
Gençlerle karşılaştığımda en çok hangi köşe yazarlarını okursunuz sorusuna muhatap oluyorum. Eskiden hangi kitapları okursunuz diye sorulurdu.
Birkaç gazeteden birkaç yazar adı söylüyorum. Söylediğim isimlerin ortak yanı kalemlerini ve kelamlarını şiddet üzere kullanmayışları. Kendileri olarak kendi durdukları yerden ama iyi bildikleri konularda yazıyor olmaları.
Artan şiddet olayları ile haberlerin dili, gazetelerin manşeti, köşe yazarlarının fark yaratmak adına şiddet, pornografi soslu yazıları arasında doğru orantı olduğunu düşünüyorum.
Şiddetten şikâyet ediyor gibi yapıyoruz. Şiddet değince aklımıza sadece terör geliyor. Türkiye "de terör olmasa her şey ne kadar güzel olacak diyoruz. Önce bu gerçek ile yüzleşelim. Terör olayları tavsar gibi olduğunda hayatımıza üçüncü sayfa haberleri girdi. Üçüncü sayfa haberlerini olabildiğince büyüterek, şiddetin şiddetini kullandığımız kelimelerle birkaç doz daha arttırarak ses çıkarmaya çalıştık.
Hıncal Uluç mesela. Şimdiye kadar toplam beş defa köşesine ya bakmışımdır ya bakmamışımdır. Gençler "bakıyor" lakin. Bizde muhabir yok diye hayıflandığı yazısında kafasının çalışma biçimi karşısında dehşete düştüm. H.Uluç yaş almış ama belli ki hayattan hiç ders almamış. Isparta"daki vahşi cinayet ile ilgili olarak götüreceksin Ahmet Ümit"i ne güzel dizi yazı çıkar diyor. Eee dizi yazı çıkınca ne olacak? Gazetenin satışları artacak. Sonra cinayetin özendiriciliği artacak. İnsanların hayvani tarafına katkı sağlanmış olacak. Sonra... Sonrası heyecan peşinde koşan yazarlarımızı pek ilgilendirmiyor.
Sonrası şiddet. Sonrası güvensizlik. Sonrası korku. Sonrası tekinsizlik.
Şiddet haberlerini sekiz sütuna manşet yapsan ne oluyor, otuz iki bölüm tekmilini birden versen ne oluyor? Gazete satılıyor. Tek derdimiz bu. Satmak.(Bkz terör örgütünü satın alalım tart-ış-ma-ları.)
Ama ne acıdır ki, Hıncal Uluç"un, Ahmet Ümit"e üçüncü sayfa haberleri üzerinden yazı dizisi yaptırmayı önermesi dikkate alınıyor.
Oysa Ahmet Büke, (1970 doğumlu olduğuna dikkatinize çekmek isterim) "Kumrunun gördüğü" adlı öykü kitabında Mahur Beste isimli öyküsünde oğlunu nerede yitirdiğini bilemeyen bir annenin memleketinden kalkıp Galatasaray"a gitmek için yola çıkışını anlatıyor. Ama nasıl anlatıyor! Nasıl çarpıcı, nasıl derin, nasıl şiirsel. En az üç kere okuyun. Ben öyle yaptım. Birincisinde dilin peşine takıldım. İkincisinde annenin hissiyatına odaklandım. Üçüncüsünü yazar için okudum. Dua niyetine.
Köşe yazarlarının, edebiyatçıların, gazete/kitap satışlarını arttırıcı yöntemler üzerine düşünmek yerine; Türkiye"nin gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, zengininden fakirine, yek dil olmasını sağlayacak üslubu, kavramları bulmak gibi bir derdi olmalı. En çok okunan yazar olmak için serseri mayın cümleler kurmak yerine, sade suya tirit aşk romanları kotarmak yerine sokağa çıkın ve insanların yüzündeki hüznü, öfkeyi, şaşırmışlığı ve korkuyu görün artık.
Bu korku, bu güvensizlik azalmayıp arttığı sürece ne yeni anayasa çıkar ortaya, ne terör biter. Ha bir müddet sonra teröre verdiğimiz canları algılamaz oluruz. Çünkü terörün hikayesi uzakta olandır. Düştüğü yeri yakandır. Ama yozlaşma hikayeleri eşiğin öbür tarafından bu tarafına geçendir.
Türkiye değil dünya bir yere gidiyor. Gözümüze güneş gözlüğü takarak güneşli günlere yol alamayacağımızı idrak edelim artık.
Yunanistan perişan, İspanya"da işsizlik toplumsal dokuyu bozacak boyutlara ulaşmak üzere. Japonya ve Çin özel mülk bir adanın satışı yüzünden birbirinin gırtlağına çökmek üzere. Adına bahar kondu diye gelenin bahar olmadığını Arap coğrafyası idrak etmek üzere. Suriye"nin ateşi sadece kendini değil, BM"nin sorumsuzluğu yüzünden bizi de yakmak üzere. Odaları bir bir yıkılan AB, islamafobi üzerinden antikor çalışmalarının şiddetini arttırmak üzere. ABD ne yapacağını bilmemenin tekinsizliğinde elindeki ateşi ya şundadır ya bunda vurdumduymazlığı ile İslam coğrafyasında rast gele bir yere atmak üzere.
Rusya bekleyişte, Çin gerileyişte.
Eskiler Allah bugünümüzü aratmasın derlerdi. Bu vurdumduymazlık bu tuzu kuru kibir yüzünden bu günleri arayacağımızdan korkuyorum.
İyi de siz niye bu kadar şensiniz!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.