
Yazdıklarımın doğru bir yerden okunması için öncelikle şunu söyleyerek başlayayım. Hayatında hiç sigara içmemiş biriyim. (İçmedim derken çok küçük yaşlarda iken zoraki sigara içirildi. Bir yaz günü boğazıma kurt kaçtığından şüphelenilerek sigarayı içime çekip dumanından kurtların öleceği hesaplanmıştı.)
Sigara dumanından nefes alınmayan otobüslerin içinde yolcu olma mahkûmiyetine çarptırılmış bir çocuk ağlıyor hatıralarımın bahçesinde. Birinci ya da Bafra sigaralarının içene keyif içmeyene ıstırap veren o keskin kokusu yüzünden uzunca bir süre seyahat fikrinden nefret ettim. Seyahat demek mide bulantısı demekti. Seyahat demek sigara içenlerin sigara içmeyenleri işkenceye tâbi tutuğu saatler demekti.
En isli, en dumanlı en ağır kokulu fotoğrafları kâbus gibi zihnimde saklı tutan hatıra albümüme rağmen, sınırlandırmaların aşırı kampanyalar eşliğinde yapılmasına karşıyım.
Ergenlik krizini pek de atlatamamış bir toplum olarak her yasak bizde adeta tutkuya dönüşüyor.
“Dumansız hava sahası” uygulamasından en çok istifade eden kişilerin listesi yapılacak olsa, emin olun o listenin ilk onu içinde benim adım da geçer. Çünkü sigara dumanı benim migren atağımı şiddetlendiren faktörlerin başında geliyor.
Kişisel haneme kâr olarak geçen bir uygulamayı neden eleştirdiğimi anlatmak üzere, sizlere özel hayatımdan kesitler sunduğumun farkındasınız elbet.
“Dumansız hava sahası” kampanyası ile beraber gençlerde sigara tüketiminin arttığına, gençlerin birbirini daha çok sigaraya özendirdiğine dair bir gözlemim var.
Bu gözlemi üniversite çevrelerindeki pastanelere giderek siz de yapabilirsiniz. Gençler gökyüzünün altında, buz kesen havada ders çalışıyor. Isınmak için daha çok sigara içiyorlar. Grup olarak yapılan çalışmalarda bir müddet sonra grupta sigara içmeyen hiç kimse kalmıyor.
“Dumansız hava sahası” kampanyası, en çok açık hava sobası yapanların ve satanların işine yaradı. Bütün ahali dışarıda oturuyor. Hava buz kesmiş, yağmur yağıyormuş ne gam. Derde deva açık hava sobaları.
Kırk yaşın üzerindekiler “dumansız hava sahası” kampanyasından olumlu etkilenirken, 18-30 yaş arası yasağa karşı tutkulu bir direnç geliştiriyor.
Kapalı mekânlarda sigara içilmesinin yasak olması işyerlerinde bina önünde sigara molası veren bir çalışanlar grubu oluşturuyor. Ellerinde sigara hararetli hararetli konuşanlar, romantik romantik volta atanlar.
Dumansız hava sahası kampanyasının çok tehlikeleri sonuçları da var. Semt pazarlarında bir kadının tutuştuğu, bir tezgâhın tutuştuğu haberini duymaya hazır olun. Semt pazarlarını bilirsiniz. Erenköy, Yeşilköy, Bostancı, Kadıköy Salı Pazarı gibi pazarları gözünüzün önüne getirin. İnsanların omuz omuza, arada beş santim mesafe ile yol aldığı, çoğunluğunu tekstil ürünlerinin oluşturduğu pazarlardan bahsediyorum. Bu pazarlarda kadınların üçte ikisinin elinde sigara var. Ölmüş gibi sigara içiyorlar. Emziği bırakmakta zorlanan çocukların bir tutku nesnesi olarak tadına doyamadıkları plastik emziklere olan bağımlılığını getirin gözünüzün önüne. Aynı o hal işte. Tek fark bunların emziği küllü, üstelik yangın çıkarma riski taşıyor.
Lafı nereye getirmeye çalışıyorum… Sınırlamalar, kampanyalar eşliğinde uygulanınca ters tepiyor. Aynı durumun içkiye getirilen sınırlamalarda yaşanmaması için içki tüketenler ve tüketmeyenler olarak çok dikkatli bir dil inşa etmemiz gerekiyor.
Şimdi önce hepimiz şuna karar verelim. İçki içen büyükler ve asla içki içmeyen büyükler olarak gençlerimizin alkol bağımlısı olmasını istemeyiz değil mi? Bu soruya hep beraber evet cevabını veremiyor isek toplum olarak çok ciddi sıkıntılarımız var demektir.
Hep beraber içeni de içmeyeni de içkiyi ideoloji meselesi haline getirmekten vazgeçelim.
Cuma günü içki satışlarının denetimi meselesinden devam edeceğim.
Cumhuriyet gazetesi üzerinden Türkiye''yi okumak
TRT Haber''de Perşembe günleri Saat 20.30''da yayınlanmaya başlanan bir belgesel var: “Siyah-Beyaz” .
Cumhuriyet gazetesinin başlangıcından günümüze editoryal tarihi altı bölüm halinde ekranda olacak.
Hem dönemi hem de yazarları hem de günümüz medyasını anlamak bakımından Cumhuriyet''tin asla sadece gazete olmadığının idrak edilmesi çok önemli.
Ortak paydamızı geniş tutabilmek için bu belgeselin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çin Halk Cumhuriyeti bile artık yeni medyadan bahsediyor. Kaçırmayın derim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.