
Bugün "Paket"in açılması bekleniyor. Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan"ın geçen hafta, Doğru tahmin edilenler var sürprizler de var dediği paket.
Büyük hikâye ile küçük hikâyenin aksayan taraflarını aynı anda göremediğimiz sürece açılan paketlerin derde deva olması mümkün değil.
Herkes büyük hikâyenin, büyük paketlerin peşinde. Bendeniz ülkesel ve dahi ülküsel bütünlüğün, küçük hikâye ile büyük hikâyenin aynı anda ele alınması ile mümkün olduğunu düşünüyorum.
Bauman"ın ifadesi ile "iktidar" ile "siyasetin" boşandığı "akışkan modernite" çağında, küçük hikâyenin muhkemliğini korumak iyice zorlaştı.
Küçük hikâye ne vakittir güve yeniği. Uzaktan bakınca bir sorun yok gibi görünüyor. Lakin yakından bakınca lime lime delik deşik.
Gençlik elden gidiyor! Çocuklar masumiyetlerini yitirmenin eşiğinde!
Okullardaki şiddeti engellemek için, küçücük çocuklardaki öfke patlamasını önlemek için ne yapıyoruz?
Mevcut yapı çökmüş durumda. Dershane, eğitim- öğretim bahsine filan hiç girmiyorum. Çocukları bir arada sağlık sıhhat içinde tutmaktan bahsediyorum. Evet çocukları hasarsız bir şekilde bir arada tutma bahsi her geçen gün imkansızın bahçesine doğru yol alıyor.
Yetkililer, etkililer bu imkânsızlığı görmek için ne olmasını bekliyor?
Geçen hafta İstanbul Kanarya"da bir öğrenci arkadaşları tarafından dövülerek öldürüldü.
Stadyumdaki şiddeti "oynatalım oynatalım" tekrarı ile ele alanlar bu habere pek dokunmadı. Neden? Çünkü futbol bir sektör. Tedbir alınmaz ise futbol ekonomisi çöker. Lakin okullarda öldürülen çocuklar fakir ve güçsüz ailelerin "zavallı" çocuklarıdır. Hayatlarının ya da ölümlerinin ekonomiye bir katkısı yoktur.
Çok mu acımasız oldu cümlelerim?
Yürek yangını böyle bir şeydir ağalar ve dahi beyler, kalbi ağrıyanın kusuruna bakılmaz!
Ağaları, beyleri boş verelim. Bu köşenin daimi okuyucuları olarak sizler diyorsunuz ki belki dokunmamaları daha iyi .(Bunu sosyal medya üzerinden dile getirenleriniz oldu.)
Zurnanın zırt dediği yer tam da burası.
Bir takım olaylar, muhatapları tarafından derhal takibe alınması gerekirken; ancak medyaya düştükten sonra görevini yapması gerekenler "görevini" hatırlamış oluyor.
Onlara görevini hatırlatmak için şiddet olaylarını kaç ayrı porsiyonda ve kaç tekrarlı olarak ortaya getirileceği de ayrı bir konu.
Etkililer,yetkililer; sorumluluklarını,mesuliyet alanlarını anlasın diye ekran üzerinden her gün saatlerce şiddet olaylarına tanık olmaya çağrılıyoruz.
Geçtiğimiz Perşembe Sema Karabıyık , "Televizyon Etkisiyle Sosyalleşen Çocuklar" isimli yazısında; Seyirlik Cümbüşler kitabında "Dev Ekranın Minik İzleyicileri" bölümünü yazan Mustafa Elbir"in, rehber olarak görev yaptığı okuldaki gözlemlerini ve araştırmasını aktardı. Elbir"in araştırması öğlen tatilinde eve yemek yemeğe gelen çocukların o arada dahi televizyon seyrettiğini ortaya koyması bakımından çok çarpıcı.
Bary Sanders günde iki ile dört saat televizyon seyreden çocuğun ilkokulu bitirdiğinde toplam sekiz binden fazla cinayete tanık olacağından bahseder. Tanık kelimesine dikkatimizi çekerek. Çünkü ekran tanıklığı cinayetleri normalleştirmektedir.
Ekran tanıklığına bilgisayar oyunlarını da ilave edelim. Oyunu oynayan "özne" olarak üç yaşından itibaren çocuklar, puan kazanmak için sürekli "öldürür".En popüler oyunlar şiddeti en yoğun oyunlardır. Şeytanı işsiz bırakacak bir içeriğe sahiptir çoğu.
Neler oluyor bize? Çocuklar niye bu kadar öfkeli?
Eğitim -öğretim alması için okula gönderdiğimiz çocuklar okulda arkadaşları tarafından tartaklanarak öldürülüyor. Neden?
Bu soruların cevabı "ekran"da gizli.
Ne ki "ekran" tehlikesine karşı yetkililerin kulağına bir cümle armağan edemedik.
Bakınız gürleye gürleye gelen "Fatih projesi".
"Fatih Projesi"nin ekrana kilitleyeceği çocuklar için pedegoglar, psikologlar, sosyologlar neden ses vermiyor!
Çünkü projenin arkasında dev bir ekonomi var değil mi?
Ekonomi mi insan içindir? İnsan mı ekonomi için?
Cevap veriyorum: İnsanın bir kıymeti kalmamıştır "akışkan kapitalizm"de. İnsanlar sadece ekonomiye katkı sunmak için vardır.
"Fatih projesi" ile fakir çocukların sınıf atlama imkânı imha olacak.
Neden mi? Çarşamba günü devam ederiz inşallah...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.