
Yıllar sonra karşılaştığım bir okul arkadaşım “Yazılarını okuyorum. Köşende yayınladığın mektuplar çok güzel. Sahiden o kadar güzel mektuplar alıyor musun?” diye sordu.
Sahiden “o kadar güzel mektuplar” alıyorum. Prensip olarak mektubun sahibinin ismini değil sadece baş harflerini veriyorum. Bunun iki sebebi var: Bazen okuyucunun mahrem alanını korumak için gerekiyor bu durum. İkincisi bazı kurum ve kişiler, “köşemi” “Madem kamuya açık benim şu mektubumu da yayınla” diye baskı kurmaya çalışıyor. İsimlerin sadece baş harfleri yayınlandığında bu baskıların azaldığını tecrübe ettim.
Aşağıda okuyacağınız satırlar bir okuyucuma ait yine. Okuyucu mektupları ile birlikte kadınların çalışması meselesini “şimdi ve burada” olarak ortaya koyuyoruz. 21. Yüzyıl''da sorunlarla başa çıkabilmek için o sorunlara muhatap olan kişiler olarak birbirimizin duygularını, tecrübelerini dikkate almamız gerekiyor
Mektubu özellikle erkek okuyucularımın dikkatle okumasını tavsiye ediyorum.
Eskişehir''de yaşayan ve otuz yaşında bir bebek annesi olan değerli okuyucumun mektubu şöyle:
“Çalışan bir bayan olan annem; bebeği ve kendi için işini bırakan ben; kadının çalışmasıyla ilgili yazı dizinizi merak ve ilgiyle takip ediyoruz. Üzerinde çokça düşündüğüm bir konunun böyle detaylıca ele alınması beni de şevke getirdi. Düşüncelerimi, sizinle, uygun görürseniz okuyucularınızla paylaşmak istedim.
Ekonomik özgürlük yönünden bakarsak iki uç noktanın altını çizmek istiyorum:
1- Bankamatikten para çekmeyi bilmeyen, maaşı eline geçmeyen kadınlar var.
2- Maaşı saçına, başına yetmeyen kadınlar var.
Ve bu ikisini arasında yüzlerce değişik profil var.
5 yıl boyunca kamuda çalıştım, kadınları gözlemledim. Gözünün çapağıyla soluğu kuaförde alan; poğaçayla kahvaltıyı geçiştiren; öğle ve akşam yemeğini dışarıda yiyen; neredeyse bir giydiğini bir daha giymeyen; çocuklarına ilgisini onlara pahalı kıyafetler almak olarak ortaya koyan; kadınların çalışması aile için kâr değil zarar getiriyor. Bakıcı, kreş ve gündelikçi ücretlerini saymıyorum bile.
Diğer taraftan da tarhanasını, turşusunu, makarnasını, kısacası kışlığını yazlığını kendi hazırlayan, evini kendi temizleyen, misafirini evde kendi yaptıklarıyla ağırlayan çalışan kadınlarımız var.
Başörtülü kadının çalışmasına gelince... Dindar kesim mesai saatlerinde başını açan kadını kâfir ilan ederken; iş arkadaşları yeni haliyle bile kadını kabullenmemekte, ötekileştirmekte.
Durum bu merkezde olunca ne yapmak gerekiyor?
1-Kızlarımız eğitimli olmak için okuma ama meslek seçerken iş hayatında nelere tahammül edeceklerini, hangi çalışma düzeninin kendilerine uygun olacağına dikkat etmeliler.
2-Özellikle kadınları ilgilendiren mesleklerde yer almalılar. Kadınlar eşitlik adına, feminizm adına “Biz de varız, her işi yaparız” diye çıktıkları arenada, fıtratlarını hiçe sayarak koşturdular. Yorulup da arkalarına dönüp baktıklarında, kadınlara ait mesleklerde erkeklerin hüküm sürdüğünü gördüler.
