
Bir şeyin adil ve iyi olduğunu müdafaa etmek, Avrupa standartlarını yakaladığımızı ilan etmek için, bir kurumun başına, bir kadının gelmesi kafi sayılıyor. Rasathanenin başına getirilen kadın profesörler Gülay Barbarosoğlu, Gülay Altay; rektör seçilen kadınlar; Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu; Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan; TÜBİTAK Başkanı Nükhet Yetiş vs. Listeyi uzatmak mümkün. Son olarak MİT''in kilit noktasına bir kadının getirildiğini söylememiz durumu anlaşılır kılacaktır sanıyorum. Kadınlardan şikayetçi miyim? HAYIR!!!. Şikayetim bazılarının, "kadın", "en kadınnnnn" olmasına..
Bu nasıl Avrupa standardıysa, bu ülkede başörtüsünden dolayı okula gidemeyen, mesleğini yapamayan kadınlar akla bile gelmiyor. Başörtüsü yasaklarını dile getiren kadın, başı açık ise demokrat kimlik üzerinden takdir edilip payelendiriliyor. Acı olan şu ki, başörtüsü yasağını dile getirenin kendisi başörtülü ise "a bunlar da sıktı ama" şikayetine, "dinci" suçlamasına maruz kalıyor. Yani başörtülüler "eskiden başörtülü olup" şimdilerde şapka takmaya başladıklarında, haber değeri taşıyor. Ya da bir skandal objesi olarak. Ötekilere külliyen görünmezlik örtüsü. Bunu sadece seküler zihniyetliler mi yapıyor? HAYIR.
Kadınlar üzerinden yürütülen siyaset projeleri, sanki inadına başörtülü kadınları imha etme operasyonu gibi. Çünkü daima birileri DAHA, DAHA kampanyası içinde, yüceltilip yükseltilirken; "öteki" ilan edilen, azaltılmış oluyor. Öteki: BAŞÖRTÜLÜLER.
Bu hükümetin çelişkisi de tam burada işte. İktidara geldikleri andan itibaren "haydi kızlar okula kampanyası" gibi kampanyalar ile imaj oluşturmaya çalıştılar ama, bu oluşturulan imajın altına kendisine oy veren başörtülüleri gömmüş olduklarını hiç fark edemediler. Yani AKP hükümeti iktidarını laikçi kadınlarla paylaşmayı tercih etti.
Çünkü muhalefet partileri de, sadece kadınlar söz konusu olduğunda içinde birikmiş "ses"i bastırmayı göze alabiliyor. Böylece almakta olduğumuz yolun çapraşıklığı ile doğru orantılı olarak, bir "kadın başkan" takıntımız baş gösterdi. Liyakat ya da tecrübe değil önemli olan. "Hoş bir kadın" olması. Sarışın, güzel. Şöyle koltuğuna yakışması filan… Ha arka sayfa güzeli ha kadın yönetici.
Erkekler arası iktidar çekişmelerinde yeni bir atak: "Güzel bir kadının iktidarını desteklemeye varız."
TÜSİAD başkanının seçilme sürecini hatırlıyor musunuz? Dikkatinizi çeken bir şey olmamış mıydı? Peki o halde hatırlatmak boynumuzun borcu olsun. 17 Ocak''ta Hürriyet gazetesinde, Nilgün Karataş söyleşisine şu başlığı atmıştı: "Arzuhan Hanım TÜSİAD''a ilk kadın başkan oluyor"
Başlığın tuhaflığını anlamanız için TÜSİAD seçimlerinin 25 Ocakta yapıldığını hatırlatayım. Yani, adaylığını, kendisine yapılmış teklif üzerine açıklayan Arzuhan hanım, daha seçimler olmadan "seçilmiş"ti velhasıl. Nitekim Akşam gazetesi bu haberi "baba beni başkan yapsana" başlığı ile vermişti. Evet böyle bir haber üzerine, pek çok köşe yazısının çıkacağını beklerken asayiş berkemal sükutuna yatılıverdi. Yani bir kadın, başlaması muhtemel bütün kavgaları bitiren olma kapasitesine sahip.
Tayyip Erdoğan''ın bölücübaşına "sayın" dediği/demediği üzerinden abalar çıkarılıp, sopalar dizilmeye başlanmasıyla birlikte, cumhurbaşkanının kadın olacağı tezi gündeme geldi. İlkin ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu adayının sarışın genç ve güzel akademisyen olduğunu Akşam gazetesi yazarı Şakir Süter aracılığı ile ilan ediverdi. Genç, güzel, sarışın akademisyen deyince benim aklıma derhal "babasının kızı" Deniz Ülke Arıboğan geldi. (Deniz Ülke adı ile beraber de her seferinde Poe''nun Anabel Lee şiirini hatırlıyorum. Ve sanki şairin ölen sevgilisi karşımda duruyormuş hissini yaşıyorum: "Senelerce senelerce evveldi/Bir deniz ülkesinde yaşayan bir kız vardı/Bileceksiniz ismi Anabel Lee") Nitekim Çarşamba günü Süter yanılmadığımı gösterdi.
Ne var ki bir başka Akşam yazarı Gülay Kömürcü, Cumhurbaşkanı kadın olacak ama (genç, güzel, sarışın değil), Anayasa Başkanı Tülay Tuğcu olacak dedi.
Ka-Der''in bıyıklı kampanyaları, sarışın güzel kadın derken… Taha Kıvanç haklı! Gösterenin, "örttüğü" bir şey var. Avrupa''da kadınlar bu kadar önde olduğuna göre, belli ki ABD ile kadınlar daha "uyumlu" çalışıyor. Benim tezim şu: Sarışın güzel kadın adaylar en çok Devlet Bakanı Nimet Çubukçu''nun işine yarar. İlle de kadın olacaksa, aidiyetini derinden hissetmediğim sarışın güzel kadın olacağına, aidiyetinden emin olduğum "esmer güzel kadın" olsun der taban.
Yani işte böyle!!! Toplumsal projenin bittiği yerde, günlük hayatı da, siyaseti de magazin kamusu yönetiyor. Türk halkı boşuna Televole meftunu olmadı!!! Öngörü geliştiriyor necip halkım. Biliyor ki magazin gündeminde olan her türlü davranış, bir müddet sonra gerçek hayatın her alanını ele geçiriyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.