
Dünya Sağlık Örgütü''nün yaptığı araştırmaya göre Türk gençliği en öfkeli gençlik sıralamasının başında yer alıyor.
Bu habere şaşırmalı mıyız?
Gençlik üzerine yorumda bulunmadan önce toplumun genel eğilimlerini yakalamak için gelin bu hafta bir film üzerinden iz sürelim.
Duygularınızla, duyumlarınızla aranız nasıl. Hayattan ne kadar tat alıyorsunuz.
En son hangi koku sizi hatıraların bahçesine götürdü.
Ağzınızın tadı nasıl? Isırdığınız ekmeği çok şükür diyerek tadına vara vara yavaş yavaş çiğnediniz mi? Çiğneyip şükrettiniz mi?
Elinizi oynatabiliyorsunuz, bacaklarınız bütün gövdenizi şikayetsiz taşıyor. Bunun ne büyük nimet olduğunun ne kadar farkındasınız?
En son ne zaman bu ses ve bu söz benim kalbimi karartır diyerek seyretmekte olduğunuz ekranı terk ettiniz. En son ne zaman şu fani dünyada ipe sapa gelmez laf meclislerini terk ettiniz.
En son ne zaman doğan güne hamd ettiniz. Yağan kara, toprağın koynundan bereket çıkaran yağmurun yüreğinizi de yıkadığına tanık oldunuz.
Kadim zamanlar ile modern zamanları ayıran sınır tam da burada başlar. Kadim zamanlarda an geçmişe bağlana bağlana yaşanır. Modern zamanlarda ânı geleceğe bağlaya bağlaya dahil oluruz hayata.
Bu haftayı film üzerinden okuyacağız. Seyretmediyseniz seyretmenizi tavsiye ederim. Perfect Sense. Film Türkçe''ye Yeryüzündeki Son Aşk diye çevrilmiş. Bu çevirinin filmi karşıladığını düşünmüyorum. Nitekim filmin tanıtımında modern bir aşk hikayesi cümlesi yer alıyor. Yanlış bir tanıtım. Çünkü aşk hikayesine odaklı olarak seyredenlerin çok göreceği bir şey yok. Filmi, orijinal ismi çok iyi karşılıyor. Film Türkçe''ye Yeryüzündeki Son His olarak çevrilseydi muhatabını çok daha iyi bulurdu.
Filmin kadın kahramanı bir doktor. Hep ''pislik adamlara''rastlamış hayatının adamını bulamamış bir doktor.
Erkek kahraman şık bir lokantada şef. Ölümcül bir hastalığa yakalanmış kız arkadaşını terk ettiği için kadınlarla ilişkisini ''terk etmek'' üzerine inşa etmiş bir ''lezzet avcısı''.
Filmde çok başarılı bir şekilde belgesel dili kullanılmış. Bu dil, film üzerinde dikkatle yoğunlaşmayı ve düşünmeyi sağlıyor. Zamanı tefekkür etmek üzere yaşayanların seveceği ancak zamanı eğlenceli bir şekilde geçirmek isteyenlerin sıkılacağı bir film. Nitekim ben filmin dvd''sini alırken görevli genç kız hiç tavsiye etmem. Aşk filan yok. Bir şey olmuyor. Bekliyorsun bekliyorsun öylece bitiyor dedi. Neyi beklediniz film boyunca dedim. HİİÇÇ dedi genç kız. Merak etmeyin dedim ben bekleme estetiğine sahibim. Daha önce duymadığı bir kelime idi. Beklemenin estetiği mi dedi yüzüme tuhaf tuhaf bakıp.
Görevli genç kız ne bekliyordu bilmiyorum. Film tam da yaşadığımız hayat. Ne ki hayatı yaşarken çoğumuz ne olduğunu anlayamayız. Çünkü hayatın bütününü kavrayacak basiretimiz yoktur. Uzmanların bize izah etmesini bekleriz. Ama uzman dediğimiz kişiler hayatı anlatmayı değil daha anlaşılmaz kılmayı bilirler. Uzmanlıkları onlara böyle bir bakış açısı kazandırmıştır. Bünyede ne olup bittiğini bilmek için bünyenin tamamına dair bir fikir sahibi olmak gerekir çünkü. Oysa uzmanlaşmanın geldiği son nokta sağ burun deliği sol burun deliği uzmanlaşması. Burnun tamamına dair bir şey söylemenin imkânsızlaştığı bir durum söz konusu velhasıl.
Film, dünyada baş gösteren bir salgını konu alıyor.
Daha önce sizlere önermiş olmalıyım. Aranızda okuyanlar var muhakkak. Saramago''nın Körlük ve Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş romanlarını hatırlatıyor film.
Körlük herkesin kör olduğu bir dünyayı anlatıyor. Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş ise bir ülkede ölümün ortadan kalkmasını konu ediniyor. Güzel bir şey gibi geliyor, ölümsüz bir dünya. Fakat yazar ölümsüz dünyayı bize o kadar iyi anlatıyor ki ölümün olduğuna nasıl şükredeceğimizi bilemiyoruz.
Ölüm ortadan kalkınca ölüm üzerinden para kazanan bütün sektör iflas ediyor. Ölüm ortadan kalkınca yaşlıların, ölümcül hastaların bakımı bir sıkıntı haline geliyor. Sonunda sınırı geçince insanların öldüğü farkediliyor ve mafya eliyle insanlar, hastalarını sınırın öbür tarafına geçirip ölümünden sonra tekrar getiriyorlar. Bunu herkes biliyor. Ama bilmezliğe gelmek işleri kolaylaştırıyor.
Filmden bahsedip niye şimdi size Saramogo''nın romanlarını özetliyorum. Özetleme sebebim şu: Film bütün duyularımız bizi terk ettiğinde ne olduğunu çok iyi anlatıyor.
Salgın önce koku duyusunun yitirilmesiyle başlıyor. İnsanlar koku alma duygularını yitirmeden önce derin bir hüznün içine düşüyor.
Çarşamba günü kokunun dünyası üzerinden devam edelim mi?
Diyorsunuz ki terörün her mahalleden can aldığı, her olayın aramızdan ayrılanları rakamlara gömerek uğurladığımız/ kodlandığımız bir zamanda filmin sırası mı?
Neden sırası olduğunu filmi seyredince ve üzerine konuşunca anlayacağınızı ümit ediyorum.
Not: Film internette var. Atlatmanız gereken birkaç sahne var. Onları atlattıktan sonra ailece seyredebileceğiniz bir film.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.