“Demokrasi memnuniyetsizliği” son derece memnuniyet verici bir gelişme

00:0028/05/2010, Cuma
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Sizlere bugün yılların sosyologu ancak çiçeği burnunda CHP''li Sencer Ayata''nın Milliyet''te yayınlanan yeni orta sınıfların desteğinin “zaten” CHP''de olduğunu dair tespitleri üzerinden bir yazı sunacaktım. Ancak bu konuda Sabah''ta Haşmet Babaoğlu''nun yazmış olduklarını okuyunca “Benden vazife düştü” dedim.Prof. Dr. Sencer Ayata''nın yeni orta sınıfları beyaz yakalılar olarak öğretmeninden hemşiresine, mühendisinden reklamcısına kadar bir çizgi içinde zapt ettikten sonra istikametlerinin zaten

Sizlere bugün yılların sosyologu ancak çiçeği burnunda CHP''li Sencer Ayata''nın Milliyet''te yayınlanan yeni orta sınıfların desteğinin “zaten” CHP''de olduğunu dair tespitleri üzerinden bir yazı sunacaktım. Ancak bu konuda Sabah''ta Haşmet Babaoğlu''nun yazmış olduklarını okuyunca “Benden vazife düştü” dedim.

Prof. Dr. Sencer Ayata''nın yeni orta sınıfları beyaz yakalılar olarak öğretmeninden hemşiresine, mühendisinden reklamcısına kadar bir çizgi içinde zapt ettikten sonra istikametlerinin zaten CHP olduğunu; bunlara ilaveten varoşları da bu çizgiye dâhil ettik mi “işlem tamam” yaklaşımı içinde olması bendenizi hayal kırıklığına uğrattı.

Yeni orta sınıfın desteği CHP''ye değil öteden beri liberal söylemleredir. AK Parti''nin de Refah çizgisinden gelen kimliğini liberal söylem ile esneterek iktidar olduğunu hatırlatmama gerek var mı?

Yiğit düştüğü yerden kalkar diye bir sözümüz var. CHP de ancak düştüğü yerden kalkacağını iyi okumak zorunda. Yeni orta sınıflar artı varoş denklemi, düşeni yerden kaldırmaya yetmez. Bu ikisini harmanlayacak ortak bir kavrama ihtiyaç var. Ve bu kavram dünyanın gidişatını hesaba katarak oluşturulmak zorunda. Yoksa başta kasket, sırtta “Etro” balıkadam bir durum çıkar ortaya. Yani ne balık ne adam.

CHP''nin bünyesine kattığı akademik kadro ile birlikte hayat tarzı üzerinden, kimlikler üzerinden bir açılım gerçekleştirmesi gerekiyor. Hayat tarzı üzerinden gerçekleşecek açılımın başarısı, zaman ve mekân kullanımı konusunda dünyada baş gösteren post seküler anlayışı iyi okumaları ile mümkün. Sencer Ayata''nın pek benimsediği cumhuriyet mitingleri dünyanın gidişatı ile uyumlu bir söylem olmayıp, 1940''lı yılların Recep Peker söyleminin nostaljik bir provası hükmündeydi.

Sabancı Üniversitesinden Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu ile Prof. Dr. Ali Çarkoğlu''nun yaptığı son alan araştırmasını; “geleneğe uygun bir şekilde” herkes kendi doğrularını teyid eden rakamlar olarak okumaya devam ediyor. Herkesin pek şaşırdığı iki başlık var. AB''ye üye olalım diyenlerin sayısı %74''ten %46''ya düşmüş. Aydınlarımız çok şaşırtıcı buluyor bu düşüşü. Oysa hiç şaşırtıcı değil. Vatandaşların AB üyeliği için iki önemli kriteri vardı. Kişi başına düşen milli gelirin artması ve başörtüsüne özgürlük. Yunanistan''ın batma sinyalleri, Yunanistan''ı takiben İspanya ve Portekiz ekonomilerinin girdiği darboğaz, AB''nin zarar eden anonim şirket imajını pekiştirdi.

Diğer taraftan, AB''ye girince başörtüsü özgür olacak, kamusal alanda dini engelleyen yasaklar ortadan kalkacak hayali; AB üyelerinin itina ile yürüttüğü peçe, burka yasağı, minare referandumu gibi uygulamalar ile suya düştü. Herkesi çok şaşırtan demokrasi memnuniyetsizliği ile AB''ye girme oranının düşüklüğü arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu düşünüyorum ve bu değişimi çok sağlıklı buluyorum. Neden mi? Yıllarca bütün yapılanmaların AB''ye girmek üzerinden ertelendiğini vatandaş artık anladı. AB''ye girince gelecek olan hakların değil, AB''ye girilse de girilmese de alınacak hakların peşinde. Demokrasiden memnuniyetsiz olanların rakamlarının %29''- dan %50 yükselmiş olması, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının demokratik bilincinin arttığını ele veren bir gösterge. Ve bu artışı AK Parti hükümeti iyi okuyabilirse; hak ve özgürlükler söylemini “Çünkü AB bizden bunu istiyor” klişesinden çıkarıp, “Vatandaş bunu istiyor”a getirebilirse Türkiye hakikaten 21.yüzyıla zayıf halkalarını güçlendirmiş olarak girecek. Yani Ertuğrul Özkök''ün ifade ettiği gibi rakamların “korku” ile bir alakası yok. Korku her zaman bir geri çekilmeyi getirir beraberinde. Oysa vatandaş cesaretin ve özgürlüğün tadını çıkarmak istiyor.