Bir dakikalık sükûta davet ediyorum hepinizi!

00:0023/06/2010, Çarşamba
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Yazacağım o kadar çok şey var ki. Yazmayacağım ama.Çünkü şu an duygularım baskın."Türkiye şehitlerine ağlıyor" cümleleri canımı sıkıyor.Yalan!Ateş düştüğü yeri yakıyor.Ne ki, yangın yerinden gelen aydınlığı bazıları kendi sahnesi için fırsat biliyor.Yazacağım çok şey var.Yazmayacağım.Yazıp da içimdeki bu kırgınlıktan kurtulmaya çalışmayacağım.Kelimelerin gücüne sığınmayacağım.Yangın içimde kalsın. İçerdeki yangın fikre dönüşemese de duaya dönüşür, yana yana edilmiş duaya dönüşür diye yazmayacağım.Şimdi

Yazacağım o kadar çok şey var ki. Yazmayacağım ama.

Çünkü şu an duygularım baskın.

"Türkiye şehitlerine ağlıyor" cümleleri canımı sıkıyor.

Yalan!

Ateş düştüğü yeri yakıyor.

Ne ki, yangın yerinden gelen aydınlığı bazıları kendi sahnesi için fırsat biliyor.

Yazacağım çok şey var.

Yazmayacağım.

Yazıp da içimdeki bu kırgınlıktan kurtulmaya çalışmayacağım.

Kelimelerin gücüne sığınmayacağım.

Yangın içimde kalsın. İçerdeki yangın fikre dönüşemese de duaya dönüşür, yana yana edilmiş duaya dönüşür diye yazmayacağım.

Şimdi yazmak kelimelerin konforuna sığınmak demek çünkü.

Duygular bu kadar baskın iken sanat üretilir lakin fikir için sessizlik şarttır.

Sağduyu ancak soğukkanlı olunduğunda hâkimiyetini sürdürür.

Koca koca adamlara bakıyorum, saçlarını ağartacak değirmen damı bulan adamlara. Saçlarına düşen aklara hayatın hiçbir tecrübesi bulaşmamış.

Yıllardan bir şey öğrendiğini, üzerinden geçen zamandan bir sır kopardığını sandığımız adamlar, sündürülmüş bir ergen psikolojisi içinde; en yeni, en şiddetli, en çarpıcı cümleyi kurmak için seferber.

Kurdukları cümlelerin, atılacak bombaların güzergâhını belirlediğini bile bilmeyecek kadar…

(Yazdığım kelimeyi siliyorum. Ben nezaketin sınırını ihlal etmemek için silmiş olayım. Siz istediğiniz kelimeyi ilave etmekte serbestsiniz.)

En yeni şeyi söyleyen olmak için cümleler kuruyorlar. Kurdukları cümlelerin akıbetine sahip çıkmayacak bir sorumsuzluk içinde.

Moderatör nasıl sevinçli.

Nasıl sevinçli olaylar patlıyor kanal raiting rekorları kıracak diye.

Ellerini ovuşturuyor.

Bunu konuşalım.

Bunu tartışalım.

Neyi konuşup neyi tartışıyorsunuz!

Terörü kendi istikbali için araç bilenler sözü yoruyor ancak.

Hiçbir şey konuşmayalım.

Hiçbir yorumda bulunmayalım.

Yiten canlar adına bir dakikalık sükûta davet ediyorum hepinizi.

Belki o bir dakika içinde frekansı yüksek cümleler kurarak kendinizi parlatmanın ne kadar vahşi bir eylem olduğunu idrak edersiniz.

Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Basın Müşavirliği''nden gelen açıklama:

16.06.2010 tarihli Yeni Şafak Gazetesi''nde, "Ha soykırım ha modern tarım teknikleri" başlıklı bir yazınız yer almıştır. Söz konusu yazıyla ilgili olarak aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.

Genetik Yapısı Değiştirilmiş tohumlarla "hibrit" kavramı birbirine karıştırılmış durumdadır.

1950''lili yıllardan beri tüm dünyada yaygın olarak kullanılan geleneksel ıslah yöntemleriyle elde edilen, bitkinin tabii genetik yapısında herhangi bir değişikliğin olmadığı yüksek verimli çeşitlere HİBRİT çeşitler denmiştir. Bu tohumların kullanılması verimde %100''e varan artışları beraberinde getirmiştir.

Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) doğal yollarla gen değişimi mümkün olmayan canlı organizmalar arasında gen transferi yapılarak elde edilmiş canlılara verilen genel addır. Bu tür tohumlarda verim artışından ziyade bitkinin hastalık ve zararlılara dayanıklılığı ile yabancı ot ilaçlarına dayanıklılık ön plana çıkarılmıştır.

Ülkemizde Hibrit tohumlarla ilgili çok önemli ıslah ve üretim çalışmaları yapılmıştır. İddiaların aksine "2004 yılında başlatılan F1 Hibrit Sebze Çeşit Geliştirme Projesi" ile ortalama %10 olan yerli hibrit kullanım oranı 5 yıl içinde %35''lere çıkartılmıştır. Seralarda sebze üretiminde hibrit domates tohumunun %30''u, hibrit biber tohumunun %70''i, patlıcanın %40''ı, hıyarın %60''ı yerli üretimle karşılanmaktadır. Bu hibrit çeşitlerden özellikle domatesler için öne sürülen iddiaların gerçekle hiçbir ilişkisi bulunmadığı gibi GDO''lu domates üretimi de söz konusu değildir.

Ülkemizde hububatta yerli tohum üretiminin ihtiyacı karşılama oranı %98''lere ulaşırken, nohut, mercimek, çeltik, susam, yerfıstığı, aspir''de %100 ler oranındadır.

GDO''lu tohumların ülkemize ithali ve üretimi yasaktır. Bu nedenle iddiaların aksine hiçbir GDO''lu tohumun ithali ve üretimde kullanılması söz konusu değildir.

Ülkemizin ithal ettiği tohumların tümünün İsrail''den ithal edildiğini ifade eden iddianın da gerçeklerle ilişkisi bulunmamaktadır.

Ülkemizde hiçbir GDO''lu bitkinin üretilmediğini, GDO''lu tohum ithalinin yasak olduğunu ve hiçbir şekilde GDO''lu tohum ithaline izin verilmediği; Hibrit tohumda ülkemizin kendine yeterlilik konusunda iddialı olduğunu, Üretilen hibrit sebzelerde hiçbir riskin olmadığını özellikle domatesler için bilgilerin gerçeklerle ilgisi bulunmadığı hususunu saygılarımla bilgilerinize sunarım.