
I-
Hayatımız sınav demiştim pazartesi günü. Sınavın içindeki sınav. Bir özel okulun yıllığına dikkatinizi çekmiştim. Sizin için hayatın anlamı ne sorusuna, bir eli yağda bir eli balda olan çocukların nesneler ve yiyecekler üzerinden verdikleri cevapları nazarınıza sunmuştum.
Özel okullarda baba parası ile değil, gayreti ile okuyan öğrenciler var bir de. Esasında özel okulları yozlaşmaktan bir dereceye kadar kurtaran da fakir ailelerin bu idealist çocukları oluyor çoğu zaman.
Lisans Yerleştirme Sınavı''nda MF-1 ve MF-4 puan türlerinde birinci olan Abdullah Coşkun böyle bir genç. 61 yaşında kamyon şoförü felçli bir babanın oğlu. Kendisinden 17 yaş büyük olan ağabeyi kardeşinin hayatı boyunca bir masasının olmadığını söylüyor:
''Abdullah, sınava hazırlandığı dönemde babamın sol tarafı felç oldu. Bu duruma üzüldü ama ''Allah''tan geldi, elimizden bir şey gelmez'' diyerek kardeşimi teselli ettik. Abdullah''ın hiç özel bir odası ve çalışma masası olmadı. Hep yerde sırtını duvara dayayarak çalıştı. Yaşamı boyunca çok düzenli çalıştı ve çok hırslı bir çocuk oldu. Sınava hazırlanırken neredeyse hiç televizyon izlemedi. Bir ay öncesine kadar evimizde internet bile olmadı.''
II-
Kuşatıldığımız nesneler dünyası bizi olmaktan alakoyan tuzaklar diyarı.
Herşey o kadar fazla, o kadar süslü ve o kadar çeşitli ki.
Çok değil on beş yirmi yıl önce elbiseye dikilecek su taşları ne kadar kıymetli idi. Kadife bir kurdele, mineli su taşı ile süslenmiş bir elbise başlı başına zenginlik alameti sayılırdı. Şimdilerde halk arasında ucuzcu diye tabir edilen başlangıcı ne alırsan bir milyon(şimdiki para ile bir lira) tezgahı diye başlayan dükkanlarda her biri neredeyse sanat eseri sayılacak fistolar, su taşları incikten boncuktan geçilmiyor. Benzerini aristokrat kıyafetlerinde bile göremeyeceğimiz kadar fabrika işi bir kumaş süslemeciliği var.
Tokalar, taçlar her bir bir sanat eseri. Eserin sanatlığı sadece görselliğinde, yoksa dayanıklı ürünlerle karşı karşıya olduğumuzu söylemek pek mümkün değil.
Sadece süs eşyası değil, mutfak eşyasından avizeye kadar her türlü kullanım eşyası insanı şaşırtan '' a bunu da mı icat etmişler'' dedirten pek çok nesne var.
Görür görmez alınan, ama eve gidinceye kadar alınışı bile unutulan ürünler dünyasında yaşıyoruz. Nesnenin bize ait olduğu an, sadece onu aldığımız zaman sanki. Bir kez alındıktan sonra onlarcasının bulunduğu nesneler dünyasında ürün eve gidinceye kadar sanki bizim için eskimiş oluyor.
İhtiyaçların sınırsızlığını test etmek üzere piyasa, sürekli yeni ürünler ortaya koyarken tüketici kendini ürüne yakınlığı açısından kıymetli görüyor.
Bolluğun baş döndürücü bir hızla arttığı bir çağda bütün mesele sunum kapasitesinde ortaya çıkıyor.
Piyasa çeşitlilik üzerinden üretme kapasitesini arttırırken ürünler daha eve varmadan eskimiş oluyor. Ürünlerin eskimesi için artık moda olması arkasından demode olması gerekmiyor. Ürünü başkasının gözü değil bizzat bizim kendi gözümüz eskitiyor.
Yaşadıklarımızı Raul Vaneigem efendisiz köle tabiri ile kavramlaştırıyor.
Dört bir yanımızı kuşatan nesneler dünyasında efendisiz köleler olarak dolaşıyoruz. Yunus Emre''nin ''Her gün yeniden doğarız bizden kim usanası'' mısrasından olabildiğince uzak her gün yeniden köleliğimizi tescil ettiriyoruz.
Şu mübarek günlerde bolluk ile imtihan edilmekte olduğumuzu, bu bolluğun şükrünü eda edemediğimizi daha derinden tefekkür edelim.
Abdullah Coşkun''un bir masasının bile olmadığını, onun hikayesinin tam da ''gayret bizden tevfik Allah''tan'' duasının kabulu olarak idrak etmemiz gerektiğini önce kendimize sonra çocuklarımıza anlatalım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.