Başörtüsü siyasi bir simgedir! Tekrar/Bir daha/Dön başa

00:0018/01/2008, Cuma
G: 29/08/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Aşağıda okuyacağınız satırları 4 Haziran 1999''da yayınlamıştım. Şimdi bir daha. Buyurunuz. Karşı tarafın açmış olduğu her taarruzdan sonra cephe değiştirmeye kalkan Müslümanlar, şimdi de başörtüsünün siyasi bir simge olmasından vazgeçmiş görünmekteler ve hatta böyle olmadığını ispat etmek üzere bin dereden su getirme mecburiyeti altında bitap düşmektedirler. Harcanan emek boşunadır. Başörtüsü SİYASİ bir simgedir. Ama laikçi zihniyetlerin zapt etmeye çalıştıkları manada bir siyasi simge değildir.

Aşağıda okuyacağınız satırları 4 Haziran 1999''da yayınlamıştım. Şimdi bir daha. Buyurunuz. Karşı tarafın açmış olduğu her taarruzdan sonra cephe değiştirmeye kalkan Müslümanlar, şimdi de başörtüsünün siyasi bir simge olmasından vazgeçmiş görünmekteler ve hatta böyle olmadığını ispat etmek üzere bin dereden su getirme mecburiyeti altında bitap düşmektedirler. Harcanan emek boşunadır. Başörtüsü SİYASİ bir simgedir. Ama laikçi zihniyetlerin zapt etmeye çalıştıkları manada bir siyasi simge değildir. Büyük harfle yazmamız gereken bir siyasetin sembolüdür başörtüsü. Ve bizim büyük harfle yazacağımız SİYASET insanın yeryüzündeki duruşunu ilahi kaynaktan aldığı emirler çerçevesinde anlamlandıran bir ilkeler bütünüdür.

Müslümanların itiraz etmesi gereken başörtüsünün SİYASİ bir simge olarak gösterilmesi değil, bir parti simgesi olarak gösterilmesi olmalıdır. Bu bakımdan başörtüsü bir siyasi partinin simgesi değildir. Maksadı hakikate ulaşmak olan her fert de zaten bunun böyle olmadığını bilir. Çünkü gerek büyük şehirlerde, gerekse kırsal kesimde her partinin başörtülü seçmeni vardır. Dün vardı bugün de var. Fakat yarın da olacak diyebilmek için bugünkü atmosfer çok uygun görünmüyor. Çünkü bir tarafta esasında böyle olmadığı halde bütün başörtülüler benim bahçemin ürünüdür diyen bir siyasi parti bulunmakta; diğer tarafta başı örtülülerin hakkını korumayarak başörtülüleri bir partinin kaderini yaşamaya maruz bırakan birkaç parti bulunmakta. Çünkü her iki taraf ta başörtüsünün bir yere sıkıştırılmasından siyasi rant elde etmeye çalışmaktadır. Çünkü bütün kesimlerin vizyonsuzluğunu başörtüsüne gösterdikleri tepkiler örtmektedir.

Başörtüsünü bir partinin simgesi olarak tanımlayıp, başörtüsü siyasi simgedir diyenlerin; aynı siyasi simgenin siyasetin odak noktasından, siyasi temsilin meşrulaşmış müessesesinden; "Dışarı, dışarı" tempolarıyla atılmaya kalkılmasını akıl ve vicdan sahibi her fert anlamakta güçlük çekmektedir. Çünkü gündelik siyasetin girmesinin mahzurlu olduğu yer camidir. Camiye başörtüsü ile girmek (üstelik camiye başörtüsüz girilemez) sakıncalı görülmezken; siyasetin konuşulduğu, siyasetin kaynatıldığı bir müesseseye "siyasidir" tespitinden yola çıkarak, başörtüsünün tehlikeli görülmesi nasıl mantıkileştirilmektedir?

Üstelik siyasi simge kadınların kılık ve kıyafeti ile ilgili olduğunda kıyamet kopmakta ve fakat pekâlâ kişilerin dünya görüşünü belli eden ve bu manada siyasi simge olarak görülebilecek "bıyık" Meclis dışı görülmemektedir. Bu noktada bıyıksızlık bile çözüm değildir. Çünkü bıyıklıların, bıyıklarının modeline göre bir siyasi görüşü temsil ediyor olmaları gibi bıyıksız olanların temsile kalktıkları "liberallik" de siyasi bir görüştür. Öyleyse herkese bıyıksızlık mecburiyeti getirilmediği sürece her bıyıklı, bıyığının biçimine göre siyasi tavrını belli etmektedir. Herkese bıyıksızlık mecburiyeti getirildiğinde özel alana müdahale söz konusu olacağına göre zaten konuşulacak bir şey kalmıyor.

