
Günlerdir Nur Vergin''in söyleşisine kilitlendi hayat tarzı üzerinden siyaset yapanlar. Aynı çevreler mahalle baskısı diye bir gündem inşa etmişlerdi. O vakit mahalle baskısı yok ama plaza baskısı var demiştim. Nur Vergin''in başına gelenler tam bir plaza baskısı.
İnsanların mekansal birlikteliğine karşın, ruhsal uzaklığın meydana getirdiği yabancılaşma ve umarsızlaşma toplumu her geçen gün daha fazla istila ediyor. Ruhsal uzaklığı aşmak için kişilerin kendi hayatlarından çıkardıkları küçük hikayelerin paylaşımı önemli.Nur Vergin de bir söyleşi atmosferinde, kendi hayatından bir anı paylaştı. Bu tarz paylaşımlar "duygu birklikteliğini sağlamaya ,muhatabımızla yekdil olmaya yarar.Ama tam tersi oldu.Hava bulutlu cümlesinin arkasından ''sen bana ördek dedin'' alınganlığına benzer bir alınganlık şeklinde başlayan tepkiler giderek hakarete dönüştü.
Şuradan başlayalım.İslami kesimi kötülemek için kendi kişisel deneyimlerini anlatanlar hep ciddiye alınageldi. Ama bir sosyoloji profesörünün "yanlış anlaşılırım" endişesi ile evinde dini bir tören yapmaktan vazgeçme tecrübesini paylaşması, çok derinlikli analizlere kapı aralaybilecekken sığ sularda gemi yüzdürme telaşına düşüldü.
Nur Vergin''in söyleşisinin ardından Nuray Mert kişisel hikayeleri paylaşmamız gerektiğine dair bir çağrıda bulundu Radikal''deki köşesinde. Kişisel hikayeleri paylaşmak için önce merkez medyanın mesafe sorununu halletmesi gerekiyor. Çünkü kendi tezlerini haklı çıkarmak üzere tecrübe ve gözlemleri bozuma uğratmayı tercih ediyor merkez medya. Nur Vergin örneğinde olan tam da budur.
Hayat tarzı mücadelesini ontolojik bir eylem olarak gören merkez medyanın bazı kalemleri, sosyologların gözlemlerinin kendi tezleri aleyhine olmasına tahammül gösteremiyor. İşte tam da burada kendi bindikleri dalı kesiyorlar. Neden kendi bindileri dalı kesiyorlar? Çünkü her kesimden ve mizaçtan sosyolog ve felsefecinin sosyal pskiloji uzmanının görüşünü olabildiğince hür bir şekilde ve "eyvah yanlış anlaşılırım" endişesi taşımandan dile getirebilmesi, Türkiye''nin vizyonu açısından son derece önemli. Çünkü vizyon açısından esas kıymetli olan bilim adamının "kendi durduğu yerden" tarafgir olmadan yaptığı gözlemlerdir.
Nur Vergin''in kendi başından geçen bir olayı anlatışını Türkiye fotoğrafını netleştirmek ve buradan gündem çıkarmak için medyanın şunu yapması gerekiyordu: Nur Vergin''in dini bir töreni komşular yanlış anlar diye yapmaktan vazgeçmesinden hareketle "algı" ve "hakikat" sorununun kişilerde yaptığı baskının üzerine gitmek. Nur Vergin''in yaşadığı tecrübe, tam da büyük hikaye içinde kendi hikayesini yaşayamamayı imleyen bir örnek.Büyük hikaye:Laikçi-İslamcı "çatışması.Küçük hikaye:Yeni taşındığı evin hayırlı olması için evde Kur''an okutulması.
Büyük hikayelerin insanlar arasındaki iletişimi bozucu etkisi, 11 Eylül saldırısından sonra bütün dünyada çok yaygın bir durum. Batı dünyası el-kaide üzerinden İslam dünyasını ve Müslümanları olumsuz sıfatlar eşliğinde "görünür" kılarken; bizim merkez medyamız da onların bu indirgeyen ve aşağılayan tutumunu ödünç alıyor. Gündem fazla siyasileştiğinde hava boşluğu olarak derhal İslami hayat tarzı üzerinden alt seviye bir gündem oluşturulmaya çalışılıyor. Bu gündem bazen sözüm ona okuyucu mektupları üzerinden, bazen de köşe yazarlarının bizzat kendilerinin "tanık" olduğu olaylar üzerinden kurgulanıyor.
Ertuğrul Özkök İslam''ın beş şartını yaşamaya engel bir durum olmadığını söylüyor. Engelden anladığı İslam''ın beş şartının kanunlar tarafından yasaklanmamış olması. İslam''ın gün içinde hakimiyetini hissettiren oruç ve namaz şartını yerine getirmenin, modern hayatın zaman ve mekan tasarrufu yüzünden hiç de kolay olmadığını bilmiyor.
Seküler çevrelerin dindarların amelleri ile ilgili olarak idraklerini zayıflatan durum, tecrübe ve empati eksikliği. " Her yere geldiler ele geçirdiler bize gösteriş yapıyorlar" şeklinde algıladıkları ameller, müminlerin yapmak ile yükümlü olduğu ameller. Bu neden şimdi sorun oluyor? Ne AKP iktidarı ne şehirlerin köylüleşmesi ilişkilendirilebilecek bir durum söz konusu. İnsanlar ister seküler ister dindar olsun hayatının daha fazla zamanını evin dışında geçiriyor. Olan bu.
Laikçi-dindar çatışması gibi görülen pek çok durum esasında doğrudan yeni zaman ve yeni mekan kullanımıyla alakalı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.