Biyoiktidar çağı bitti! Psikoiktidardan haber verin!

00:0021/12/2012, Cuma
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

Türkiye; siyasilerin, yönetilebilir bir halk oluşturmak üzere, durmadan gündem değiştirmeleri yüzünden muazzam bir fikir ve duygu karmaşası yaşıyor.Bazıları gündem oluşturmak, bazıları gündem üzerinden yakışıklı/duygulu bir poz vermek üzere ağzını açınca, ortaya yönetilemeyen ve işin ucunun nereye varacağı belli olmayan bir algı sorunu çıkıyor.21.Yüzyıl"a girdik, fakat siyasilerimiz toplum önünde konuşurken hâlâ daha merhum Osman Bölükbaşı tarzı konuşma aşkından vazgeçemiyor.Osman Bölükbaşı tarzı

Türkiye; siyasilerin, yönetilebilir bir halk oluşturmak üzere, durmadan gündem değiştirmeleri yüzünden muazzam bir fikir ve duygu karmaşası yaşıyor.

Bazıları gündem oluşturmak, bazıları gündem üzerinden yakışıklı/duygulu bir poz vermek üzere ağzını açınca, ortaya yönetilemeyen ve işin ucunun nereye varacağı belli olmayan bir algı sorunu çıkıyor.

21.Yüzyıl"a girdik, fakat siyasilerimiz toplum önünde konuşurken hâlâ daha merhum Osman Bölükbaşı tarzı konuşma aşkından vazgeçemiyor.

Osman Bölükbaşı tarzı siyaset derken neyi kastediyorum? Merhum hazır cevaplığı ile öne çıkan bir siyasetçi.1948 yılında Millet Partisi"ni kuruyor. 1950 yılında Millet Partisi"nin tek vekili olarak Kırşehir"den Meclis"e giriyor. Laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle 1953"te partisi kapatılıyor. Cumhuriyetçi Millet Partisi"ni kurarak 1954"te Kırşehir"den tulum çıkararak tekrar seçiliyor.

Osman Bölükbaşı sözlü kültür kodlarını kullanarak siyaset üreten bir zat. Konuştuğu meydanlar hiç boş kalmıyor. Oyunu başka partilere verecekler bile onun mitinglerine katılmayı çok seviyor. Zeki, esprili, çelik çene.

Osman Bölükbaşı"dan geriye ne kaldı? Hazır cevaplığı, tutuklu iken vekil seçildiği için hapishanede pijamaları ile yaptığı yemin, kendisine destek veren Kırşehir"in DP tarafından cezalandırılarak ilçe konumuna indirilmesi.

Başka?

Gündem ile merhumun alakası ne?

Merhum biyoiktidarın kodlarını anlamamıştı. Sözü dosdoğru söyleyerek halkın desteğini alacağını sanıyordu. Halk onu dinliyor, ama kendisini ikna edenlere oy veriyordu.

Biyoiktidar kitleleri ikna etmeye dayanır. Kitlenin kulağı, doğruları duymaya ayarlı değildir. Doğruları duyar, öfkesini boşaltır ama kendisini ikna edeceklere açar kulağını ve zihnini.

AK Parti yetkilileri, yöneticileri biyoiktidarı iyi kavramış olduklarını paket paket gündem ile ortaya koyuyorlar. Sorun şu ki 21. Yüzyıl sadece biyoiktidar çağı değil artık. Siyasetin başarısı psikoiktidara ayarlı. Yani algı yönetimine.

Hükümetin algı yönetimine dair bir çalışması var mı?

Varsa eğer tam da Devlet Bakanımız Beşir Atalay önce ABD"ye ben gideceğim sonra Sayın Başbakanımız gidecek Kürt sorunu çözülecek cümlesinin ardından Bülent Arınç"ın cami cemaati Abdullah Öcalan portresinin algı yönetimine katkısı nedir acaba?

Büyüklerimiz en iyisini biliyordur muhakkak. Ben evde patates soğan kıyan, patates soğan kıyarken en çok da kendisini kıyan bir "ev kadını" olarak soruyorum. Cevap verenin olmayacağını bilerek soruyorum.

Abdullah Öcalan sanki iftiraya uğramış gibi yapılan bu güzellemelerin Kürtlere bir faydası yok. Kürtlerin PKK"dan gördüğü zararı Kürtler biliyor. Türkler biliyor mu?

Bülent Arınç"ın yaptığı açıklamanın böyle bir bilgiye katkısı var mı? Hayır.

Benim BURADAN gördüğüm şudur ki, bütün bu Öcalan güzellemeleri Kürt sorununu bitirmeye değil, Türk sorunu çıkarmaya katkı sağlayacak bir algının oluşmasına zemin hazırlıyor.

Birileri tam da bu sıra Türk sorununun varlığına mı ihtiyaç duyuyor?