
Osmanlı modernleşmesi ile cumhuriyet modernleşmesi arasındaki farkları birinci el kaynaklardan yaptığı çalışmalarla ortaya koyan ve bu sahada Türkiye''nin en yetkin ilim adamlarından olduğunu her kesimin teslim ettiği/edeceği Prof.Dr. İsmail Kara''nın yeni kitabı geçtiğimiz yaz çıktı: “Cumhuriyet Türkiye''sinde Bir Mesele Olarak İslam.”
Kimi okuyacağız, kimi dinleyeceğiz, kime inanacağız.Gündelik hayatın her safhasında eğitim ve kültür seviyesi farklı insanların maruz kaldıkları yorum kirliliği karşısında, sürekli bu soruyu sorduklarına şahid olmaktayız.Kitap önsözünde evvela bu soruyu cevaplıyor: “Yorum yapmak için bilgi ciddiyet ve aidiyet sahip olmak gerektir.”
Bilgi sahibi ciddi ve fakat aidiyeti farklı olan insanlar nasıl anlaşacak? Ya da böyle bir anlaşma için müminlere düşen nedir?
Yeni bir yol ayrımında bulunan Türkiye için, Müslümanların öncelikli sorularının ne olduğu üzerinde duruyor İsmail Kara. Değişikliklerden, reformlardan bahsedenlerin öncelikli niyeti nedir?
Herkesle konuşulabilir. “Herkes”le tartışılabilir. Ama “herkes”in sahip olması gereken vasıflar kadar, bizim bu tartışmalardan beklediğimiz neticeyi de netleştirmemiz gerekiyor.
Her kitap zamanına doğacak kadar talihli değildir.”Cumhuriyet Türkiye''sinde Bir mesele Olarak İslam” ziyadesiyle zamanına doğmuş bir kitap. Kitabın hacimli yapısına rağmen yaz aylarında yayınlanmış olmasında hissemize önemli bir nasibin düştüğünü gördüm. Ergenekon depreminin artçıları sürerken ayağını sağlam bir yere basmak için çok elverişli bir ortam sundu kitap.
Sorun şu ki bu imkanı edebi kamuda değerlendirecek kalem çıkmadı.(Kalem derken bu satırların yazarını dahi bu hükmün dışında tutuyor değilim.)
Meşrutiyetin ilanının 100.yılını kutladık.100 yılın tecrübesi ile ilim adamları ve yazarların öncelikle kendilerine sorup muhakkak cevabını vermeleri gereken bir soru var. Meşrutiyet aydınlarını, bugün den geriye giderek “kriz aydını” olarak adlandırabiliyoruz. Biz hala daha kriz aydını olmaya devam edecek miyiz? Yoksa can havliyle sorulmuş olan “Peki ne yapmalıyız?” sorusunu “ne yapmamalıyız''a” çevirerek uzun yola hüküm giymiş olmanın mesuliyetini yerine getirecek miyiz?
İsmail Kara “ne yapmamamız” gerektiğini derin analizler etrafında ortaya koyuyor. Ki bu analizlerini sadece kitabın sayfaları arasında bırakmayıp, kendi ifadesiyle “perhizini “ bozarak yazılı ve görsel medyada söyleşiler verdi.Her söyleşisinde çok sarsıcı ifadeler eşliğinde sundu tahlillerini.Ama ne yazık ki gündem yaratmayı bilmeyen İslami kesim, İsmail Kara''nın tespitleri üzerinden tartışma ortamları oluşturmak yerine sığ gündemlere odun taşımayı tercih etti.Yoksa Prof.Dr.İsmail Kara''nın Türkiye Cumhuriyeti''nin bir İslam cumhuriyeti olarak kurulduğunu belgeler eşliğinde ortaya koyuşu bu kadar sessiz kalır mıydı?
Soruyu öbür taraf için de soralım.Prof.Dr. Şerif Mardin''in olanı izah etmekte oldukça yetersiz kalan “mahalle baskısı” kavramını bir yıl boyunca köpürtüp, bir yılın sonunda da da doğum günü kutlar gibi aynı kavram için sempozyum düzenleyenler; “Mustafa” belgeseli için birbirine girerek öfke üzerinden şarj olmaya çalışanlar, sahi neden İsmail Kara''nın tezlerine karşı sessiz durmayı tercih etti?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.