Cem Yılmaz"ın babalığını sempozyum yaparak kutladık da…

00:001/04/2013, Pazartesi
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

I-Geçtiğimiz Perşembe günü, Sayın Emine Erdoğan"ın da katılımıyla babalık ve cinsiyet rolleri eşitliği üzerine Sosyal Politikalar ve Aile Bakanlığı ile AÇEV"in ortaklaşa düzenlemiş olduğu bir sempozyum gerçekleştirildi.Sempozyuma çiçeği burnunda Cem Yılmaz"ın "baba" olarak davet edilmesinin çok doğru olmadığını düşünüyorum. Şüphesiz Cem Yılmaz Türkiye"nin yetiştirdiği en popüler komedyenlerdendir. Lakin sorun tam da bu. Cem Yılmaz"ın taze baba performansı ile panelist olması yüzündendir ki, sempozyum

I-

Geçtiğimiz Perşembe günü, Sayın Emine Erdoğan"ın da katılımıyla babalık ve cinsiyet rolleri eşitliği üzerine Sosyal Politikalar ve Aile Bakanlığı ile AÇEV"in ortaklaşa düzenlemiş olduğu bir sempozyum gerçekleştirildi.

Sempozyuma çiçeği burnunda Cem Yılmaz"ın "baba" olarak davet edilmesinin çok doğru olmadığını düşünüyorum. Şüphesiz Cem Yılmaz Türkiye"nin yetiştirdiği en popüler komedyenlerdendir. Lakin sorun tam da bu. Cem Yılmaz"ın taze baba performansı ile panelist olması yüzündendir ki, sempozyum onun gölgesinde kaldı. Gün boyu ve ana haber bültenlerinde sempozyum Cem Yılmaz üzerinden verildi.

Sık sık dile getirmek durumunda kalıyorum. Bizim kültürümüz kıvam üzere mayalanan bir kültür olduğu halde popüler kültürün baskısını sağlıklı kanallar üzerinden ifade edemediğimiz için kıvam tutturamıyoruz.

En bilimsel sempozyumlarımıza ilgi çeksin diye şöhretler davet ediyoruz. Şöhretler bütün ilgiyi üzerine çektiği için, yapılan toplantıdan geriye pek bir şey kalmıyor.

Cem Yılmaz"ın da katıldığı sempozyum onun katılımı sayesinde medyada çok yer buldu. Duymayan kalmadı. Neyi? Cem Yılmaz"ın nüktelerini.

Konu bu muydu? Yani bütün mesele ciddi konulardan ne kadar nükte çıkarabiliriz derdi miydi?

Nükte iyidir. Hoştur. Zekânın terlemesidir. Lakin nükte nükte olarak kalsın tebliğler tebliğ olarak.

Programı düzenleyenler Cem Yılmaz eşliğinde gelen seslerden memnun, kendilerini pek başarılı bulmuşlardır büyük ihtimal.

Yapılan sempozyumların başarısı için katılımcıların ortaya koymuş olduğu önermeleri, tespitleri tartışıyor olmamız gerekiyor. Cem Yılmaz"ın oğlunun altını günde kaç defa değiştirmiş olduğunu değil.

II-

Cem Yılmaz"ın "Baba"lığı kendi hanesine diyerek biz gelelim bu vesile ile babalardan beklentilerimize.

Bütün meseleleri önemli gün ve haftalar üzerinden konuşmaya çalışan Türkiye gündemi için maalesef Haziran"ın ikinci Pazar"ına denk gelen Babalar Günü sadece ekonomiyi hızlandırmaya yarıyor. Bir de erken giden evlatların arkasında kalmış ebeveynlerin Anneler Günü/Babalar Günü üzerinden acılarının tazelenmesine. Başka da bir işe yaramıyor.

7 Nisan günü KASAD babalık üzerine bir sempozyum düzenliyor.

Sempozyumdan önce babalar için ev ödevi çıkardım.

İlk ev ödevini MÜSİAD"a huzurunuzda takdim ediyorum.

Son yıllarda MÜSİAD imaj yönetimi konusunda kendisinin çok gerisine düşmüş vaziyette.

İmaj yönetimi için MÜSİAD yöneticilerini ve üyelerini pamuk eller cebe diyerek Türkiye"nin pek çok bölgesinde aynı anda başlayacak kütüphane projesi oluşturmalarını teklif ediyorum.

Merdiven altı kütüphanesi değil! Güzel bir bahçenin içinde, aydınlık bir mekân. Her hafta sonu türlü etkinliklerle bezenmiş çocukların ve ailelerinin sosyalleştikleri bir mekân.

AVM sosyalliği bizi iyi bir yere götürmüyor. Bakınız artan boşanma oranları.

III-

Türkiye"nin "okuma" macerası konusunda elimde ilginç bir kitap var: "Kitapsızlar". Kitabın yazarı kütüphanecilik konusunda ihtisas yapmış halen TBMM İdari Teşkilatı"nda Müdür Yardımcısı görevini yürüten Doç. Dr.Erol Yılmaz. Erol Yılmaz"ın "Çok satan" kitaplar üzerine yazdıkları çok çarpıcı.

Kitabı ideolojik teçhizat olarak görmekten vazgeçtiğimiz gün kitaplar gerçek değerine kavuşmuş olacak.