Bir şey değil, doğru şeyler yapmak!

00:0026/10/2007, Cuma
G: 29/08/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Savaşlar önce isimler, kavramlar üzerinde kazanılır. Bize kan ağlatan PKK''yı dünyanın tamamı terör örgütü kabul etmiyor. Hatırlayınız AB Bürüksel''de DHKP/C ile PKK''yı terör örgütü olarak kabul etmişti. Ama PKK''nın yayın organı olarak kullandığı tv kanalını yasaklamamak için bir hayli direnmişlerdi. Türkiye''nin yoğun çabaları sonucu Belçika''dan kovulan kanal şimdi Danimarka sınırları içinde yayınını sürdürüyor.Terör örgütleri, öteki terör örgütleri için fason iş yapıp stratejik destek verirken;

Savaşlar önce isimler, kavramlar üzerinde kazanılır. Bize kan ağlatan PKK''yı dünyanın tamamı terör örgütü kabul etmiyor. Hatırlayınız AB Bürüksel''de DHKP/C ile PKK''yı terör örgütü olarak kabul etmişti. Ama PKK''nın yayın organı olarak kullandığı tv kanalını yasaklamamak için bir hayli direnmişlerdi. Türkiye''nin yoğun çabaları sonucu Belçika''dan kovulan kanal şimdi Danimarka sınırları içinde yayınını sürdürüyor.

Terör örgütleri, öteki terör örgütleri için fason iş yapıp stratejik destek verirken; Dünya ülkeleri terör ile mücadele konusunda gönülsüz. Oysa dünya küçük bir köy olduğuna göre, şimdi kendini pek emniyette zanneden, yaşlı nüfusuna güvenle “terörist ve ayrılıkçı” eylemlerin olmayacağını sanan AB üyesi ülkeler; “Ortadoğu ateşi” nden, romantik bir akşam yemeği yemeyeceklerini, bu ateşin içinde bizzat kendilerinin de yanacağını görmek zorunda.

Ateş düştüğü yeri yakıyor öyle mi? Dünya, bizim rakamlar üzerinden eyleme geçip Rakamlara göre ağlayıp yas tuttuğumuzu zannediyor olabilir. Ama biz, mümin ve mükedder Türkiye halkı tek bir evladımızın ölüm haberi geldiğinde de ağzımızdaki lokmayı yutmadan Allah''a sığınıyoruz da, acımızı sloganlaştırmadan secdelere bırakıyoruz kendimizi. Kendimizi secdelerde unutuyoruz. Her şafak vakti mümin Türk annelerinin, mümin kürt annelerinin, okudukları Yasin-i Şerif''i, fetih suresini, “Dünya Haber ajansları” ne bilecek!

Ama derdimiz şu ki, etrafımızda yakılmış ateşe, cigarasını yakmak için giden hafif tertip yazarlarımız, siyasetçilerimiz, terör uzmanlarımız var. Başbakan''a kızan da koşuyor yangından cigarasını tutuşturmak için, bir fikri ve ufku olmadığı için her gün ne yazsam kime küfretsem sıkıntısı yaşayan köşe yazarları da koşuyor, en haberrrr benim haberim diye canlı yayında kimin ekmeğine kimin yağını sürdüğünü bilmeyen sonucu da. Ateşin yaktığını biliyorlar da, yangından cigara yakılmayacağını bilmiyorlar.

Aynı gemideyiz demiyeceğim. Aynı bedendeyiz. Askerler ve siviller olarak aynı bedendeyiz. Bunu kabul edelim ve bu bedenin bağışıklık sistemini sağlıklı tutabilmek için sağ duyulu, dirayetli, temkinli lakin kararlı olarak bize düşen neyse onu en iyi şekilde yapmak üzerinden vizyonumuzu genişletip derinleştirelim. Gözyaşımızı, öfkenin pınarına değil muhabbetin, dayanışmanın pınarına akıtalım.

Aynı bedendeyiz. Ve sırtımız tehlikede. Sırtımız, yani Güneydoğu yanımız. Düşman pusuda ve Güneydoğu karanlığın içinde üşüyor. Sertleşmenin intikam yeminleri etmenin, bizi sırtımızdan yere sereceğini hiç aklımızdan çıkarmayalım. Herkes yapabileceğinin en iyisini yapmak için seferber olsun. Öğretmenler öğrencilerine, gazete ve tvler okurlarına ve seyircilerine, satıcılar müşterilerine,yaşılar gençlere,gençler yaşlılara herkes kendinde olan en güzel şeyi ikram etsin.Bağışıklık sistemimizi sağlam tutmanın tek yolu bu.Terör ile mücadele psikolojik savaşı kazanmaktan geçer.

Rakamperest olmaktan koruyalım zihnimizi ve kalbimizi. Her can bir candır. Her can öldüğünde onun kıyameti kopar. Rakamlar üzerinden acılar ürettikçe, acımızdan seyir çıkaranlar daha büyük rakamlara oynayacaktır.

Yirmi beş yıldır kırk bin şehide rağmen iç savaşın eşiğine gelmediysek bunu halkın basiretine borçluyuz. Halkın basireti ile gazete okumayı sevmeyişi arasında doğru bir orantı olup olmadığını düşünmüyor değilim.

İçerde birikmiş öfke hadi bir şey yap diyor sahibine. Ekrandaki on binleri gördükçe “hadi sen de bir şey yap”. Bir şey değil doğru şeyler yapmamız gerekiyor.

Öfke ve acele ile doğru şeyler yapıldığı pek görülmemiştir oysa.

Kalem kalem düşünelim doğru şeyleri.

- Terör ile mücadele için uzman askerlerden oluşturulmuş timler.

- Türkler ve Kürtler arasındaki sosyal dayanışmayı, arttırıcı paydaların genişletilmesi. Ki bunun için en önemli kurum din ve sanattır.

- Dış dünyaya acımızı anlatacak duygu ve insan yönü ağırlıklı filmler çekmek.

- Şehitlerin hikayelerini bütün dünya için bir sözlü tarih çalışması olarak ortaya koymak

-Bu çalışmaların sosyolojik, felsefi, psikolojik, sanatsal arka planını oluşturabilmek için tihink-tanklar meydana getirmek.

İşte bu işleri yapmak için acele edelim. Sokaklara çıkmak, bağırmak, sınır geçmek için değil.