
Geçtiğimiz cumartesi günü henüz Fetih Giyim''in Adana''daki Zübeyde Hanım fotoğraflı defilesinin etkileri silinmemişken bir defileye gittim. Gitme sebebim iki noktaya dayanıyordu. Birincisi bir tarz oluşturarak, Müslüman hanımları, modanın ve zevksiz giyimin baskısından kurtarma niyetiyle yola çıktığını söyleyen Yasemin Babayiğit''in bu söyledikleriyle hazırlamış olduğu defilesinin ne kadar uyum içinde olduğunu tesbit edebilmekti. İkinci sebebim ise tesettürlü hanımların defile izleme tutumlarını daha yakından görebilmek.
Üç profesyonel bir amatör manken podyuma çıktığında tesettürlü hanımların yüzü oldukça gerildi. Orada olmaktan rahatsız idiler. Belli ki gelmeden önce niçin buraya geldiklerini ve neyi görmek ya da görmemek istediklerini kendi içlerinde sorgulamamışlardı. Yani hem orada olmak hem orada görünmemek istemenin çatışmasını yaşıyorlardı. Orada niçin olduğunu bilenler elbiseleri alkışladıkça alkışlananın mankenler olduğunu düşünüp alkışlayanlar yadırgandı.
Davet edilen hanımlar giyimlerine kuşamlarına itina etmeleri sebebiyle seçilmişlerdi ve esasen defilenin amacı da bu itinanın Yasemin Babayiğit''in çizgilerinde karşılık bulabileceğini göstermeye dayanıyordu.
Defile bitti. Kokteyl başladı. Oturulan yere çok yakın olduğu halde ayaktan meşrubat içilmekte, garsonların birbiri arkasına sunduğu kokteylleri yemekte bir sakınca görülmedi. Hatta hiç kimse meyve suyunu alıp koltuklara oturmayı düşünmedi bile. Çünkü herkesin aklında Swissotel''in garsonlarının tesettürlü kadınların bir kokteylde nasıl davranılacağını bilmeyip oturuyor diyebileceği endişesi vardı. Bu bakımdan kokteyllere pek aşina bir tavrı taşımak uygun geldi. Neden garsonlar için dedim?. Çünkü o kadar biz bizeydik ki neredeyse herkes herkesi tanıyordu. Hatta bu durum bana çok güzel bir hikaye bile ilham ettirdi. Defile işi Müslümanlar''ı öyle bir sardı ki neredeyse geri dönüşü yok gibi. Hani herşeyin Müslümancasını üreteceğiz ya!.. Bu işi evlerde yaparak kamusal alana ait olan defileyi özel alana taşıyarak kamusal alan özel alan tartışmalarına bir katkı bile sağlayabiliriz pekala. Tabii bu benim kara mizah anlayışımın defileye yansıyan tarafı.
Günlük hayatta çok fazla aşina olduğum insanların neyi niçin eleştirdiklerini bilmeme tavırlarının bir defile dolayımından daha görünür boyutunu sizlerle paylaşmak maksadıyla bu satırları yazdığımı bilmenizi istiyorum. Adı geçen tasarımcıyı tebrik ettim çünkü bir tarz oluşturmanın gerekliliğini kabul ediyorum. Tarzı olan kişilerin kendilerini modanın ve dolayısıyla israfın pençesinden daha kolay koruyabileceklerine inanıyorum. Ayrıca tarz insanın kendisi olarak ve hiç kimsenin etkisinde kalmadan sahip olduğu dünya görüşü ve estetik tasarımı kendi üzerinde gerçekleştirebilmesidir. Sahip olduğu ahlaki düşünceyi doğasına en uygun şekilde taşıması ve yaşatmasıdır tarz.
Mankenlere başörtü taktırılarak defilenin "tesettür defilesi" mantığına sokulmaya çalışılmasına karşıyım. Çünkü bu Müslüman kadınların kendi konumlarını Yaratıcıları karşısında kul olma olarak belirlemelerinin sembolü olan başörtüsünün; "para verir herkese başörtüsü taktırırım" mantığına dönüştürülerek başörtüsünün metalaşmasına sebep oluyor. Şimdiye kadar defile düzenleyen erkekler idi ve tesettür defileleleri adı altında iç çamaşır sunmuş mankenlerin başlarını ört(ür)üp podyuma çıkartarak, defilenin tesettür defilesi olabileceğini zannediyorlardı. Kıyafetler ise her kadının her an her yerde görebileceği türden idi. Bu türden kıyafetler için düzenlenen defileler, kamusal alanda tesettürlü kadınların "ev" kıyafetleri ile de "tesettürlü" olabileceğini pekiştiren bir anlayışın zemin bulmasına sebep olmaktan başka bir işlev koymadı ortaya.
Cumartesi günü ilk defa kendisi de tesettürlü olan bir tasarımcının, haute couture çalışmasını izledik. Adı tesettür defilesi olan bazı defileler kadın-erkek karışık bir gruba sunulmuşken, bu defile yalnız hanımlara sunuldu.
Orada bulunuşunu kendi vicdanında temiz çıkartmaya çalışan bazı hanımlar eleştirel bir duruş sergilemek üzere çaba sarfetti. Fakat bu çabalar özellikle orta üst tabaka Müslüman kadınların gittikçe daha hızlı bir şekilde kendi öz imajlarını kaybetmeleri sebebiyle o an orada dile getirilen tepkisel karşı çıkışlardan öte gidebilecek gibi gözükmüyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.