
Huzur derslerini biliyorsunuz. Ramazan-ı Şerif ayında sarayda padişahın huzurunda yapılan derslerdir.
Saray yok. Padişah yok amenna.
Lakin yöneticilerimizin huzur derslerine hiç mi ihtiyacı yok!
Devlet adamları manen beslenmek zorunda.
Modern zamanları kadim zamanlardan ayıran en önemli farklardan biri de, siyasi liderlerin kurumsal olarak bir laladan bir soytarıdan uzak oluşu.
Danışmanlar var diyeceksiniz de...
Adı danışman olandan lala çıkması zor. Soytarı çıkması ise usule aykırı.
Hiç olmaz ise Ramazan-ı Şerif''te "Huzur Dersleri" meclisi kurabilseler...
Huzur derslerini yapıyorlardır belki de.
Sadece siyasilerin değil şehirlerin de huzur derslerine, huzur dersleri için muhitlere ihtiyaç var.
İyi atlara binip gidenlerin gidişlerini, yürüyüşlerini, anlatacak mihmandarlara ihtiyacımız var.
Peygamber Efendimiz işi ehline vermeyi emreder bize.
Eskiler işleri daima ehline verdikçe yükselmiş ne zaman ilim "beşik uleması" mertebesine inmiş, iş ehline değil atadan dedeye kalmış işte o vakit yollar yol, hanlar han olmaktan çıkmış.
İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri''nden okuduğum işi ehline vermek ile ilgili bahsi Hazretten bize intikal eden "huzur dersi" olarak dikkatinize sunuyorum.
Ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun inşallah.
"Hikâye olunmuştur ki, Sultan Mehmet Fatih İstanbul içinde âlimlerden tanıdığı biri ile karşılaştı. Ona sual edip: "Hayli zamandan beri görünmediniz, nerede idiniz" dedi. O âlim de "Kefe semtinde idim. Ancak o tarafı asi kimselerin idaresi altına alması ve bazı zalimlerin idareci olması sebebiyle yerleşemeyip daha sonra bu tarafa hicret gerekli oldu" dedi. Fatih yanında veziri olan Mahmut Paşa''ya dönüp "Koş gel. Bu efendi ne söyler!" dedi. Yani sen ki mutlak vekilsin, niçin o tür zalimleri iş başı yaptırıp onları istihdam edersin, demek istedi. Vezir de balık baştan kokar mefhumu üzerine "Padişahım bu mana size râcidir. Yani benden daha iyisini istihdam edip vezir edinseydiniz âlemin işleri böyle olmazdı" dedi. Padişah insaflıydı kabul etti. Zira yiğitlik odur ki eğer Hakk senden daha aşağıda olana zuhur ederse de haddi aşmayı ve kibirlenmeyi bırakıp kabul etmendir."
Duydum ki bakan yardımcısı olmak için tek ayaküstünde nöbet tutanlar var imiş.
Başbakanımız işini ehline teslim etmenin ölçülerini biliyor. Lakin her konuda kendini pek ehil görenler aşağıdaki satırları daha bir dikkatli okusun derim:
"Hikâye edilmiştir ki, meliklerden birine âlimlerden biri hakkında kazasker olmayı fazlasıyla hak etmiştir denildi. O âlim nere ise bulup getirdiler. Padişah onu imtihan için sofrasına davet edip kızarmış bir tavuğun yarısını kendi önüne ve diğer yarısını da o âlimin önüne koydu. Padişah gördü ki, o kimse kendi payını padişahtan önce yiyip bitirdi. Oradan onu yine kendi şehrine geri gönderdi ve kazasker olmasını kabul etmedi. "Meliklerin huzurunda bu kadar hırslı olan kimse dışarıda halkın malını alıp yemekte daha hırslı olur." (İsmail Hakkı Bursevi/İlahi İsimler, Sufi yay.)
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.