
Sosyal ve siyasi olaylara küçük hikâyenin penceresinden baktığımı biliyorsunuz. Bu defa da öyle yapacağım.
BM''nin 68.Kurulu''nu radyodan dinlerken; dinleyişime, genç bir kafanın da ortak olduğunu geç fark ettim.
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, tam da Türkiye''nin Balkanlar''da ne yaptığını anlatıyordu.
16 yaşındaki genç misafirim, ''Cumhurbaşkanı niye anlatıyor ki bütün bunları?'' dedi.
Niye anlatmasın ki diyebilirdim.
Fakat birden algı yönetimi açısından çocukların ve gençlerin olanı biteni nasıl anladığını görmek için çok önemli bir fırsat ile karşı karşıya olduğumu idrak ettim.
''Neden anlatmamalı sence?'' dedim.
( Benim çocukluğumda/gençliğimde böyle bir cümle sarf eden olsa haddini bil sen mi bileceksin koskoca Cumhurbaşkanı mı denir susturulurdu. Oysa post-modern çağda çocuklardan/gençlerden çok şey öğreniyoruz. Sorun şu ki bizim onlardan öğrendiğimiz kadar onların bizim deneyimlerimizden istifade etmesi pek mümkün olmuyor. Bunun mesuliyetini gençlere değil, değişende değişmemesi gerekeni muhafaza edemeyen orta kuşağa yüklediğimi söylemeliyim.)
Genç arkadaşım ''Yapacaklarını, yaptıklarını söylerse güçsüz olur'' dedi.
İnternet oyunu ile bilinç kazanan, internet oyunları üzerinden tarih şuuru edinen bir neslin güç algısı, güçsüzlük algısı önemli.
Genç misafirimi biraz daha deştiğimde,''Cumhurbaşkanı''nın, Türkiye''nin bir sırrı olmalı'' dedi. ''Herkese her şeyi açık açık anlatırsa güçsüzleşir.''
Her akşam en az iki saatini strateji oyunları oynayarak geçiren Türkiye gerçeğinden, bir araştırma vesilesi ile haberdar olmasaydım, genç misafirimin düşünme biçimini hayretle karşılıyor olabilirdim.
Genç misafirime belki Simmel''den bahsetmem gerekecekti. (Merak ediyorsanız bahsetmedim elbette.) Bauman''ın ''Sosyolojiyi kuran bilginler arasında en zeki ve en ileri görüşlü'' olarak kabul ettiği Simmel''den.
Simmel ''kılına zarar gelmeden hayatta kalabilmenin tek yolunun diğerleri tarafından kabul edilmek'' olduğunu söyler.
Simmel''in insanlar arasındaki ilişkileri tanımlamak için söylediği bu önermeyi pek ala devletlerarası ilişkiler bağlamında da ele almak mümkün.
Dünya siyasetinde ''Türkiye''nin kabulü'' konusunda bir sıkıntımız var mı?
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül Türkiye''nin Suriyeli mülteciler için bütün imkânlarını seferber ettiğini anlattı. Dünyanın geri kalanının buradaki acıya sağır kalışına dikkat çekti. BM''nin kuruluş gayesini imha eden duyarsızlığına, üzerine düşen vazifeleri yapmayışına sitem etti. Satır arası gerçeklik olarak, bütün bunlar bizi güçsüzleştirmeye yönelik politikalar, oysa dünyanın dengesi için bölgesel mesuliyetini yerine getiren Türkiye''ye destek olunması gerektiğini ifade etti.
BM''nin 68. Kurulu''nda, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile ABD Başkanı ''Sayın'' Obama''nın konuşmasındaki ortak damar güvenlik idi.
Bizim Cumhurbaşkanımız yangının bütün alevini yüzünde ve elinde hisseden bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak konuştu, Obama ''orda bir ülke var uzakta kimyasal silahtan uzak durulduğu müddetçe bir sorun yok aslında'' rahatlığı ile... Rahatlığı fazla anlaşılmasın diye de öfke efektini devreye soktu. Parmak salladı. Bak bak dedi. Ama satır arası Rusya ile uyumumuzu bozacak risk almayı gerektirecek bir durum yok mesajını verdi.
Zirvenin en popüler ismi olarak İran Cumhurbaşkanı Ruhani öne çıktı. Türkiye ne kadar açık oynuyorsa İran o kadar gizemini korumaya devam ediyor Ortadoğu politikasında. Gizemini korurken, arada peçesinden gösterdiği bir anlık görüntü, bütün dünyanın dikkatini çekiyor.
Tam da benim genç arkadaşımın ifade ettiği gibi. İran ''sır''lı bir ülke ve bu sır ona bu günlerde ''çok iyi geliyor.''
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.