
I-
Perşembe gününe Etiler Koç köprüsünde patlayan bomba ile başladık. Çok şükür büyük bir facianın eşiğinden döndük. Emniyet güçleri ikinci bir bomba ihtimaline karşı, Bağcılar patlamasının tecrübesini unutmayarak bölgede derhal emniyet şeridi oluşturdu.
Kasetti, görüntü idi, bomba idi derken son on beş gün, toplum mühendisleri cetvel ile çizmiş oldukları "alan"ı gerçekleştirebilmek için eski ve yeni oyunları ard arda sahnelemeye devam edeceğe benziyor.
Toplumsal mühendislik projeleri ile baş etmenin en emin yolu yapılan organizasyonlara karşı bizim bireyler olarak kayıtsız kalmamızdır. Tepki verme katsayısı ile etkileme arzusu doğru orantılı olarak seyreder.
Ne demek istiyorum? Ülkemizi toplumsal mühendislik projelerinden uzak tutmak için bizden istenilenin tam tersi reaksiyon vermeye devam etmeliyiz.
Endişe yok. Kaygı yok. Aklı selim sahibi bireyler olarak sadece bizim kendi öz tercimiz var. Gözünü, kulağını, elini ayağını üzerimizde asılı tutan "merkez"lere bu mesajı en anlayacakları şekilde vermek zorundayız.
Türkiye şimdiye kadar hiçbir toplumsal projeye teslim olmadı. Bundan sonra da olmayacak inşallah.
II-
Pazartesi günü sizlere Hadi''yi anlatmıştım.
Hadi kimdir? Hadi Refik Halit Karay''ın Tanıdıklarım isimli kitabından bir bahis: "Bir Avrupa Düşkünü".
Bilenler biliyor da, malum öğrenmeyen öğrenciler devrindeyiz.
Refik Halit Karay 1888-1965 yılları arasında yaşamış Türkçe''nin en üslup sahibi yazarı.
Kadersiz yazarı aynı zamanda. Neden mi kadersiz?
Bu satırların yazarı için Türk Edebiyatı''nın en güzel eserlerinden biri olan Sürgün romanını bilmeyen o kadar çok edebiyat öğretmeni, edebiyat meraklısı var ki! Gurbet hikayelerinin unutulmaz yazarı hâlâ kendi gurbetinde dolaşıyor. Kadersizliği bu yüzden.
Pazartesi günü italik karakterle yazdığım satırlar Refik Halit Karay''ın satırları idi.
Farkettiniz muhakkak ne kadar zamana yenilmemiş gözlemlerdi. Yazının tamamını burada alıntılamam mümkün değil. Ama siz muhakkak tamamın okuyunuz.
Hadi kendinden sonra gelecek onlarca "uzak vekil"in ilk örneklerinde biri sadece.
Çarşamba günü okumuş olduğunuz satırların ta Meşrutiyet dönemine ait olduğunu tahmin eder miydiniz? Hayır. Size bir parti ismi vermemi bekliyorsunuz. Meşrutiyet döneminin Paris âşığı Hadi''si elbette Cumhuriyet döneminin tek partisinden vekil seçildi.
Ankara''dan öteye gitmiş miydi?
Kim gidiyordu ki Hadi gitmiş olsun. Bir iki defa belki. Göstermelik. Düşününüz ki o dönemde "milletin efendisi köylü"ler kasabanın sınırında şehirli kıyafet kiralayarak Ankara''ya ayak basabiliyordu.
Her dönemde Siyasetin Hadi''leri oldu. Ve daima yurt dışı görmüştür görgüsü bilgisi vardır diye paraşütle indirildiler TBMM''ye. Oysa onlar bulundukları her yere yabancı kalmayı bir erdem sandılar.
III-
Uzaklığı değil "burada" olmayı seçenleri dikkatle izlemeye çalışıyorum.
Batman''dan aday olan Devlet Bakanı Mehmet Şimşek''in seçim çalışmalarını medya üzerinden yakın plan takip etmeye gayret ettim.
Neden Mehmet Şimşek?
Adaylığı açıklandığı sıra Batmanlı kadın okuyucularımın yoğun ilgisi ile karşılaştım. Urfa üzeriden yazdığım yazı dolayısıyla Batman ile ilgili olarak görüşlerimi almak istediler.
"Devlet Bakanı Mehmet Şimşek çok kıymetli bir insandır ama bizi ne bilsin !" diyorlardı.
"Amerikalara gitmiş. Okumuş. Ama bize, bizi bilen biri lazım."
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek bütün seçim konuşmalarında daima "buralı" olduğunu, bölgenin insanını, insanın sıkıntılarını çok iyi bildiğini anlatmaya çalıştı. Yokluğun içinden süzülmüş olan kendi başarı hikâyesini bir maya ve umut olarak Batmanlı gençlerin, çocukların gönlüne çalmaya çalıştı.
Batman''dan bir Gaziantep rüyası çıkarmak derdindeydi.
Sadece Batman''da değil Türkiye''nin dört bir tarafında adaylarla ilgili olarak seçmenlerin eleştirisi "Bizi bilen biri lazım. O bizim dertlerimizi nereden bilsin ki" noktasında düğümlendi.
Bizi bilen biri lazım. Bilmek nasıl bir şeydir? Galiba çok az vekil şimdiye kadar seçmenlerine "bildiğini" ispat etme imkânına ya da gayretine sahip oldu.
Mehmet Şimşek''in Batman ile teşriki mesaisi bu bakımdan oldukça dikkat çekici. Seçmenler, doğmamış çocuğuna don biçmesini isteyecek kadar özel hayatı ile alakalı görünüyor. Doğacak çocuğuna Kürtçe mi Türkçe mi isim koyacağına kadar soruyorlar.
2000''li yılların seçmeni, vekilinin aidiyetini sorgulamak/değerlendirmek için özel hayatı ile fazlasıyla ilgileniyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.