Dersimiz 2023, şehrimiz Tekirdağ

00:0020/04/2011, Çarşamba
G: 4/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Biz seçmenler olarak gözümüzün önünü göremezken; maşallah partiler, Cumhuriyetin 100.kuruluş yıldönümüne kadar vizyon belirlemek konusunda birbiriyle yarışa girdi.Üstelik Devlet Bahçeli, 2023''ün patenti ille de bendedir diyor.Yani anlayacağınız siyaset, yılların patentini almak üzerinden yarışacak Haziran seçimlerine kadar.Devlet Bahçeli''nin 2023''ü kağıt üzerinde de olsa Tayyip Erdoğan''a kaptırmama telaşını anlamayabilirsiniz.Ben anlıyorum.Çünkü yedi sekiz yıl önce ilk defa ismi 2023 olan bir

Biz seçmenler olarak gözümüzün önünü göremezken; maşallah partiler, Cumhuriyetin 100.kuruluş yıldönümüne kadar vizyon belirlemek konusunda birbiriyle yarışa girdi.

Üstelik Devlet Bahçeli, 2023''ün patenti ille de bendedir diyor.

Yani anlayacağınız siyaset, yılların patentini almak üzerinden yarışacak Haziran seçimlerine kadar.

Devlet Bahçeli''nin 2023''ü kağıt üzerinde de olsa Tayyip Erdoğan''a kaptırmama telaşını anlamayabilirsiniz.

Ben anlıyorum.

Çünkü yedi sekiz yıl önce ilk defa ismi 2023 olan bir dergi ile karşılaşmış rakama dayalı bir isme sahip olan derginin muhtevasına şöyle bir göz gezdirmiş, dergi adının 2023 olarak konulmasını hiç anlamlı bulmamıştım.

Yanılmışım.

Bakınız 2023 rakamına Süleyman''ın mührü bendedir edasıyla cümle alem sahip çıkıyor.

Oysa ben hedeflerin yakın yarını atlayarak uzak yarına kilitlenmesini çok sağlıklı bulmuyorum.

Seçimlerden sonra ne olacağını bilemez iken, 2023''ün marka şehirlerine kilitlenmek hiç makul gelmiyor.

Üstelik başta AK Parti olmak üzere bütün siyasi partiler projelerini maddiyat üzerinden hedeflendiriyor.

E ne var, bu bir Türkiye klasiği diyeceksiniz.

Onlar vaat eder biz o vaatlere inanmış gibi yaparız.

İnandırıcılık katsayısı hangisinde daha yüksek ise; hangisi sahnede yüksek performans sergiliyorsa, oyumuzu ona mı veririz?

Yok, tam tersi. Biz Türk usulü takılırız.

Karşı taraf yüksek performans sergiliyorsa korkar “bizim” tarafa oy veririz.

Dolayısıyla seçmenler olarak demokrasiye katılma biçimimiz, her seçimde kendimizi “çantada keklik” olarak onaylatma telaşından bir adım öteye gitmez.

Seçimler ülkenin ekonomisini “hareketlendirir”.

Devlet bütçesi azalırken özel sektör kazanır.

Aday adaylarından başlayarak milletvekili adaylarına oturma/kalkma/yürüme/ kullandığı elin açısı/kafasını sallama biçimine varıncaya kadar birileri “ders” verir.

Biz “ders” almalara doyamayan bir milletizdir zaten.

Çocuğumuz okula gider ders alır.

Aldığı dersi belleyemediğine kanaat getirdiğimiz için dershaneye göndeririz “ders” için.

Çocuklar ders ala ala aldıkları “ders”leri koyacak yer bulamadıklarından sınav biter bitmez öğrendiklerini siler.

Silerler ki yeni “ders”lere yer açılsın. Yol açılsın.

2011 yılındayız. Ama dersimiz 2023. Ne güzel değil mi? Yüzüğünü kömürlükte kaybeden Hoca Nasrettin hesabı bizi mutsuz edecek yıları atlayıp 2023''te gözümüzü açmak üzere hepimize “tatlı rüyalar”

Liderler 2023''te lakin halk bugünde!

Ben bu satırları yazarken Habertürk Radyo''nun Tekirdağ''da yaptığı seçim programını dinliyorum. Halkın bakış açısını her zaman muhteşem buldum. Ah, Bir de bağırmadan konuşabilseler.

Tekirdağlı emekli bir bey Başbakan''a sesleniyor: Fransız parlamentere Türkiye''ye Fransızsınız dediniz. Gidin bakın marketlere esas siz Türkiye''ye Fransızsınız. Sütümüz Fransız, peynirimiz Fransız, yoğurdumuz Fransız.

Tekirdağlılar, vergilerimizin karşılığını yatırım olarak Tekirdağ''da göremiyoruz diye sesleniyorlar Ankara''ya. Hâlihazırda 2 AK Parti,2 CHP ve 1 MHP''li vekili var Tekirdağ''ın.

Biz neyiz diye soruyor Tekirdağlılar Sanayi kenti mi? Turizm kenti mi? Tarım ve hayvancılığın teşvik edildiği bir kent mi?

Tekirdağ''ın en büyük çiftçisi olduğu söylenen şahıs ben para kazanamıyorsam sıradan çiftçi nasıl kazansın diyor.

Bir başkası izah ediyor para kazanamama durumunu: Biz sütün kilosunu 64 kuruştan satıyoruz, markette 2 lira.

Marka şehirler, duble yollar, herkese konut güzel.

Lakin tarım ve hayvancılık, bu vizyonun neresinde?