
Hatırlayacağınız üzere, Pazartesi günü bir okuyucumun mektubunu paylaşarak cami ve çocuk meselesini gündeme getirmiştim. Konuya yoğun ilgi gösterdiniz. Çok teşekkür ederim. Bazılarınız mektubunu yayınladığım kişinin kırılabileceğini dile getirdi. Yayınladığım mektupları ilgi ile okuduğunu mektuplar ve bendenizin verdiği cevaplar üzerinden ''sosyal terapi'' aldıklarını söyleyenleriniz de oldu.
Öncelikle şunu bilmenizi istiyorum. Şimdiye kadar yayınladığım mektupların sahiplerinden asla bir şikâyet almadım. Nitekim Kilis''ten yazan hemşire Ş.B de mektubunun yayınlanmasından duyduğu memnuniyeti bakınız nasıl dile getiriyor:
Sevgili Fatma Hanım,
Öncelikle bir okurunuz olarak, özelde benim başıma gelen ama genelde tüm Müslümanları ilgilendiren bir konu üzerindeki hassasiyetiniz ve bunu diğer okurlarla paylaşıp dile getirdiğiniz için Rabbim sizden razı olsun.
''Toplumsal olarak kul hakkını, adab-ı muaşereti konuşmalıyız. İkazlarımızı değerlendirmelerimizi yapmalıyız. Ama çocuklar söz konusu olduğunda yargılayıcı değil onların merhamet ehli olarak yetişmesini öncelememiz gerektiğini düşünüyorum.''
Büyükler olarak çocuklarımızın içindeki nefreti de merhameti de şekillendirecek ve bu şekli büyütecek olan biz büyükleriz Bu konuda çok haklısınız.
Ancak bu gerçeği, hayatın içinde uygularken, ikilemlerimiz, arafta kalmamız söz konusu oluyor.
Çocuklarımıza aşılayacağımız merhamet, affetmek, büyüklük gösterme erdemini öğretirken, ya da öncelerken... Bu davranışımızla karşımızdakinin ibret alma,belki ders çıkarma, yaptığından hicap duyma olasılığının yanında; sükunetimizin, karşımızdakinin cesaretini arttırıp aynı yanlışı bir başkasına da yapma ihtimaline sebep olması ve bizim buna istemeyerek de olsa ortak olmamız arasında ikilem yaşayabiliyoruz.
Rabbim bizlere değiştireceğimiz şeyleri değiştirebilmemiz için cesaret.
Değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul etmek için sabır.
Bu ikisini birbirinden ayırt edebilmek için akıl ve basiret versin.
En içten selam ve dua dileklerimle. Ş.B.
Değerli hemşire Ş.B''nin satırları esasında gündelik hayatta hepimizin zaman zaman başına gelen bir durum dile getiriliyor. Ne ki Ş.B sorunun farkında. Pekçoğumuz bu sorunu fark etmiyoruz. Şunu unutmamamız ve birbirimize sık sık hatırlatmada bulunmamız gerekiyor. Ameller niyetlere göredir ve bizim susarken ya da ikaz ederken sadece ve sadece Allah''ın rızasını gözetmemiz, tepkilerimizi ideolojik duruşlardan arındırmamız, sorunumuzun önemli bir kısmını çözecektir.
Diğer taraftan çocukların eğitimi söz konusu olduğunda aşırı pedagojik bir dil geliştirmiş olduğumuzu söylemek zorundayım. Çocuklarımızın/gençlerimizin, hep başkalarının, ötekilerin ''kötü davranışları'' tarafından etkilendiğini düşünüyor, bu etkiyi sıfıra indirmek için çaba sarf ediyoruz. Oysa çocuklarımızı etkileyen esas bizim davranışlarımızdır. Nasihat ederken başka bir dil, yaşarken başka bir dil ortaya koyarak en büyük zararı bizzat biz kendimiz veririz.
Cami ve çocuk meselesinin esasında çocuklara ve camiye bakışımızın değişmesi yüzünden sorunlu bir alan olarak karşımıza çıktığını düşünüyorum. Peygamber Efendimiz''in omzuna çıkan torunları için secdeyi uzattığını hepimiz biliriz. Fakat bu bilgiyi değerlendirme biçimimizin giderek başkalaştığını fark ediyorum. Şöyle ki, bundan otuz yıl önce bu hadiseyi Efendimiz''in merhametini ve şefkatini anlayabilmek için naklederken günümüzde hiperaktif çocuk gerçeğine Peygamber torunlarından bir örnek sunmak vesilesiyle dile getiriyoruz. Hal böyle olunca da caminin içinde parende atan, cemaatin alnı secdede iken kazık gibi dikilen ergen fotoğraflarını internet ortamına yükleyip ''ne kadar sevimli değil mi?'' ibaresi ile yayınlıyoruz.
Hayır, hiç sevimli değil! Çocuk çocukluğunu yapar amenna. Ama camiyi çocuğun çocukluğunu yapması için değil, çocuğun çocukluktan çıkıp ilahi mesaja muhatap olması için, cemaat şuurundan istifade etmesini sağlayıcı bir mekân olarak idrak etmesini gaye edinmeliyiz. Sevimlilik ile şımarıklık arasında epeyce bir mesafe olduğunu unutmayalım lütfen. Hal böyle olunca tıpkı Ş.B''nin kızının başına geldiği gibi başka çocukların azgınlıkları yüzünden bunalmış olan cami cemaatinin ihtiyar üyeleri, karşılarına çıkan ilk çocuktan hınçlarını alabiliyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.