Devletin kurumları ve ihtimam ahlakı

00:0022/04/2011, Cuma
G: 4/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Türkiye kara bir toz bulutu ile karardı.BDP''li bağımsız adayların, adaylıklarının tehlikeye girmesi; iletişim için kullandığımız ortak dilin sessiz harflerini kaybetmesi tehlikesini gündeme getirdi. İfademizi, bütün sesli ve sessiz harfleri ile birlikte herkesin anlayacağı berraklıkta netleştirmemiz gerekiyor.Hukukun siyasallaştığı her kesim tarafından dile getiriliyor.Hükümet bu gidişi durduramadığı zaman zararın ağır yükü altında kalacak.İki gazetecinin içeri alınıp basılmamış kitabın toplanması;

Türkiye kara bir toz bulutu ile karardı.

BDP''li bağımsız adayların, adaylıklarının tehlikeye girmesi; iletişim için kullandığımız ortak dilin sessiz harflerini kaybetmesi tehlikesini gündeme getirdi. İfademizi, bütün sesli ve sessiz harfleri ile birlikte herkesin anlayacağı berraklıkta netleştirmemiz gerekiyor.

Hukukun siyasallaştığı her kesim tarafından dile getiriliyor.

Hükümet bu gidişi durduramadığı zaman zararın ağır yükü altında kalacak.

İki gazetecinin içeri alınıp basılmamış kitabın toplanması; YSK''nın Salı günü yapmış olduğu açıklamayı Çarşamba günü restore eden ifadesi, en çok AK Parti''yi zor durumda bıraktı.

Peki, bu nasıl bir siyasallaşmadır ki en çok hükümetin elini zayıflatıyor.

Hukukun siyasallaşması hangi “siyasetin” elini güçlendiriyor?

Oyun tekrar sahnede: Tavşan kaç tazı tut.

Lakin tavşan da yorgun tazı da.

Tavşan ile tazıyı seyreden kitlelerin kafası bir hayli karışmış durumda.

“Arap Baharı” na dair söyleyecek çok sözü olanlar, “Türkiye Baharı”nı idrak edebiliyor mu?

Son günleri hatırlayalım lütfen.

Küçük hikâyelerin her gün üçüncü sayfa haberleri ile sarstığı günlük hayatımıza, her gün kurumsal bir skandal eşlik etti.

YGS üzerinden yaşadığımız şifre skandalını medya ve devletin kurumları olarak gençleri en az etkileyecek şekilde ele alabildik mi? Hayır.

Devletin kurumlarının ve hükümetin bu krizi güven telkin edici bir şekilde yönetebildiğini söyleyebilir miyiz? Hayır.

Merkez medya BDP''nin söylemine değer verirken bölgede o söylemi paylaşmayan Kürtlerin varlığına aynı değeri veriyor mu? Hayır.

Son durumdan en çok etkilenen kesim; bölgede yıllardır olağanüstü bir çaba ile şiddet ile arasına mesafe koyarak yaşamaya çalışan insanlar oldu. Bu kesimin AK Parti seçmeni olduğunu söylememe gerek var mı?

Büyük şehirlerde şiddetin diline uzak bir Kürt olmak nispeten daha kolay.

Ama aynı mesafeyi Batman''da, Mardin''de, Hakkâri''de, Diyarbakır''da koruyabilmek hiç de kolay değil.

Manisa''da çıkan eylemlerde bir vatandaş “Ben de Kürdüm ama hiç başkasının malına zarar vermedim” diye ortaya koyuyordu olan biten karşındaki şaşkınlığını.

BDP kitlesine; ortaya koydukları eylemlerde şiddete bulaşmaması gerektiğine dair ikna edici bir dil ortaya sunmak zorunda. “Meydanlara inmelerini biz söylemedik” demek meseleyi halletmiyor.

Devletin organları ihtimam ahlakını, BDP ise “barış imajını” korumak zorunda.

İhtimam ahlakı nedir?

Gündemin her saat başı değişen seyrini takip etmeye çalışırken, Psikiyatrist Kemal Sayar''ın Terapi kitabını okuyordum. Okuduğum bölüm, tam da gündeme şifa olabilecek bir bahsi barındırıyor. Kemal Sayar Sue Gerthardt''ın Bencil Toplum adlı kitabında İhtimam ahlakına yaptığı vurguya değinerek şunları söylüyor: “İhtimam ile zorlukları aşabiliriz. İhtimam bir dizi ilke veya duygu değil, bir etkinliktir. Bütün insanları ilgilendirir, zira hepimiz ihtimam görür ve gösteririz. İnsanlarla nasıl ilişki kurduğumuz, onlara nasıl davrandığımız kadar içinde yaşadığımız dünyayı onarmak için ne yaptığımız da ihtimam kavramının içinde yer alır.”

YSK ihtimam ahlakına sahip olsaydı 24 saat sonra onca yangın ve şiddetten sonra restore etmeye çalıştıkları ifadeye gerek kalır mıydı?

Devletin kurumları, hükümet, şifre skandalı haberleri karşısında bir parça ihtimam göstermiş olsaydı o kadar kolay “ikna” olabilir miydi?

Başbakan gençlerin güvensizliğine, hayal kırıklığına karşı ihtimam diliyle yaklaşabilseydi CHP''nin kendisi hakkında suç duyurusunda bulunduğu o ifadeleri kullanabilir miydi?

Çarşamba günü biz seçmenler olarak önümüzü göremezken partiler 2023 üzerinden kavgaya tutuştu demiştim.

Önümüzü görebilmek için hepimizin ihtimam ahlakına sahip çıkmamız gerekiyor.