
Bu gün bayram. Bayramınız mübarek olsun. Gönül alanınız, gönül yapanınız bol olsun. Ama alışageldiğiniz bayram yazılarından birini sunmayacağım size.
Fakirleri kendi gözlerimizle görüyor muyuz? Evet ekran gözü, kamera gözü ile değil. Kafa gözümüzle görüp, gönül gözümüzle yaralarına merhem olabiliyor muyuz?
Zenginlerin fakirleri görmediği bir zaman ve mekan anlayışı giderek yaygınlaşıyor.
Herkes adalet istiyor. Ama İslam ülkelerinde, Müslüman kimliğini şuurla taşıdığını ifade edenler fakirlerin fakirliğinden kendini ne kadar mesul hissediyor!
Zenginler fakirlerin fakirliğinden kendini mesul hissetmediği sürece adalet gelebilir mi?
Adalet bir yerden gelmeyecek. Adaleti davranışlarımızla biz ikame edeceğiz.
Bayramlar bize insanlığımızı hatırlatan özel zamanlar. İnsanlığımız "ötekine" duyduğumuz mesuliyet ile başlıyor. Ötekini görmeyen gözlerimiz ruhumuzdan çalıyor.
***
Ezgi Başaran''ın 7 Kasım 2010 Radikal''de yayınladığı "Çöpçü oldum" yazısını bulup okumalısınız.
Bir günlüğüne çöpçü olmuş Ezgi Başaran. Bir günlüğüne her gün bu işi yapan 48 yaşındaki Bülent''in vaktini almış çöp topladığı arabasıyla beraber.
Tarlabaşı''ndan İstiklal Caddesi''ne sonra Tophane''den Cihangir''e doğru bir güzergah belirleyerek bulduğu her çöp yığınının başında eğleşerek, hangilerinin kıymetli, hangilerinin para etmez olduğunu öğrenerek çöp toplamış Başaran.
Çöp kutularının içine girmek zor, içinden çöp çıkarmak zor, en zoru da çöplerin konulduğu o arabaya mukayyet olmak.
Saatlerce çöp toplayıp yorgunluktan bitap düştükten sonra toplayabildiklerinin ancak 15-20 liralık bir değeri olduğunu öğreniyor Ezgi Başaran. Biraz da Nişantaşı''nın çöplerini karıştırmak istiyor. İşi öğrenmeye çalıştığı 48 yaşındaki Bülent Nişantaşı''na gitmenin zor olduğunu söylüyor: "Nişantaşı''nın tadı tuzu kalmadı. Her adımda bir yerden polis çıkıp kimlik soruyor. Ama biz hırsız mıyız abla, görüyorsun işimiz neyse onu yapıyoruz."
Ezgi Başaran her şeye rağmen kararlı Nişantaşı''nın çöplerini yoklamak konusunda:
Beşiktaş''ı Nişantaşı''na bağlayan Arnavut kaldırımlı Hüsrevgerede yokuşunun en aşağı noktasında durup baktım. Yol dar, yokuş dik ve engebeli. Hayatta yukarı çıkmak ne kadar zor. Hele de sırtında böyle bir yük varken. Nasıl yapacağız? Bu hamlıkla o arabayı Nişantaşı''na nasıl çıkaracağız? Ben kollarından çekiyorum, zorlandığımı ama inadımdan bırakmadığımı gören Bülent arkasından itiyor. "Abla herkes sana bakıyor, genelde beni görmezler. Seni görüyorlar. Utanıyor musun?"
Çöpçü Bülent''in cümlesi beni can evimden vurdu. "Abla beni genelde görmezler. Seni görüyorlar."
***
Şehrin sokaklarında yaşayan binlerce fakir ile göz temasımız olmasın diye korunaklı mekanlara taşınıyoruz. Çöpleri karıştırırken ya da bir çiçek tezgahının başında sabahtan akşama kadar yağmurda rüzgarda beklerken onları hiç görmüyoruz.
Hele orta sınıfa, üst sınıfa mensup gençler, nasıl duyarsız nasıl kibirliler fakirlerin dünyasına karşı.
Merhamet kodları yüklenmemiş bir makine gibi gençler görüyorum ve korkuyorum. Şu son bir haftada yaşanan vahşetleri bir hatırlayalım lütfen. Bayrama rağmen hatırlayalım.
En birinci meselemiz fakir gençlere eğitim hakkı sağlamak, tuzu kuru gençlerin kalbine de merhamet ve şefkat tohumları ekebilmek olmalı.
Yoksa bayramlar bayram olmayacak.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.