* * *

1999''da, herkese bıyıksızlık mecburiyeti henüz bu kadar baskın değilken yazmış olduğum satırları, ben dahi şimdi acı bir tebessümle okudum. Bugün bıyıksızlık pek ala pek çok müessesede mecburi hale getirildi.

Bir müddet sonra bütün başörtülülerin oylarını bu gidişle tek partiye veriyor olacaklarını öngörmüşüm. Yanılmış mıyım? Hayır. Tam da o zaman belirttiğim gibi diğer partiler, ANAP, DYP, CHP, MHP adeta başörtülülerin dertlerine kulak tıkar bir tutum üzerinden vizyon belirledi. RP/Fazilet/Saadet başörtüleri vitrin olarak kullandı.

AK parti "vitrin" anlayışından vazgeçti ama mesafe sorununu bir türlü hal edemedi. Başörtülüleri seçmen olarak "gördü". Seçimden seçime hatırlanan "seçmen"! Seçen ama seçilemeyen seçmen.

Bir siyasi partinin bütün vizyonu başörtüsüne koyduğu mesafe olmamalı. Seçim stratejisi başörtüsü olmamalı. Defaatle AK Parti hükümetine başörtüsüne özgürlük getireceği için oy veriyorsanız vermeyin diye yazdım. AB''ye başörtüsüne özgürlük getireceği için razı oluyorsanız razı olmayın diye yazdım. Başörtüsü her şeyin bu kadar "örtülmesi"ne alet edilmemeli diye yazdım. Söyleşiler verdim. Ne oldu?

Başörtülüler olarak AK Parti hükümetinin ateşinden ısınmadık dumanından gözümüz kör diye yazdım. Ne oldu? Bir ataş ver ciğerini yakayım oldu. Madem artık ateş ciğerimize de sıçradı. Bütün başörtülüleri partili olmaya hakikaten "siyasi" davranmaya davet ediyorum. Biz bundan sonra genel başkanı olmayan, amblemi olmayan bir parti gibi davranmak zorundayız.

Gücümüzü göstermek için "siyasi" davranmanın dışında hiçbir yol kalmadı. Başa gelen hükümetler; yanlış yerde,yanlış kavramlar üzerinden,yanlış açıklamalar yapmaya devam ettiği sürece,başörtüsü ve sorun kelimeleri birleşik kelime haline gelecek. Türbanistler ve anti türbanistler rant elde edecek ama başörtülüler gittikçe artan bir şekilde antidepresan kullanacak. Dünyası dar edile edile "yaşamıyor gibi yaşamaya" uğraşacak.

İhale alamayan, iflas etmiş "batık sosyete", aniden türbanist olacak işleri tıkır tıkır açılacak. Kitapları artık okunmayan, dönüp bakılmayan yazarlar; antitürbanist olacak ve yıpranmış şöhretlerini güncellemek üzere başörtüsü karşıtlığı üzerinden yama atacaklar imajlarına.

Kimi taraftarlığını, kimi karşıtlığını ranta dönüştürecek ama başörtülünün başına taş üstüne taş bindirilecek. Siz her taşı "çözüm" olarak görüyor olabilirsiniz; ama biz onların nanca ağır olduğunu, hem yüreğimizde hem de başımızda hissediyoruz. Bu kadar garip bir baskıyı; dünyanın hiçbir zamanında ve hiçbir mekânında hiç kimse yaşamadı.Tam her şey çok kolaylaşmış iken,çözüme bu kadar yakın iken,başbakanın söylendiğinde hiçbir fayda sağlamayacak ama pek çok şeyi zorlaştıracak o cümleyi neden ifade ettiğini başörtülüler anlamakta zorluk çekiyor.

Bu durumda bütün başörtülüleri, siyasi bir simge olmaya davet ediyorum. İlk yapılacak seçimlerde başörtülüler oy pusulasında bütün partilerin üzerine mührü basarak, ne kadar "siyasi simge" olduğunu göstermelidir.