Durdurulmuş Aşk"ın izinde…

00:0013/03/2013, Çarşamba
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

I-Osmanlı İmparatorluğu için durdurulmuş medeniyet kavramı kullanılır.Mesleki hikâyeme durdurulmuş aşk olarak bakıyorum. Zaman makinesi diye bir şey bizden sonra yürürlüğe girecekse eğer, en ziyade kesintisiz bir yolculuğun içinde üniversite hikâyemi merak ediyor olacağım.Her şey başka türlü olacaktı büyük ihtimal. Belki de ben edebiyatın kapısından hiç geçmeyecektim. Bir sosyolog olarak hikâye ve roman yazmaya uzak duracaktım.Cuma günü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi"nde yol yorgunluğunu üzerimden

I-

Osmanlı İmparatorluğu için durdurulmuş medeniyet kavramı kullanılır.

Mesleki hikâyeme durdurulmuş aşk olarak bakıyorum. Zaman makinesi diye bir şey bizden sonra yürürlüğe girecekse eğer, en ziyade kesintisiz bir yolculuğun içinde üniversite hikâyemi merak ediyor olacağım.

Her şey başka türlü olacaktı büyük ihtimal. Belki de ben edebiyatın kapısından hiç geçmeyecektim. Bir sosyolog olarak hikâye ve roman yazmaya uzak duracaktım.

Cuma günü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi"nde yol yorgunluğunu üzerimden atamadan dahil olduğum öğle yemeğinde; Prof.Dr. Füsun Üstel, Prof.Dr.Serpil Sancar ve Aslı Güneş ile, dakika bir mevzu bin aşkı ile sohbet ettik.

Henüz tanışmıştık ve konuşacak ne çok şeyimiz vardı. (Konuşurken durdurulmuş aşkımı hatırladım.)

Metinbilim Topluluğu bizi sadece öğrencilerle değil bir muhit ile tanıştırdı.(Sevgili Ferda Zambak"ın gönülden daveti ile iki elim darda bu yolculuğu yapabilmiş olduğuma mutluyum. Ah bir de nükseden bel fıtığım olmasa idi.)

Evet Metinbilim Topluluğu. Metinbilim Topluluğu"nun koordinatörlüğünü dört yıldır Doç. Dr. Cüneyt Issı yapıyor. Topluluğun başkanı Edebiyat Fakültesi öğrencisi İbrahim Yardımcı. Üniversite şehri olmak için canla başla çalışan hocalar, öğrencilerinin kültürel birikim ile zevkli bir şekilde buluşmalarını sağlamak üzere çeşitli sergiler düzenliyor. Bu bakımdan Metinbilim Topluluğu"nun yaptığı sergiler dikkat çekici.

Önce panelist olarak sözün mihmandarlığında iz sürdük: Doç. Dr. Alpay Doğan Yıldız, Ferda Zambak ve Aslı Güneş popüler aşk romanlarında ideal kadın kahramanların izini sürdü. Prof.Dr. Füsun Üstel "makbul vatandaş"ın peşi sıra sürükledi bizi. Prof. Dr. Serpil Sancar Türk modernleşmesinin cinsiyeti üzerinde durdu.

Sonra Muğla"nın sokaklarında geçmiş ile bugünün, bugün ile geleceğin iki yakasını bir araya getirmeye uğraştık.

II-

Şehirlere girdiğimiz kapıların büyüklüğü ve estetiğidir bizi şehir ile aşina kılan. Muğla"ya ilk gidişimdi ve şehrin kapısına üniversite kapısından girdim. Üniversite kapıları mühimdir.

Yahya Kemal sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul diyordu. Ben İstanbul"a birkaç yıldır Anadolu"dan bakmaya çalışıyorum. İstanbul"un kibrine mirasçı olmamak için bulduğum en iyi yöntem bu.

İstanbul kibirlendikçe, Anadolu kendi içine kapanıyor. Şehirler geçişkenliğini kaybediyor. Bırakın şehirlerin geçişkenliğini aynı şehrin iki ilçesi bile kendini aynı şehrin paydası altında bütünleyemiyor.

