"Doktorların korkusu" hepimizin korkusu

00:0023/04/2012, Pazartesi
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Merhum Dr.Ersin Arslan''ın ölümünü bir "hasta yakını " tarafından öldürüldü diye haberleştiren medyamız, göle yeni bir şiddet mayası çalmış oldu bu vesile ile.Dr.Arslan''ın katlinin Sağlık Bakanlığı''nın uygulamaları ile doğrudan alakası olmadığı halde, Tabipler Birliği "eksik kalmış hesabı kapatmak üzere" eylem yaptı.Korkuyoruz dediler.Korkularında haklılar mı?Hepimiz kadar haklılar.Öğretmenler korkuyor.Anneler çocukları adına korkuyor.Gazeteciler yazmaktan korkuyor. Ben korkuyorum mesela. Zannettiğiniz

Merhum Dr.Ersin Arslan''ın ölümünü bir "hasta yakını " tarafından öldürüldü diye haberleştiren medyamız, göle yeni bir şiddet mayası çalmış oldu bu vesile ile.

Dr.Arslan''ın katlinin Sağlık Bakanlığı''nın uygulamaları ile doğrudan alakası olmadığı halde, Tabipler Birliği "eksik kalmış hesabı kapatmak üzere" eylem yaptı.

Korkuyoruz dediler.

Korkularında haklılar mı?

Hepimiz kadar haklılar.

Öğretmenler korkuyor.

Anneler çocukları adına korkuyor.

Gazeteciler yazmaktan korkuyor. Ben korkuyorum mesela. Zannettiğiniz gibi iktidardan korkmuyorum. Yazdığım yazıyı olmadık bir başlık ile servis eden internet sitesindeki "okuyucu" yorumlarından korkuyorum.

Servis edilen haberler yüzünden kadınlar kocalarından, çocuklar ebeveynlerinden korkuyor.

Her gün servis edilen komşusu tarafından öldürülen kadın haberleri ile komşularımızdan korkuyoruz.

Akrabası tarafından öldürülenlerin öldürülüş hikayelerine şahitlik ede ede akrabalarımızdan korkuyoruz.

Aşkı uğruna katledilenler yüzünden aşk hikâyelerinden korkuyoruz.

Neden?

Korkularımızla yüzleşmek çözüm aramak yerine başka bir alanda kullanmak üzere ideolojik hesaplaşma için hazır tutuyoruz. Korkularımızı ortak bir paydada toplamak yerine tel tel ayırıyoruz.

Yeni anayasa çalışmaları için uygun bir ortam oluşturulamamasını ideolojik değil psikolojik sebeplere bağlayan Cumhurbaşkanımız''a katılmamak mümkün değil.

"Kadına şiddet" başlığını "layıkıyla" mayalamış olan necip medyamız şimdi mesleki kimlikler üzerinden şiddet mayalama safhasına geçmiş durumda.

Merhum doktorun katlinden itibaren; saat başı haberlerde, tıpkı bir benzerini "kadına şiddet" haberlerinde gördüğümüz gibi, şiddeti taraflar/kimlikler üzerinden okumaya devam etti medyamız. (Bkz. "Bugün de erkekler iki kadını daha öldürdü.")

Kişiler hasta olunca, olayları yanlış değerlendirmeye başlayınca, olayların altında kalakalınca terapistlere başvuruyor. Bizim toplum olarak "felsefi terapi" almamız gerekiyor.

Profil Yayınları''ndan çıkan Prozac''ı Bırak Platon''a Bak isimli kitap ABD uygulanan felsefi terapi hikayelerini anlatıyor.

Yazar, günlük hayatta başına gelen, kendisine danışılan olayları hikaye ettikten sonra meseleyi etik ve ahlaki açıdan felsefe tarihinden aldığı ilham ile değerlendiriyor.

Merhum doktor Ersin Arslan katledilişi ile bu durumun alakası ne diyorsunuz?

Alakası şu:

Medya ve Tabipler Birliği, Sağlık Bakanlığı''nın politikalarını eleştirmek için verimli bir malzeme olarak kullanmaya kalktı bu cinayeti.

Fakat eleştiriyi, sorunların teşhisi ve alınabilecek tedbirler üzerine değil de; geçmiş hesapların kapatılması üzerine bina edersek, toplum olarak çok zarar görürüz. Oysa bizim bu gün en çok eleştiriye ihtiyacımız var. Tekrar ediyorum: Eleştirinin olmadığı yerde ahlak olmaz.

Nitekim doktorlar meslektaşlarının ölümü üzerine yapmış olduğu açıklamalarda "Doktorlar değerlidir. Değerimizi verin" ifadesini kullanıyor.

Onların bu yanlış ifadesine, medya katili "hasta yakını" olarak kategorik bir kimlik içine yerleştirerek destek veriyor. Birden Türkiye "hasta yakınları" ve doktorlar olarak ikiye ayrıldı. Bu kategorik ayrımı Medya Mahallesi''nde Ayşenur Arslan ve konuğu Hadi Özışık arasındaki tartışmada çok net olarak gördük.

Gün boyu bir hasta yakını bir doktora daha şiddet uyguladı haberi verilirken; günün hitamı BDP''li vekilin, trafik kazası geçiren eşi ve çocuğu ile ilgilenmedi diyerek tekme tokat doktora dayak atması haberi üzerinden oldu.

Sağlıkta şiddet ile ilgili olarak Meclis''e verdiği araştırma önergesinde imzası bulunan bir vekil bizzat kendisi doktora şiddet uyguluyor. Ve kendisini "Evet ben böyle bir fiil yaptım, ama gerekçelerim vardı" diye savunması yetmiyormuş gibi yakınları ile kimliğinden dolayı ilgilenilmediğini iddia ediyor.

Yıllardır yazıyorum meseleleri kimlikler üzerinden değerlendirerek çözemeyiz. "Hasta yakınları" ve doktorlar olarak meseleyi taraflara ayırarak ele almayalım lütfen.

Medya meseleyi taraflara ayırarak verdiği için, haberleri dinleyen insanlar kendilerini hasta yakını olarak gördüler. Oysa durumun "hasta yakını" olmak ile uzaktan yakından bir alakası yok. Bütün mesele dedenin ölüm raporunun verilmesini engelleyerek devletin kendisine verdiği parayı almaya devam etmek. Yani hikâyenin sağlık ile alakası yok. Hikâye bir dolandırıcılık hikâyesi.

Merhum Dr.Ersin Arslan''ın cinayete kurban gitmesini öncelikle denetim üzerinden ele almalıyız. Her türlü kamusal alanda denetimler ciddi olmalı.

Yetkililer Türkiye''nin en temel meselesinin şiddet olduğunu kabul etmek zorunda.

"Doktorların korkusu" hepimizin korkusu ne ki farkında değiliz.

Lakin doktorlar kendilerini doğru ifade etmenin yolları üzerinde düşünmeli. Tabipler Birliği''nin ideolojik yaklaşımı en çok hekimlere rahatsızlık veriyor. Hekimler önce kendilerini bu ideolojik yükten kurtarmalı.

Sağlık Bakanlığı , "müşteri memnuniyeti" uygulamasından bir an önce vazgeçmek durumunda.