
“Eltim sekti, ben de sekeyim” hevesiyle yazılar yazmaya uğraşmadığımı şunca yıl (on yıl) öğrenmiş olmalısınız. Öğrenemediyseniz de sizin öğrenememe hakkınızdır, saygı duymak zorundayız.
Velhasıl yazmayacaktım Huston senaryolarını. Herkes yazdı ben yazmasam ayıp olur gibi bir derdim hiç yok.
Fakat medyada yer almış bazı yazıları okurken devletler arası ilişkileri komşudan kız alıp kız verme onu da geçtim tuz alıp tuz verme seviyesinde algılayıp da; bunu cafcaflı kelimeler ile yapınca derin analizler attırdığını düşünenleri görünce... E yazayım bari dedim.
Biz yazınca nasıl yazacağız? Kendimizce elbette. Bazılarının pek iyi bildiği, Amerika''da işler böyle yürür yollu yazılar yazacak halimiz yok. Ne Washington''u biliriz ne ABD''nin think tanklerini. E bizim bildiğimiz acizane ufak tefek tarihi kırıntılardır.
Şuradan başlayalım. Doğru soruyu sormazsanız doğru cevabı asla bulamazsınız. Tarih bilmeden de doğru sorular sormak asla mümkün değildir.
Devletler arası ilişkiler Katolik nikahı gibi sürmez. Her devletin kendince ince hesapları, stratejileri öngörüleri vardır. Olmak zorundadır. Olmazsa devletliği kalmaz zaten. Hiçbir devlet başka bir devlete Allah rızası için ya da kara gözün hakkı için yardım etmez. Yardım. Yani müttefik olmaz.
Şimdi son yıllarda sık sık karşımıza çıkan, toplumda yoğun olarak ABD karşıtlığı artıyor söyleminin üzerinde durmadan önce ABD ile ilişkilerimize ayna tutacak olan İngiltere ile olan ilişkilerimizi gözden geçirelim.
Osmanlı-İngiltere ilişkilerini kuş bakışı bir değerlendirmeye tâbi tutuğumuzda 1878 yılının İngiliz politikalarında bir dönüm noktası olduğunu görürüz. O tarihe kadar İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu''nun toprak bütünlüğünü kendi menfaatleri açısından uygun görmekteydi. Onun için Kırım Harbi''nde Fransa''yı da ikna ederek Osmanlı''nın yanında Ruslara karşı savaşmıştı. Rusya''nın güçlenmesi İngiltere''nin menfaatlerine uygun düşmediği için Avusturya ile beraber baskı yaparak Osmanlı Devleti için kabul edilemez şartlar içeren Ayastefonos Anlatlaşması''nı geçersiz kılarak, Berlin Antlaşması''nın imzalanmasını sağlamıştı.
Şimdi yukarıdaki tarihi yani 1878''i, ABD''nin Irak''ı işgal ettiği tarih ile değiştirin. Nasıl daha önce İngiltere Osmanlı''nın toprak bütünlüğünü kendi menfaati için uygun görürken 1878''den itibaren Osmanlı topraklarında kendisine bağlı devletler kurulmasını daha “münasip” gördüyse ABD''nin stratejisi de bu.
Emperyalist devletlerin bir değil yüzlerce senaryosu vardır. Senaryoların olması değildir sorun. Sorun bu senaryoyu halkın ve aydınların nasıl algıladığıdır. Şunu görmek zorundayız. Bizim “belamız” düşman elinden olmayacak. Kendi elimizden olacak. Kendi elimiz? Bu kadar saf salak bir “bölünme” hangi ülkenin iştahını açmaz ki! Bir tarafta iyi ve kötü yönetim için sadece ve sadece turnosol kağıdı yerine “başörtüsü serbestliğini” ima eden bir iktidar talebi. Bakınız ima diyorum, ima. İktidar talep eden siyasi parti bunu hiç söylemediği halde, sanki söylermiş gibi bir vucüt dili ortaya koyuyor. Vücut dili? Eşinin/kızının başının kapalı olması. Halka bu kadarı yetiyor. Siyasilerin eşleri bir kurdelenin önünde beşer onar dizilince necip halkımız “başörtüsü her yerde serbest” sanıyor.
Diğer tarafta “İrtica geliyor” sözünü duyar duymaz düğmesine basılmış kuklalar gibi “hareketlenen” halk. Hak, hukuk, ekonomi, tarih ... Azıcık tarih bilginiz olaydı dün aynı oyunların “din elden gidiyor” diye sahnelendiğini bilirdiniz. Ama ne gam. İrtica geliyor. Aman gelmesin evde yokuz. Meydanlardayız.
Hakikatlerle hiç ilgilenmeyip, senin sembolün benim sembolüme yan baktı diye birbirini düşman ilan eden halkın olduğu bir ülkede; ve halkını birbirine karşı kışkırtan yöneticilerin bulunduğu diyarda, elin adamı senaryo da yazar. Tarih de.
Sen niye senaryo yazamıyorsun? Bu soruyu sor kendine. Senin niye iyilikten yana, iyi yönetilmekten yana bir vizyonun yok. ABD ile nereye kadar gideceğini sanıyorsun? Her yolculuk tedbiri gerektirir. Her ne kadar atalarımız nehir geçerken at değiştirilmez dediyse de nehri de değiştiririm atı da diyebilecek kadar yukardan bakmayı becerecek bir birliğimizin olması gerekiyor. Tarihte hiçbir ülke tek bir ülke ile nikah akdi yaparak var olmamıştır. Rüzgarın yönü ve kuvveti değiştikçe kullanılan aletler de değişmiştir.
Ama hangi birlik?!!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.