Derin tartışmalara berrak itirazlar

00:009/02/2007, Cuma
G: 28/08/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Hrant Dink''in katledilmesiyle birlikte; yürümekte olduğumuz yolun üzerine, freni iptal edilmiş arabalar çıkarılmaya başlandı.Türk medyasında ne kadar da gerginlikten, gerilimden beslenen kalem varmış!!!Kışkırtıkça iyi yazar, zeki yazar ve entelektüel olunuyor öyle mi?80''li yıllarda gömer gibi yapılan baltalar kalem niyetine topraktan çıkıyor?Niye!!!"Batalar elimizde uzun ip belimizde"!İyi de, hep beraber yedi cüceler şarkısıyla nereye gidiyoruz?Sağduyu artık burada oturmuyor öyle mi?Herkes herkesin

Hrant Dink''in katledilmesiyle birlikte; yürümekte olduğumuz yolun üzerine, freni iptal edilmiş arabalar çıkarılmaya başlandı.

Türk medyasında ne kadar da gerginlikten, gerilimden beslenen kalem varmış!!!

Kışkırtıkça iyi yazar, zeki yazar ve entelektüel olunuyor öyle mi?

80''li yıllarda gömer gibi yapılan baltalar kalem niyetine topraktan çıkıyor?

Niye!!!

"Batalar elimizde uzun ip belimizde"!

İyi de, hep beraber yedi cüceler şarkısıyla nereye gidiyoruz?

Sağduyu artık burada oturmuyor öyle mi?

Herkes herkesin kökenini didikleyecek,Türkler külliyen "katil" muamelesi görecek/katil olmaya talip olacak, ya da medya seçkinleri mayayı lümpen-burjuva çatışması üzerinden destekleyecek.

İster freni patlak arabayı kullanan olun, isterse, freni patlak arabayı yoldan çıkarmak için, başka bir arabanın frenini patlatarak yola yeni çıkmış olan.

Hepsi yanlış. Üç yanlış aynı anda vuku bulduğunda, üç yanlış olarak kalmıyor. Üç yanlış 3 milyona dönüşüveriyor kolaylıkla.

Köken üzerinden gerçekleştirilmiş bir cinayetin ardından üzülmek hakkımız.

Ama köken üzerinden küfretme hakkımız yok yine de.

Sosyal demokratlığımızın sınırları ne yaman sınırdır ki, onca milliyetçilik arasında negatif tek milliyetçilik Türk milliyetçiliği olarak ilan ediliveriyor.

Hepimiz aynı yoldayız.

Tek tek ve biricik olarak.

Ya yürüyerek gececeğiz yolu, ya da birilerinin yolu olarak taş döşenecek bedenlerimizin üstüne.

Üç ihtilali, beş ihtilali yaşamış olanlar hiç ibret almamış .

Yaşlılardan ümidim yok. Ya gençler!

Birbirinden pak temiz çocuklarımıza, medyaya düşen "yanlış resimler" üzerinden kötülüğün mayası katılıyor.

"Yükselen milliyetçilik" telaşıyla milli değerler kavga konusu oluyor.

Aydın olmak için; yerli olmamak,"buradakini" asla sevmeyerek "oradakine" meftun olmak.

Eski hastalığımız nüksediyor yine.

Türk milliyetçiliğini negatif bir unsur olarak görüp, Kürt milliyetçiliğini, Ermeni milliyetçiliğini olumlayanlar bu kışkırtıcı söylemlerinin Türkiye''yi ne kadar gerdiğini hakikaten görmüyor olabilirler mi?

Tekrarlamakta fayda var, biz Balkanlar''ı milliyetçi söylemler yüzünden kaybettik. Millet olma paydasını daralttıkça, vatan bildiğimiz toprak da daralacaktır.

Köken avcılığının tuzağına düşen milliyetçilerin, muhafazakarların bu saflığı belli ki geçmeyecek.

Şunu görün: Belli noktalara gelmiş kişilerin kökenleri yerli yersiz ifşa edilerek, esasında bize denilmektedir: "Siz hiçbir şey olamazsınız. Çünkü Türksünüz."

Bu aşağılamayı "okumayarak", köken avcılarına prim verdiğimiz sürece, psikolojik yenilginin bütün şartları tamamlanmış demektir. Köken nedir? Kişilerin yaptıklarına bakın. Eylemlerine bakın.

Sorun şu: Baksak da görmüyoruz. İlle bize gösterileni, dayatılanı algılayabiliyoruz. Kim, neyi nasıl görmemizi istiyorsa, ancak o kadarını görebiliyoruz.

Korkarım bu kökencilikle elimizde ne Osmanlı mirası kalacak, ne sahabe sevgisi!!!

Üzüldüğüm şu ki, entelektüeller, entelektüel düşünceye uzak, söz konusu milliyetçilik olunca.

Dindarlar "akleden kalp" olmaya uzak.

Milliyetçiler "sevmeye" uzak.

Sosyal demokratlar mı? Onlar her şeye uzak. Kendilerine dahi.