
Bir zamanlar hepimiz bebektik. Cennetten gelmiştik, Cennet kokuları ile gelmiştik.
14 günlük Azra bebeğin enkazın altından kurtarılma sahnesini gördünüz mü? Seyrettiniz mi demiyorum. Dikkat buyurun lütfen. Gördünüz mü? Kalbinizle, aklınızla gördünüz mü?
Umut, sevinç, onlarca kişinin bir bebeğe ebeveyn olduğu sahneydi turuncu giysili kurtarma ekiplerinin Azra Bebeğe ulaştıkları dakikalar.
Turuncu giysili adamlar: Rikkatin, merhametin, şefkatin işçileri. Göçüğün altından iğneyle kuyu kazarak, boşlukları dantel dantel birbirine bağlayarak can kurtaranlar.
Azra bebeğin annesi açlığın, enkazın içinde on dört günlük yavrusunu tükürüğü ile ayakta tutmaya çalışmıştı. Oysa doğumun ağrısını ve sancısını loğusa yataklarında dinlendiriyor olacaktı bu depreme maruz kalmasaydı. Anne yüreği. Rahman ve rahim olan cemalinden en büyük parçayı annelere veriyor.
Göçük altında meleklerin koruduğu Azra bebekten gelen ibret ile Türkiye helvasını karmaya çalışıyor. Un, yağ, şeker her şey var. Her şey tam tekmil. İlle helvayı yoğuracak bilek, ille helvayı yoğuracak yürek yarı yolda kalıyor her defasında.
Yarı yolda kalmamak için Azra bebek''in göçük altından kurtarıldığı anda duyduğumuz mutluluğu hiç unutmamız gerekiyor. Ancak o zaman, teröre kurban verdiklerimizin de bir zamanlar bebek olduğunu unutmamayı başarabiliriz. Evet, teröre kurban verdiklerimiz de bir zamanlar bebekti.
“Şehitler ölmez vatan bölmez” nidalarıyla uğurladığımız; toplu resmin, yüzü seçilmeyen fertleri olarak ne çabuk unutuyoruz onları. Ne çabuk uzaklaştırıyoruz hikâyelerini.
Göçük altından çıkan 14 günlük Azra bebek Cennet kokusuyla geldi dünyamıza. Ama hepimiz bir zamanlar bebektik. Karşımızdaki insana en kızdığımız anda; bir zamanlar bebekti ve masumdu diye bakabilseydik...
Her günkü bakışımıza ilk bakış ve son bakış eşlik etse. İlk bakış bir bebek ile karşılaşma bakışı. Son bakış. Keşke yaşasaydı burada olsaydı diyerek evvel gidenlerin ardından kala kaldığımız bakış.
Azra bebek... Dünyanın gözü önünde kurtuldu. Dünyanın göz bebeği olarak büyüsün inşallah.
Kurtarma ekiplerinin rikkati, dikkati; kalemi de kelamı da pervasızca kullananlara ibret olsun...
Ekranı hikâye anlatarak doldurmaya çalışanlar, nasıl pervasız, patavatsız bir dil kullanıyor!
Deprem yaraları sarılır gibi olduğunda, acilen yapmamız gereken şeylerden biri yeni imar planı ise ikincisi “haberin dili” olmalı.
“Bebeklerimizi” önce kelimelerin kurşunu ile vurduğumuzu ne zaman fark edeceğiz!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.