
Rövanşist duygulara hayatım boyunca hiç sahip olmadım. Ama ne manaya geldiğini bilirim. Çünkü Heidegger''den mülhem öznenin kişisel tarihinin rövanşını kamusal dil üzerinden almaya kalkması çalışma alanımın hudutları içinde.
Öznenin kişisel tarihi deyince… Ne Abdullah Gül ile karşı karşıya gelmişliğim var ne iltifatlarına maruz kalmışlığım. Yazarlar böyle başlıyorlar biliyorsunuz. Eşini de çok severim, geçenlerde bir araya geldiğimiz sabah kahvaltısında diyerekten… Esasında ne kadar yakın olduklarını. Sık görüştükleri üzerinden beyan edip. İktidar ile aralarındaki mesafeyi, cm üzerinden dillendirme çabalarıyla.
Rövanşist duygular filan. Ne rövanşı!!! Hayrunisa Gül''ün başörtüsü benim için sadece bir yük. Yük! Çünkü çağı anlamaya çalışmam ama en çağdaş benim! Hem somunum bütün hem karnım tok olsun diyenlerin dünyasında 90 cm''lik bir kumaş özenin kişisel yetersizliklerini ifade etmeye kalktığı hedef tahtası olmaya devam edecektir. “Çankaya''da bir türbanlı gördüm” repliğine sıkıştırılmış bilumum yapay korkularla, Türkiye tedirginlik zamanına hapsedilmeye çalışılacaktır. Birileri çıkıp bizim yapay korkularımıza niye teslim olmuyorsunuz diye bizi rövanşist duygulara sahip olmakla itham edecek. E, bizde aslolan korku, demokrasi hiç bir şeydir diye razı olacağız.
Razı değiliz… Benim için Çankaya''da başörtüsü bir başka açıdan da yük. Tekrarlamayacağım. Aylar öncesinden söyledim ve de neredeyse hepiniz ezberlediniz! Başörtüsü meselesi olunca AK Parti ile hukukumuz, ateşinden ısınmadık dumanından gözümüz kör duygusunda sabitleniyor.
Beni bu yazıyı yazmaya iten sebep, Abdullah Gül karşıtı olabilmek adına bilumum psikolojik, sosyolojik, irticai taktiklerin devreye sokulmuş olması.
Şaşırarak görüyorum ki pekçok kalem “dün dündür bu gün bu gündür” cümlesinin yol göstericiliğinde uçuyor. En çok Abdullah Gül''ün adaylığının Tayyip Erdoğan''a haksızlık olacağını söyleyenlere şaşırdım. Bu mahfilden en gür ses Mahir Kaynak''tan çıkıyor. Devlet kuşu herkesin başına konmaz diye sesleniyordu, STV ekranlarından Mahir Kaynak. Ancak zor zamanlarda her şeye rağmen karar verenler kahraman oluyordu. Abdullah Gül''ün üstünü çizerek kahramanlığını pekiştirmesini salık veriyordu Kaynak.
Nisbeten frekansı düşük bazı itirazlar yine sözüm ona Tayyip Erdoğan''dan yana ibre oynatır gibi görünerek, kendisine haksızlık yapıldığını ve bu haksızlığı Türk halkının içine sindirdiğini söylüyor. Cumhuriyet yazarı gibi son anda aman “Tayyip olsun” diyenler hiç de az değil.
Türk halkı ile Erdoğan''ın teşrik-i mesaisini eleştiri konusu yapanlara hatırlatalım: Yani birileri o olmasın dedikçe Erdoğan pekala olmayayım diye kenara çekilmek durumunda kaldı da, Türk halkı bunu mu içine sindirdi!
Yapılan bütün araştırmalarda halkın, Turgut Özal tecrübesini “doğru” hatırlayarak, Çankaya''nın Erdoğan için fazla hareketsiz ve dar bir alan olduğuna inandığı yönünde. Üstelik yine ANAP tecrübesini hanesinde kayıtlı tutarak, Erdoğan faktörünün AK Parti için en önemli hayat kimyası olduğu; Çankaya''ya çekilen Erdoğan ile birlikte partinin gücünü kaybedeceğine inanıyor AK Parti seçmeni.
