Bıyığına bakma muhannesin!

00:0027/03/2007, Salı
G: 28/08/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Haber olmak, ilgi çekmek için tuhaf bir şey yapmak gerekiyor ille. Normal olan, derinlikli olan hiçbir şey dikkat çekmiyor. Haber değeri yok. Nitekim KADER''in “bıyıklı kadın” afişleri “ses” getirdi.. Zaten bize lazım olan tek şey “Ses”. Tek eksiğimiz ses. Bu ses merakıyla, birbirimize “sağır”, ama kendimize vurgun olduğumuzu mu ifadelendirmiş oluyoruz?Kitlesel olan her şeyin, bir tiyatro oyunu gibi sahnelenmesi gerekiyor. Nitekim yıllar önce RP İstanbul Milletvekili, başörtüsü ile ilgili bir istişare

Haber olmak, ilgi çekmek için tuhaf bir şey yapmak gerekiyor ille. Normal olan, derinlikli olan hiçbir şey dikkat çekmiyor. Haber değeri yok. Nitekim KADER''in “bıyıklı kadın” afişleri “ses” getirdi.. Zaten bize lazım olan tek şey “Ses”. Tek eksiğimiz ses. Bu ses merakıyla, birbirimize “sağır”, ama kendimize vurgun olduğumuzu mu ifadelendirmiş oluyoruz?

Kitlesel olan her şeyin, bir tiyatro oyunu gibi sahnelenmesi gerekiyor. Nitekim yıllar önce RP İstanbul Milletvekili, başörtüsü ile ilgili bir istişare meclisinde; kendisi bu işi halledecek tarafın vekili olduğu halde; oradaki kadınları pasif olmakla suçlamış, ve “ben sizin yerinizde olsam kafamı dazlak yaparım. Böyle bir eylem ses getirirdi” demişti. Maksat “ses” olsun. Ben de “siz bizim yerimizde olmayın da, kendi yerinizde olun ve bu yasağı kaldırmaya çalışın” diyerek toplantıyı terk etmiştim.

Ünlü, kariyer sahibi kadınların bedeni üzerine rapt edilmiş bıyıklarla, “ironi” yapılarak haber değeri oluşturulmaya çalışılıyor. Ne deniyor haydi kadınlar Meclis''e. Sahiden öyle mi deniyor? KADER için sadece bazı kadınlar Meclis''e girmeyi hak edecek kadar “kadın”. Ünlü kadın bedenlerine raptedilmiş bıyık ile KADER “bana benzeyen benim gibi kadınlar olsun” demiş oluyor. Benim gibi kadınlar tanımına da sadece liberal-kentli-feminist kadınlar giriyor.

Peki kentli liberal kadınlar “kadın politikacı” sayılıyor mu? Hayır sayılmıyor. Mesela kullandıkları “bıyık” metaforunun, siyasetteki en etkin ismi sayılan Tansu Çiller; “kadın başbakan” değil. Halbuki mesele bıyık üzerinden ironi kurmak ise, “sarışın güzel kadının” önce kendi partisinden başlayarak daha sonra AKP''lileri de içine alacak olan, “bıyıksız modern Türk erkeği” imajını neredeyse tek başına inşa ettiğini atlamamak gerekiyor.

Tansu Çiller bir kadın olarak sayılmadı asla. Bu durumda Condeelazza da kadın değil. Siyasetteki bütün kadınlar, azıcık iktidarı elinde bulunduran bütün kadınlar, bu kadar kötü iken; KADER o iyi kadınların vasıflarını bizimle niye paylaşmıyor? Hangi vasıftaki kadınlar, “kadın” olarak dünyayı daha yaşanılır hale getirecekler? Hangi siyasi vizyon, hangi toplumsal proje ile? Merak etmek hakkımız.

Kadın derken kastedilen nedir? Başörtülü kadını, KADER neden “kadın” olarak kabul etmiyor. Bazı kadınlar kadın doğuyor da, neden bazı kadınların “kadınlıklarını” tescil ettirmeleri gerekiyor?!

Adalet ve liyakat olmadığı sürece, kadınları kadınlar ezsin anlayışına evriliverecek bir sürece girmiş bulunuyoruz. Mesela Almanya''da vuku bulan olay: Fas asıllı Alman vatandaşı kadın, kocasından şiddet gördüğü için mahkemeye müracaat ediyor. Alman kadın hakim, Kur''an''a göre kocasının kadının dövme hakkının olduğunu söyleyerek, boşanmayı reddediyor.

Bu olayın bıyıklı kampanya ne alakası var? Çok alakası var. Adil olmak için kadın olmak yetmiyor. Yeni dünya düzeni, kültürel farklılıklar adı altında, kadınları kadınlar üzerinden denetlemek üzere yol alıyor.

Netice olarak şunu söylüyorum: Haklar bu kadar atomize olmamalı. Kadınları sadece kadınların anladığı, gençler ile ilgili kararları ille de gençlerin vermesi gerektiği, çocukların kendilerini ifade edebilmek için Meclis kapısını zorladığı bir demokrasi anlayışı, barış mı getirir!

“Beni en iyi ben anlarım her şeyin en iyisine sadece benim gibi olanlar layıktır” anlayışı baskıcı bir söylemdir.

Doğru okunmamı sağlamak için kendi görüşümü net olarak bir kez daha ifade edeyim: Atomize kimlikler üzerinden siyaset yapılmasının insanı değerleri öldürdüğünü düşünüyorum. Siyasette kadınlar da olsun üzerinden geliştirilen söylem, kadınların lehine değil aleyhine netice veriyor. Nitekim halen Meclis''te, sadece kadın olduğu için koltuk işgal etmiş kadınlar var. KADER''in bu kampanyasını “baskı” olarak algılayan ve fakat bu “baskı”yı manipule ederek aşmaya çalışacak partiler, önümüzdeki seçimlerde,“kadın olsun torba dolsun” anlayışı ile hareket edecektir.

Bizim kadına ya da erkeğe değil; dürüst, samimi, çalışkan, şimdiye kadar yaptığı işi aşk ile yapmış İNSAN''lara ihtiyacımız var. Ve elbette bu vasıflara sahip kadınlar Meclis''te olmalı.

NOT: Şimdi bir okuyucu gider beni Hakkı Devrim''e şikayet eder. İyisi mi başlığı açıklayayım da o müşteki okuyucumuza bir hizmetimiz olsun. Muhannes, alçak, korkak anlamına gelir. Yani bıyık ile cesaret arasında doğru orantının var sayıldığı günlerden kalma bu atasözü. Bu bağlamda, bıyıksız Meclisimiz''in “cesaret” cetvelini çıkarmak isteyenler olabilir nitekim.