
Kimseler “benim” yerimde olamaz ben bile. Sıkıştırılmış zamanlar bilinç altınının oyunlarına esir olduğumuz demlerdir. Hele de uzun bir sohbetin içinde. Muhatabın zamanı sizin zamanınız ile aynı pınardan beslenmez olduğunda. Sufiler der ya hani, “Halin ne ise zamanın ondan ibarettir. Elem zamanı, zevk zamanı, korku zamanı.”
Muhatabımızla çoğu defa aynı zamanda olmayı hiç yakalayamayız zaten. Mesela, akşam vakti çocuklarını beklemekte olan bir kadın ile böyle bir yükümlülüğü olmayan kadın/erkeğin sohbeti sohbet olmaktan giderek uzaklaşır.
Çünkü bir taraf konuşurken ve yekpare bir zaman anlayışı içinde düşüncelerini bir yapı kurmak üzere yerleştirirken, çocuklarını beklemekte olan; bir taraftan neden geciktiler diye kulağı kapıda; diğer taraftan ıslak caddeden gelen fren seslerini, tedirginliğini haklı çıkaracak ipucu olarak toplamaktadır.
Tam o esnada yekpare zamanın içinde olan “Siz benim yerinde olsaydınız ne yapardınız” diye sorar. Tedirgin bir bekleyiş içinde anı en az on parçaya bölmüş olan “Ben sizin yerinizde olmazdım“ der. Muhatap, “Ol(A)mazdınız zaten” diye cevaplar. Ama “olsaydınız” diye devam etmek ister .Tam bu noktada sohbet imkansız bahsine düşüverir işte.
Çünkü tedirgin olan siz benim yerimde olsaydınız cümlesi ile başka bir yere gitmiştir. Bu anı tekrar tekrar düşündüğünde, hangi çağrışımın yıllardır hiç hatırlamadığı o kanlı sahneyi getirdiğini bulmaya çalışacaktır.
“Ben senin yerinde olsaydım” cümlesini asla kullanmadığını söylemek ister yanlış anlamanın duvarına çarpmış olan. Duvara çarpılmıştır ve yol kapalıdır artık.” “Ama” diye devam eder “ben senin yerinde olsaydım demek istişare etmek ,empati kurmaktır. Siz kimse ile empati kuramayacağınızı mı söylüyorsunuz. Bir edebiyatçı için …”
O esnada çocukların neden geciktiğini hatırlayıverir tedirgin kadın. Biri maça gidecekti, öteki arkadaşının doğumgününe. Muhayyile, hızla geçmişi geleceği birbirine karıştırarak dökmeye başlayıverir bu hatırlamayla birlikte.
Çocukların gelmeyeceğini hatırlamış olan kadın izah edecek gücü yeniden bulur kendinde. “Bazı cümleleri kullanmamamızın sebebi kendi özel tarihimizle ilgilidir. Kimse kimsenin yerinde olamaz. Ben bunu çok acı bir şekilde öğrendim.”
Sesi titrer, hafızanın bulup getirdiği resim şimdi tam salonun ortasındadır. Parçalanmış kocaman bir karpuz. Karpuzun yanında dokuz on yaşlarında beyaz bir kazakla yatmakta olan çocuk. (O beyaz kazağı saklayan hafıza niye saklamıştır?)
Küçük kız çocuğu, eski Londra asfaltına bakan üç katlı sarı evde ne çok kaza görmüştür. Ama en unutamadığı pazardan aldığı kocaman bir karpuz ile yolu geçmeye çalışan kadının, yolun tam yarısında duyduğu ani fren sesiyle dönüp arkasına baktığında, elindeki karpuzu yere atıp, dizlerini dövdüğü, saçlarını yolduğu andır.
Çocuk oracıkta ölmüştür. Kadın üç katlı sarı eve getirilmiştir. Kolonya ile eli ayağı ovulurken hep o cümle tekrarlanmıştır: “Ben senin yerinde olsam daha küçük karpuz alır, çocuğun elini hiç bırakmazdım.”
