
Milliyet''ten Ece Temelkuran, geçen Cuma yayınlamış olduğum "Türbanistleri deşifre ediyorum" başlıklı yazıma atıfta bulunarak, yasağın AK Parti ve MHP tarafından kaldırılıyor olması içinize siniyor mu diye soruyor. İçimize sinecek başka öneresi olan vardı da, biz hayır ille de şifa "mahallenin partisi"nden gelsin diye mi ısrar ettik?
ANAP''ı, DYP''si, CHP''si herkesi kuşatan toplumsal projeler oluşturdu da, biz ille de hayır AKP mi dedik?
Başörtülere hürriyet vaat edildi de, elimizin tersi ile mi ittik?
Ece Temelkuran, tam da “şimdi” görüyor "başörtülü kız kardeşlerini." Neden?
Bu satırların yazarını mağdur özne konuma yerleştirerek üstelik.
Hiç mağdur olmadım. Mağdur olmayı asla kabul etmediğim için, "mağduriyet kartı" açanları bütün kalbimle eleştirdim. Aklımla değil. Önce kalbimle eleştirdim.
Lakin hiç anlamadınız!
Çünkü bazen tecrübe kelimelere hapsedilmeye kalktığında azalır ve bozulur.
Bir kalbin yaşadıkları doğrudan bir kalbe aktarıldığında yerini bulur.
Evet kelimeler kifayetsizdir.
Ne yazarsak yazalım, yazıyı okuyan kadar artacak yazdıklarımız, yazıyı okuyan kadar azalacak.
Ama biz hep beraber, Türkiye''nin kadınları olarak, başörtüsü yasağının, hiçbir şeyi arttırmasına ya da hiçbir şeyi azaltmasına izin vermeyelim.
İşte bunun için başörtüsü yasağı bitsin.
Başörtüsü serbest olsun ki, aslında kendisi olmayan ama bir sıfat olarak "türban" her şeyi örtmesin.
Başörtüsü serbest olsun ki, siyasi partiler proje yoksunluğunu, başörtüsünün yanında olmak ya da karşısında olmak üzerinden örtmeye kalkmasın.
Başörtüsü serbest olsun ki, her iki tarafın da "eylemsizlikten kariyer yapan kadınları" klişe cümleleriyle her yeri işgal etmesin.
Başörtüsü serbest olsun ki, sahiden ve sahici şeyleri konuşabilelim.
Laikliği, demokratikleşmeyi, kimlik meselelerini, küreselleşme sıkıntılarını tek tek konuşabilelim.
Başörtüsü serbest olsun ki, her meseleye bir taşım "türban sorunu" katarak anlamsız hale getirmeyelim.
Yekdil olmayı tırnak içinde yazmış Ece Temelkuran.
O kelime, tırnak içi ifade olmaktan çıkıp da, sahiden kalblere inerse, korkuyu mayalayan mayalardan biri bitmiş olacak.
İçimize sinmesi için, başı açık kadınlar, hadi siz de yükseltin sesinizi.
Geç gelmiş bir özgürlük diye bağırın.
Şunca yıl sadece başı açık kadınların derdini dile getirdik. DİYEREK.
Yaşamıyor gibi yaşayan başı örtülü kadınlara uzak durduk. DİYEREK.
En azından bu defa toplumsal mutabakat için CHP''ye baskı yapmalıyız. DİYEREK.
Bunca yıl sonra, bunca acı ve ıstıraptan sonra
Bunu, bu ülkenin bütün kadınlarına borçluyuz. DİYEREK.
Haber salın selamınızın kabul gördüğü bütün kalplere.
Hadi! Tutmayın kalbinizi.
Salıverin.
Kalbinizi salıverin ki, şu 21. yüzyılda şu kadar bela beklerken bizi, dosta düşmana karşı bizi zayıf düşüren "yasak"larımız olmasın.
Saman çöpü gibi her küçük yelden eyleşip de kendimize korku devşirmeyelim.
Mevlana Yılı yapmak ile olmuyor!
Bir sözünü klişe bir şekilde dilde gezdirmek ile olmuyor.
Ne diyor Moğol belasından umut devşiren Hz Mevlana: "Yelden eyleşip duran saman çöpüdür. Dağ yele ehemmiyet verir mi!"
Sıradağlar gibi olmak için, biz en azından bütün kadınlar yan yana duralım. Ama yan yana durmamız için bir ahlakımızın olması gerekiyor. Adamına göre hürriyet, adamına göre hoşgörü değil. Siz seküler ahlakı, biz İslam ahlakını savunarak bir yere varabiliriz. İslam ahlakı deyince korkmayın. Ahlak deyince çok eşlilik, peçe, el kesmeyi anlamayın. Hz Mevlana İslam ahlakının bir hayat olarak kitaplaşmış halidir mesela. Oradan başlayalım. Orada hepimize yer var.
Dünya ne çekiyor ise ahlakını yitirmekten çekiyor. "Kime göre ahlak, kimin ahlakı demeden" önce sen demeyi öğrenmeliyiz. Sen olmadan ben olmam demeyi öğrenmeliyiz.
Kamusal alanda başı açık kadınlar ve başı örtülü kadınlar olarak öncelikle nezaket paydasında eşitlenmeyi başarmalıyız.
İşte bu sebeple kullandığınız dil için teşekkür ediyorum. Teşekkür ederken; "kelle hesabı ile türban" ifadesini kırık kalpler hesabı ile türban olarak değiştiriyorum Ece Temelkuran. Bir kadın olarak üstelik kadınların haklarını korumaya talip bir kadın olarak, başörtülüleri "kelle" olarak görmediğiniz anlamını yazının tamamından, satır aralarını olumlayarak çıkarmaya çalışıyorum. Kelle hesabı türban ifadesini siyasileri eleştirmek için, maksadını aşar bir şekilde kullandığınıza dair hüsnü zan ile okuyorum. Kelle değiliz, öncelikle "akl eden kalbiz".
Yayımızı yüz yıl öncesine gerelim.
Bugüne, tam da "şimdi"den bakmaya kalktığımızda ufkumuz daralıyor çünkü. "Başörtülü kız kardeşleriniz" zamana "şimdi"den bakmıyor. Geçmişi yanıbaşlarında taşıyarak yarına yol almaya çalışıyor. Daha güçlü, daha özgür, daha demokratik Türkiye''den başka şansımız yok.
Daha fazla demokrasi. Herkes için demokrasi.
Küskünü olmayan bir Türkiye için. Hemen şimdi.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.