
Devlet eliyle gittiğim bütün seyahatlerde gördüklerimin zekatını ve sadakasını son noktasına kadar ödeyebilmek için azami gayret sarf ediyorum. Gidişimizde her kademedeki yurttaşımızın alnının terinin olduğunun idrakiyle, olabildiğince fazla gözlem ve değerlendirme yaparak seyahatimi "helal" kılmaya uğraşıyorum.
Ecdadımızın "Paris aşkı" hatırlanacak olursa Paris"i "görmenin" ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır.
Her bakış "görme" lerden bir görmedir ve her görüş bir yanıyla muhakkak noksandır.
Lakin bir de görmeye değil yaşamaya hissetmeye gittiğiniz mekânlar vardır. Bir heyecan ile yoluna düştüğünüz mekânlar.
Paris Büyük Camii böyle bir mekandı bizim için.
Paris Camii"nin 1926 yılında açıldığını bir kaç yıl önce Berlin"de öğrenmiştim. Berlin"deki merdiven altı camilere keder ile tanıklık ederken mihmandarımız olan bir genç kız "Hocam" demişti Türkler niye böyle. Paris Camii"ni görünce biz niye böyle camiler yapamıyoruz diye çok üzülüyorum."
Hatırlamanın kimyası her defasında değişik bir terkip midir yoksa aynı zamanda aynı formülle kendisini tekrar edip duran bir süreç midir bilmiyorum. TRT Türk"ün Fransa temsilcilerinden olan Ömer Aydın Bey Paris Büyük Camii"yi görmeden gitmeyin dediğinde Berlin"deki sahneden hiçbir iz yoktu. Bu iz birden bu yazıyı yazmak için bilgisayarın tuşlarına dokunmaya başladığımda hafızanın mahzenlerinden çıkıp geldi.
Cuma günü bir koşu gittik Paris Büyük Camii"ne. Etkilendik mi etkilendik. Paris"in 5. Bölgesi"nde, kütüphanesi, restorantı ve İslam Kültür Merkezi ile bir külliye olarak gelenleri karşılamaya hazır bekliyordu. Bahçesindeki kara selviler ölümü hatırlattı. Ölüm Halife II. Abdülmecid"in yıllarca bekleyen naşını. Etkilenmenin başlangıcı heyecan ve hayranlık sonu keder ve isyandı.
Neden mi?
Paris Büyük Camii, Fransız saflarında çarpışırken ölen Cezayirli askerlerin anısına yaptırılmış. Caminin yapılışında bizim de tuzumuz olsun diyerek Mustafa Kemal tarafından 1919 -1938 yıllarında 10 bin frank gönderilmiş. Lakin Mustafa Kemal"in ölümünden sonra bu yardımlar kesilmiş. Caminin şeref defterinde II.Abdülhamit"in ve Mustafa Kemal"in maddi,manevi desteklerinin olduğunun belirtildiği söyleniyor.Niye söyleniyor dedim çünkü şeref defterini görmek gibi bir imkanımız yoktu.Bu imkandan geçtim onca hayranlıkla temaşa etmeye çalıştığımız camiden apar topar kovulduk.
Kovulduk evet. Kovulma kelimesi ağırınıza mı gitti?
O zaman olanı biteni anlatayım da uygun kelimeyi siz seçin.
Bizim Paris Büyük Camii"ni ziyaret etmeye çalıştığımız (edebildik mi emin değilim) gün sosyal medya üzerinden arkadaşlarımızın kadınlar olarak Cuma namazında Kocatepe"deyiz duyuruları vardı.
Paris Büyük Cami"yi ziyaret ettiğimiz saatlerde henüz sabahın hükmü sürmekte, Paris"in dükkanları henüz açılmaktaydı. Bu bilgiyi verme sebebim, biraz sonra anlatacağım "kovulma" bahsinin Cuma namazı telaşı içinde değerlendirmenizi engellemek için.
Camiden içeri girdiğimizde bir köşede başında fes ile 35 yaşlarında Afrikalı bir adamın rahle önünde diz çökmüş Kur"an-ı Kerim okumakta olduğunu gördük.
Bunca etkilenilen bir camide ziyaret namazı kılmadan gidersek "turist gözüyle" bakmanın endişesine düşerek camiinin en kuytu yerinde iki rekatlık bir namaza niyet ettik.
Kur"an okuyan Afrikalı gidip bizi şikâyet mi etmişti?
Kapıyı açan, öfkeli halini kendi iklimine verdiğimiz "kadın olduğumuz için bize böyle hoyrat davranıyor" cümlesini asla aklımızın ucundan geçirmediğimiz adam-görevli, sert bir vucud dili ile bizi camiden çıkmaya zorladı. Caminin uzak bir yerinde merdivenleri göstererek burada istediğiniz ibadeti yapın dercesine bizi bodrumda bir yere indirdi.
Güzeller güzeli bomboş bir camide huşu ile namaz kılarken apar topar bir bodrum kata inmeye zorlansaydınız ne düşünürdünüz?
Önce ne olduğunu anlamadık.
Caminin estetik ve zarafeti ile uzaktan yakından alakası olmayan kadınlar kısmı oldukça sağlıksız koşullara sahipti. Tavandan akan su damlalarının altına plastik kovalar konulmuştu.
Girmemiz ile çıkmamız bir oldu.
Görevli adam bizi kapının önünde bekliyordu.
Neden mi?
Geldiğimiz gibi "ön kapı"dan değil de kadınlara mahsus "arka kapı"dan çıkmamızı temin etmek için.
Paris"e "Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu" için gelen bizler için bundan ala kapanış sahnesi olabilir miydi?
Her şeyin bir nasibi var. Her zamanın ve dahi her mekânın.
Cezayirli cami görevlisi adamın hali tavrı, dünya literatürüne en etkin makale ve denemeleri kazandırmış olan Cezayirli feminist kadınları anlama kapasitemin bir derece artmasına vesile oldu.
Ne diyelim? Hayır olsun.
Allah basiretimizi ve letafetimizi ve zarafetimizi arttırsın.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.