Kim söylemişti bu cümleyi? Komşunun kayınvalidesi. Hafızanın oyunu mu bu? Sahiden o mu söylemişti? Yoksa torunlarına iyi bakmıyor diye sürekli gelinine söylendiği için hafızanın kes-yapıştır işlemiyle onun üzerine mi iliştirilmişti bu muhatabıyla asla yekdil olmayan cümle?
İkinci bir sahne geliyor bu defa. Tanık olmadığı ama muhayyilesinde kıymık kıymık takılı kalmış olan. Mustafa''nın babasının bir poşet içinde eve getirilişi. Uzuvlarının her birinin günlerce toplanışı.
Muhatabı cevap beklemekte o an. Ezan okunuyor. Mustafa''nın babasının selası nasıl herkesi olduğu yere hapsetmişti. Okunmakta olan ezan Mustafa''nın babası için verilmiş selayı getiriyor odanın içine. Bir yandan gelmiş olan o sahneyi kovmaya çalışırken, bir taraftan telefona sesini ve düşüncesini yüklemeye beyhude uğraştığını fark ediyor. Olmuyor. Düşüncesini bir türlü toplayamıyor. Günlerce babasının yemek yemediğini hatırlıyor. Ölenle ölünmez tesellilerinin, ölenle birlikte bir yerimizin esasında öldüğünü unutturmaya yetmediğini. Rahmetli büyükannesinin “Allah''ım güzel ölüm nasip eyle” diye dua edişini. Orta bire gidiyordu galiba. Mustafa''nın babası bir torbanın içinde. Gerisini hatırlamak bile istemiyor. Kaba çocuklar/duygusuz çocuklar Mustafa''nın babası kıyma makinesinden geçmiş gibiymiş diye tekrar tekrar anlatıyordu.
Mustafa yoktu. Alelacele başka bir şehre gönderilmişti. Uzak bir akrabasının yanına. Annesini teselli etmeye çalışıyordu kadınlar. Gençlerden biri, “ben senin yerinde olsam” diye bir cümleye başladı.
Büyükannem “Sus” dedi otoriter bir eda ile. “Söz vücut bulur.”
Ben senin yerinde olsam belki bir yakınlığı da barındırıyor. Muhatap ile yekdil olmayı. Ama bazı kelimeler, değimler, tanımlar bizim özel tarihimizde bambaşka bir manaya bürünmüştür. İstesek de diğer manalarını, kullanıma elverişli olarak zihnimizde kayıtlı tutmayı başaramayız.
Telefonu kapattıktan sonra bir kelime bin hatıra oyunun ortasında kala kalmış olan kadın, kendine bir ödev veriyor: Beş arkadaşını yazıyor alt alta. Ve her biri için “ben senin yerinde olsaydım” cümlesi kuruyor.
Perhizini bozmaya uğraşıyor akşamın en dar vaktinde. Olmuyor. Geçen geçmiştir. Dünde kalmış olan “kendisinin” yerine bile şimdiki kendisini sığdıramıyor bir türlü. Önce Herakleitos geliyor “aynı nehirde iki defa yıkanamazsın” sonra Mevlana “Dün geçti düne dair söz de geçti canım. Bu gün yeni şeyler söylemek gerek.”
Şimdi herkes her türlü zamanda ve her türlü mekanda Başbakanın yerinde oluyor. Genelkurmay Başkanının yerinde. “Bir koyup bin alıyor.” Yani!!!
Kimselerin yerinde olunamıyor oysa.
En çok kendi yerini doldurmakta güçlük çekenler durmadan birilerinin yerinde olmaya çalışıyor.
Irak cehennemi için odun taşıma gayretinde olanların yazdıklarına, söylediklerine lütfen bir de buradan bakınız.
Not:Cumhuriyet bayramınızı kutluyor; milli bayramlarımızın, hafızamızın geçmişten tecrübe aktaracak şekilde tazelenmesine bir vesile olmasını diliyorum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.