3-Seçtikleri meslekler kendilerini bir alana hapsetmemeli; kamu, özel, yarı zamanlı, evde çalışma imkânlarının olup olmadığını araştırmalılar.
Ben yarı zamanlıdan ziyade evde çalışmayı önemsiyorum. ABD''de “Baby at Work” uygulaması revaçta çünkü bebeği yanındayken çalışan annenin verimi daha yüksek oluyor. Ben “Mom at Home” uygulamasının başlamasını dilerim. Anneler eve dönsün! Nitekim teknolojik imkânlar sayesinde ofise gidip gelme kalkacak gibi gözüküyor. Günlerinin yarısı yolda geçen kadınlarımız için evde çalışmanın daha uygun olacağı kanaatindeyim.
Evde kocaya boyun eğmeyen, hoşgörü göstermeyen kadınlar, işyerlerinde patronların, amirlerin kölesi oluyor. Evde çalışmayla bu tezat ortadan kalkar diye düşünüyorum.
Çocukların gözünden bakınca...
Annem biz ortaokula giderken memuriyete başladı. Onun için ev hanımı ve çalışan anne arasındaki farkları çok iyi biliyorum.
İnsan kaç yaşında olursa olsun kapıyı annesinin açmasını, sıcak yemek kokularıyla kucaklamasını istiyor.
Annenin kendindeki cevheri fark etmesi ve iltifat görmesi de çalışma hayatıyla oluyor.
Bu ikisinden yola çıkarak;
Çocuklar büyüyene kadar annenin evde çalışması, çocuklar büyüdükten sonra da yarı zamanlı ya da haftanın 2-3 günü çalışmasını uygun olduğunu düşünüyorum.
Çalışan kadın zamanı kullanmayı biliyor, erken kalkıyor, planlayarak günü geçiriyor. Genelde de daha tutumlu oluyor şayet hak ederek ve alın teriyle parayı kazanıyorsa.
Evlenmeden ve çocuk sahibi olmadan genç kızlarımızın ve yeni evli bayanların mutlaka tam zamanlı iş hayatı tecrübelerinin olması gerektiği kanaatindeyim.
Yemek yapmak, bulaşık ve çamaşır yıkamak için evde oturmanın kimseye bir şey getirmeyeceğini herkes biliyor. Ev kadınlarının abarttığı gibi de değil artık ev işleri. Ekmek hazır, bulaşık-çamaşır makinede, tarla yok, hayvan yok. Geriye taş çatlasın 2-3 saatlik iş kalıyor. Ama yazınızda da vurguladığınız gibi 11''de kalkılırsa işler yetişmez. Müslüman kadın Bülent Akyürek''in ifadesiyle “öğle namazına nasıl kalkılır” ın derdindeyse vay haline...
16 yıl bu devletin sıralarında oturmuş, eğitim görmüş biri olarak özellikle tahsilli kadının çalışmasını önemsiyorum. Kendini ve ailesini yıpratmadan, kendine ve ailesine zaman ayırarak, gelişerek ve geliştirerek çalışmasını istiyorum.
Haftada 5 gün 8''er saat çalışırken bile kendime vakit ayırdım. Kitaplar okudum, radyo programları yaptım ve yazılar yazdım.
Şimdi bebeğimle de aynı şeylere devam ediyorum. İkinci kitabımı yazdım. Radyo programlarına devam ediyorum. Kızım ilk başlarda bilgisayarla oynasa da artık alıştı o yanımda oyuncaklarıyla oynuyor, ben yazılarımı yazıyorum. Akşamları eşim kızımla ilgilenirken ben gün içinde yazdıklarımı kontrol ediyorum. Bana çalışıyor musun diye soranlara “Evde çalışıyorum” diye cevap veriyorum.
Evde çalışan kadın da, evdeki kadın ve işteki kadın gibi saygıyı hak ediyor. Beylerin bu statüyü kabullenmelerinin fazla zaman almayacağını umuyorum.”
F.B.Y.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.