
Düğün törenlerinde, “Kızın ablasından bir sarı burma bilezik, görümceden telkari gerdanlık, dayısından beşi bir yerde” diyen “sunucu”nun bütün salonu hediye takma yarışına çağıran sesi ile okumuş yazmışlar ve burjuva görgüsünü içselleştirmiş şehirliler olarak alay ederiz. Dizi filmlerde, parodilerde çok sık rastladığımız eğlencelik sahnemizdir bu durum.
Geline ne takıldığı, el âlem ne der baskısı altında temel meselelerimizdendir. Hele de altın fiyatlarının istikrarsız yükselişine tanık olunan zamanlarda. Geçtiğimiz yaz ederi on lira olan çeyrek altınlara dair yapılan haberleri ve yeni evli çiftin çeyrek altınları kuyumcuda bozdurmaya kalkınca yaşadığı hayal kırıklığına dair yapılan haberleri hatırlayınız. Hediyelik bilezik anlayışı vardı ama, altın fiyatlarının ani yükselişi hayatımıza bir de hediyelik çeyrek altın gerçeğini dahil etti. Hediyelik bilezik ne mi diyorsunuz? Bir kuyumcuya gidip bileziklere bakacaktım dediğinizde alacağınız ilk cevap Hediyelik mi olacaktır. Hediyelik, görüntü olarak kavi, paha olarak hafif bilezikler için kullanılıyor.
Bütün yurdun ağır iklim şartlarına girdiği şu günlerde nerden çıktı bu düğün dernek, hediye cümleleri diyorsunuz. Acele etmeyiniz. Konu tam da ülkenin girdiği ağır hava şartları ve Van''da sürdürülebilir hayat şartlarına henüz kavuşamayan vatandaşlarımızla ilgili.
Depremin hemen ertesinde; sosyal medyada, ulusal kanallarda tıpkı taşra düğünlerinin “Kızın ablasından bir burma bilezik, dayısından beşi bir yerde“ yarışını hatırlatan ortak televizyon programları oldu. Bütün Türkiye ekran başına kilitlenmiş, “Aman ne bağış yapıldı, ne bağış yapıldı” diyerek gönlümüzü serinletmiştik. ”Ağanın eli tutulmaz diyerek” ünlü kişilerin, herkesi Van''da atan yürek olmaya çağırdığı canlı yayında, milyon dolar bağışlar yüreğimizi hoplatmış, hepimiz Van''dayız hepimiz Van''lıyız heyecanını mayalamıştık.
Kendimizi beğenmelere doyamadık birkaç gün, birkaç hafta. Sonra... Sonrası çok veren maldan olur hikâyesine dönüştü. Fakirin “armağanı” attığı SMS''lerle anında yerine ulaşırken, zenginin gönlünün olması için epey bir zaman geçti.
Onca yardım yapıldıysa neden Van''da sürdürülebilir hayat şartlarının henüz oluşturulamadığı konusunda eleştiriler birbiri ardına dile getirilmeye başlanınca, canlı yayın performansının defoları ortaya çıktı. Programlar yayınlandıktan 5 gün sonra, ekranda vaat edilen miktarın ancak 3''te biri toplanabildi. Aradan üç ay geçmesine rağmen durum değişmedi.
Canlı yayında milyonların önünde milyon dolarlık vaatte bulunanlar, bağışta bulunacak iradelerinin olmadığı üzerinden vaatlerinden kurtulmaya çalışıyor. Bağış yapmaktan cayanlar arasında, iki bahane dikkat çekici: Birisi o sıra sarhoştum diyor ötekisi firma benim değil amcamındı.
Kızılay ve Başbakanlık Afet Koordinasyon Merkezi , bağış vaat edenler için ek süre tanıdı. Bu ek süre içinde vaatte bulunanlar sözlerinde durup bağış yapmaz ise isimleri kamuoyuna ilan edilecek.
İşte o zaman durum, bağış yapmanın şerefinden, “şerefsizler”in yapmadığı bağış boyutu olarak kamuoyunun gündemine girecek.
Çarşamba günü konuyu “liberal lütuf” kavramı eşliğinde düşünmeye devam edeceğiz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.