"Ben ki Tayyip Erdoğan"ım! Sen ki soykırımın lejyoneri Paul Sarkozy"nin oğlusun!"

00:0026/12/2011, Pazartesi
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

I-Sosyal Politikalar ve Aile Bakanlığı''nın ev sahipliğinde Müslüman Toplumlarda Değişim ve Kadının Rolü başlığını taşıyan ve iki gün süren bir sempozyum gerçekleştirildi geçtiğimiz hafta sonu. Sempozyumun öne çıkan rengi sempozyumun açılış konuşması sırasında Başbakanımız''ın Sarkozy''ye hitaben yapmış olduğu konuşuma oldu: "Biz ki engizisyon mahkemelerinde ölüme çarptırılan Yahudilere kucağımızı açtık, siz ki Afrika''nın dört bir yanında soykırım yaptınız Fransa !"Başbakanımız''ın konuşma frekansı

I-

Sosyal Politikalar ve Aile Bakanlığı''nın ev sahipliğinde Müslüman Toplumlarda Değişim ve Kadının Rolü başlığını taşıyan ve iki gün süren bir sempozyum gerçekleştirildi geçtiğimiz hafta sonu. Sempozyumun öne çıkan rengi sempozyumun açılış konuşması sırasında Başbakanımız''ın Sarkozy''ye hitaben yapmış olduğu konuşuma oldu: "Biz ki engizisyon mahkemelerinde ölüme çarptırılan Yahudilere kucağımızı açtık, siz ki Afrika''nın dört bir yanında soykırım yaptınız Fransa !"

Başbakanımız''ın konuşma frekansı Kanuni Sultan Süleyman''ın Fransa Kralı''na hitaben yazmış olduğu mektubun frekansı ile aynı seviyede idi. Kamuoyu Başbakanımız''ın konuşma frekansını pek beğendi.

Türkiye''nin "sert tepkisine" Sarkozy, Vaclav Havel''in cenaze töreninden cevap verdi: "Biz Türkleri severiz Türker de bize saygı duysun."

Fransa''nın sevgisini değil, bir devletin başka bir devlete borçlu olduğu mesafeyi istiyoruz. Fransa ya da diğer ülkeler ile aramızdaki kirpi mesafesi ebedi olmalı.

II-

Libya''nın "dağılışı" ile beraber Fransa''nın yeniden nükseden "Afrika aşkı"nı Ankara''nın göbeğine dikeceğimiz Cezayir anıtı ile Afrika''nın Müslüman halklarına ve dahi dünyaya anlatamayız. Tepkilerimiz bu kadar ucuz bu kadar günü birlik, bu kadar twitterden yükselecek sese odaklanmamalı.

Fransa''nın yaptıklarından daha çok Türk kamuoyu olarak verdiğimiz öfke tepkisi bizi üzmeli.

Öfkenin ateşi, yolları ve yılları aydınlatmaya yetmez.

İsviçre ile başlayan Fransa ile devam eden "Yeni Türkiye" den rahatsız olanların listeye eklenmeye devam edeceği günler bizi bekliyor.

Bir refleks dili olarak öfkeli söylemlerden uzak durmak için, "mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok/uzun yola çıkmaya hüküm giydim" mısrasını el feneri niyetine yanımızda taşıyalım.

Ekonomisi kötü giden, yaşlı ve yalnız nüfusu ile başı dertte olan ülkeler "ebedi bahane" olarak hazır bulundurdukları 1915 yılını, bize karşı koz olarak kullanmaya devam edecekler.

Psikoloji "bilimi", vahşi kapitalizmin mihmandarı idi.

Küresel kapitalizm çağında tarih, duygular sosyolojisi üzeriden yazılıyor/yazılacak.

Oraya buraya, falan filan heykel dikmekle; sokak isimleri ile gösteri düzenleyerek "puan kazanacak" durumda değiliz.

Tarihi, duygular sosyolojisi açısından değerlendirecek sanat eserlerine ve sözlü tarih çalışmalarına ihtiyacımız var.

DİKKAT. DİKKAT. DİKKAT!
Kar yağıyor. Van''ı unutmayalım. Sürdürülebilir hayat şartları için her gün bir saatimizi Van için ayıralım. Para, emek, dua... Hepimizin yapabileceği bir şey muhakkak var. Sivil toplum kuruluşları Van için yaptıklarınızı asistanımız Yonca Çetin''e e-posta olarak ulaştırırsanız, iyiliğin mayası olarak kamuoyuna sunmaya çalışırım.