Bütün bunlar hiç hesaba katılmadan, sadece Deniz Baykal ve avanesi istemiyor diye Erdoğan''ın Cumhurbaşkanlığı''ndan feragat etmesi söz konusu olabilir mi? Her aşamada Turgut Özal ile tekrar tekrar mukayese edilen Erdoğan''ın, “Adayımız, Abdullah Gül kardeşim” diyerek AK Parti''nin cumhurbaşkanı adayını ilan edişini kalem erbabı unutmuş ve doğru okumuyor olamaz. Başka hesaplar var ve bu satırların yazarı o başka hesapları “okuyamıyor”. Okuyamıyor çünkü harfler eğri büğrü. Okunabilen tek durum, Abdullah Gül''ün adaylığının; e muhtıralar ile birlikte bir efsaneye dönüşmüş olması. Nitekim Mustafa Özel Anlayış (Ağustos sayısı) dergisinde bu durumu 4. Anadolu ihtilali olarak isimlendiriyor. Halkın kabulünün baskıya direnç oluşturma üzerinden kendini göstermesine en iyi ipuçlarından birisi, seçim rakamları ve cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinin etkileri üzerine Prof. Dr Yılmaz Esmer''in yaptığı son araştırma. Halk, iktidar partisinin uğramış olduğu her türlü yıpranmayı, cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında uğramış olduğu haksızlıkları göz önünde bulundurarak parantez için almayı tercih etti. Başka bir değişle iktidarın yıpranmışlığını tamir etme yoluna gitti halk.
Abdullah Gül, AK Parti adayı olarak değil de kendi isteği ile adaylığını açıklasa idi, bu AK Parti için sonun başlangıcı olurdu ki, korkulan olmadı. Başbakan''ın açıklamış olduğu ''birden fazla aday ile girebiliriz'' cümlesi Özal taktiği olarak yerini buldu. Bu vesile ile eteklerdeki taşlar döküldü..
AK Parti lider karizması üzerinden halk nezdinde karşılık bulan bir parti. Liderin karizması ise imajdan beslenmiyor. Liderin karizması hakikatten besleniyor. Hakikatin yara aldığı noktada karizma biter.
Kalbi olan herkes Abdullah Gül''ün son iki aydır yaşadıklarına tanık oluyor. Yapılan itirazlar bir incir çekirdeğini doldurmuyor. Yapılan itirazlar çocuk inadını aşmayan mızmız bir mizaçtan öte ipucu vermiyor. Ortada rasyonel bir itiraz bile yok! Subjektif kriterler subjektif kriterlere karşı adıyla bir düello sahnelenmeye çalışıldı. Başörtülü vekil eşi çetelesini düello daveti olarak almakta fayda var
Daha dün eşinin başörtüsünü diline dolayanlar, bu gün hayır başörtüsü hiç mesele değil diyerek Abdullatif Şener''e uzanan bir adres gösterme girişiminde bile bulunuyor. Konuşulan dil''in izah edici değil, anlam örtücü özelliğine muhatap oluyoruz. Çok şey söyleniyor gibi ama hayır hiçbir şey söylenmiyor. Abdullah Gül karşıtı olanlar çok şey biliyormuş gibi davranıyorlar. Gaipten mesaj alan büyücü edası hâkim adeta. Bir şey olacak ve biz size dememiş miydik repliğini en esaslı şekilde tekrar edecekler. Neden bir şey olacak?
Nasıl bir gizli emellerin Abdullah Gül''üne muhatabız ki, Başbakan iken, Dışişleri Bakanı iken yapmadığı bütün o “hain planları” şimdi Çankaya''da yapıverecek.
Esasında korkması gerekenler AKP''liler değil mi? Önlerinde Özal-Yılmaz, Demirel-Çiller anlaşmazlıkları var iken. Ki bu anlaşmazlıklar esasında her iki partiyi de sona götüren başlangıçlar hükmündeyken!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.