
Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız biraz sonra dikkatinize sunacağım mektubu tenezzül buyurarak lütfen okuyunuz.
Sizi Türkiye''yi yöneten irade olarak düğmeye basmaya davet ediyorum.
İktidarınız döneminde pek çok nikâha gittiniz. Evlilik cüzdanlarını nasihatlerle gençlere takdim ettiniz.
AVM açılışlarına gittiniz. Köprü, yol, okul, üniversite açılışı gerçekleştirdiniz.
Hastane, yurt, kadın sığınma evi.
Kaç tane kütüphanenin açılışına gittiğinizi lütfen kendinize sorunuz.
Ve lütfen bir büyükbaba ve dede olarak, Türkiye''nin çocukları için kütüphanenin ne esaslı bir ihtiyaç olduğuna size arz edeceğim mektup üzerinden dikkat kesiliniz.
Bendeniz sorunları bütünleyerek çözmekten yana tavır alan bir vatandaşım. Ve Türkiye''nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine çocuklarımıza, gençlerimize; sağlıklı mekânlarda, sağlıklı zaman idraki kazandırmak için seferber olmamız gerekiyor.
Bir hayalden bahsetmiyorum.
Yıllar önce gerçekleştirilmiş hem de Türkiye Diyanet Vakfı tarafından gerçekleştirilmiş İSAM Kütüphanesi''nin Türkiye çapında çoğaltılmasından bahsediyorum.
Yurtdışı seyahatlerinizde lütfen uçağınıza kütüphanecileri alınız. Kütüphane müdürlerimizin görgülerini ve bilgilerini artırmak için bu seyahatler çok uygun olacaktır.
Şimdi size 12 yıldır ABD''de yaşayan bir hanımefendinin kütüphane konusundaki görüşlerini arz ediyorum.
Bu mektubun ışığında belediyeler elindeki kültür merkezlerinin yaz aylarında ne kadar atıl olduğuna lütfen dikkat kesilelim.
Sevgili Fatma Hanım,
Kütüphaneler konusuna girdiğinizden beri içimde kanayan yaraya merhem oldunuz. Tam 12 yıldır ABD''de yaşıyorum ve kütüphane sistemini gördükçe ahhh ahhh diyorum bizde neden bu sistem yok! Kütüphaneler burada herkesin buluşma yeri gibi çocuk, yaşlı, genç herkes faydalanıyor kütüphanelerden... sadece kitap ödünç almaya gelmiyorsunuz: sessiz odasında ders çalışıp, İngilizce ya da İspanyolcanızı geliştirmek için (conversation club) konuşma gruplarına ya da belirlenmiş kitapların okunup tartışıldığı kitap kulüplerine katılabiliyorsunuz. Ayrıca her yas grubuna yönelik hikâye zamanları, küçük tiyatro gösterileri, kitap kulüpleri de oluyor. Burada kütüphanelerde bir de çocuk oyun odası var. 1 saat boyunca bedava bütün oyuncaklarla (puzzle, mutfak eşyaları, hayvanlar, bebek evleri ) oynatabiliyorsunuz çocuğunuzu, tek şart bulduğunuz gibi düzenli bırakmak. Eskiden bir kütüphane kartıyla 50 kitap alabiliyorduk gecen ay bu sayı 100''e cıkmış! Her çocuk ismini kendisi yazabildiği zaman kütüphane kartı almaya hak kazanıyor. O günü sabırsızlıkla beklemişti çocuklarım...
Tabii ekonomik ve teknolojik gelişmelerden kütüphaneler de etkileniyor. Eskiden yaz aylarında okullar kapanır kapanmaz kütüphanelerde yaz okuma etkinlikleri başlatılırdı. Çocuklar belirlenen sayıda kitabı okursa yerel restoranlardan, kitapçılardan vs. çeşitli hediyelerle ödüllendirilirdi. Ama ekonomi bozuldukça kütüphaneler bütçesini kısmaya başladılar. Artık hediye kısmı pek olmuyor. Bir de sizin de bahsettiğiniz gibi elektronik okuma aletleri çıktı ama kütüphaneler zamana ayak uydurmaya çalışıyor durmadan: İnşallah önümüzdeki ay elektronik kitap okuma aracımızdan nasıl kütüphaneye bağlanıp kitapları indirebileceğimizi öğreneceğimiz bir eğitime katılacağım. Ben gene klasik kitapları tercih ederim de çocuklarım için bunu öğrenmem gerekiyor :)
Bir kitapta söyle okumuştum. Aileler acaba haftada kaç saat çocuklarını alışveriş merkezlerine, kaç saat kütüphanelere götürüyorlar ona bir baksınlar. ''Sürekli AVM'' lerde gezdirilen ya da TV karşısına oturtulan çocuktan nasıl kitap okuması beklenir ki! Üstelik bunun bir eksiklik olduğunu bile fark edemiyor bizim milletimiz... Ahhh mahallede bir kütüphane olmadığı için neler kaçırdıklarını bir bilseler...
Kevser.
Mektubu okudunuz. 28 Mehmet Çelebi''nin Paris''e resmi büyükelçi sıfatıyla gönderildiği tarihten bu yana ''onlarda olanlar-bizde olmayanlar'' listesi çıkarıyoruz. Çelebi merhum, Paris''in ziyalı sokaklarına vurulmuştu. Şükür bizim sokaklarımız da ziyalı. Pek ziyalı.
Ah keşke sabahtan akşama yapılabilenlere değil de, üç nesil geçince ancak sahip olunabilen konulara odaklanabilsek. Sabahtan akşama yapılabilenler paranın gücü ile. Lakin para ile ne saadet oluyor ne de kültür.
Eleştirel düşünce ancak kitap okuyarak kazanılabilinir. Eleştirel düşüncenin olmadığı yerde ne sanat ne siyaset ne felsefe ne de bilim olur.
Lütfen not ediniz: Bugün saat 19.00''da, Beykoz''da Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi''nde eşyayı konuşacağız inşallah. Geleneksel kültürden modern kültüre eşyanın kullanım değeri.
Biz mi eşyaları kullanırız eşyalar mı bizi?
Biz mi eşyaları kullanırız eşyalar mı bizi?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.