Bu bakımdan Muğla bir laboratuar şehir.

Karadeniz bölgesinden sonra Türkiye"nin en çok yağış alan şehri olan Muğla aynı zamanda köylerde kızların çok fazla intihar ettiği bir şehir imiş.

Vakti zamanında Muğlalılar Marmaris"e göç eden hemşehrilerine "Siz kazın öttüğü, sazın bittiği yere gittiniz. Biz kekliğin öttüğü kekiğin bittiği yerde kaldık" diyerek hiyerarşik üstünlüklerini dile getirmiş olsalar da, artık devir sazların ve kazların devri.

Muğla"nın deniz ile kucak kucağa olan ilçeleri şehrin birkaç misli olmuş durumda. Üniversite öğrencileri deniz var diye geldikleri Muğla"nın dağlara yaslanmış başına ilkönce şaşırarak baksa da zamanla alışıyor. Van"dan gelen M. mesela: "Deniz var diye geldim. Van"dan bile küçükmüş."

İki saat içinde konuştuğum öğrencilerin her biri başka bir vilayetten idi. Metinbilim Topluluğu"nun başkanı İbrahim, Diyarbekir"den. Bu sene mezun oluyor.

Üniversitenin uygulamalı otelinde tanıştığım resepsiyon görevlisi delikanlı Batman"dan. Hem öğrenimini sürdürüyor hem okulunu bitirmeye çalışıyor. Kimliğimde yazılı Eynesil hanesi ile muhabbeti koyulaştırıverdik. Delikanlının sözlüsü Emel"in annesi Eynesilli imiş çünkü. Delikanlıya Karadeniz kızları ile geçinmenin elli altın kuralını ayaküstü anlatıverdim.

III-

Muğla Üniversitesi"nin eski Rektör Yardımcısı olan Prof. Dr. Namık Açıkgöz yaşadığı şehir ile aidiyet bahsini kuvvetlendirmiş akademisyen kimliğinin izinde, dolaştırdı bizi Muğla"nın sokaklarında. Evliya Çelebi"nin halkı Farisi tekellüm eder diye anlattığı Muğla, tarih boyunca okumuş yazmışları ile öne çıkmış bir şehir. Lakin şu an Muğlalılarda, merkezi fersah fersah geride bırakmış İlçelerine (Fethiye, Bodrum, Dalaman)gıpta eden; gıpta ederken yüzüne hüzün eken bir sıkılmışlık hali var.

Onların bu "sıkılmışlığı" en çok da üniversite öğrencilerini dertlendiriyor. Antalyalı bir genç kız küçücük evleri çok yüksek fiyata kiraya veren Muğlalı teyzelerden "geçimlerini bize bağlamış vaziyetteler" diye bahsediyor.

Diyarbekirli İbrahim çok hassas. "Sadece buraya mahsus bir durum değil bütün üniversite şehirleri böyle" diyor.

Geldik şehirler ve kütüphaneler bahsine. Muğla"nın yazma eserleri "başına iş almaktan korkan yönetici" pratikliği ile Ankara"ya gönderilmiş. Bir nevi yazma eserlerin mesuliyeti büyük, başımıza dert almayalım işgüzarlığı ile.

Evliya Çelebi"nin halkı Farisi tekellüm eder dediği Muğla"yı eski güzel günlerine döndürmek için aşk ile çalışan insanları nazara vermek gerekiyor. Prof. Dr. Namık Açıkgöz kendisi Muğlalı olmadığı halde taşına toprağına hizmet üzere adını yazmaya gayret etmiş bir akademisyen. Bu çalışmalarda halk ile bütünleşmiş.

Bir taraftan bizi tarih ile buluşturuyor, bir taraftan esnaf ile tanıştırıyor. Esnafın Muğla"ya olan katkısına her vesile ile dikkat çekiyor.

Anatolia Kitabevi sahibi Ömer Sarıoğlu"nun gayretini anıyoruz tekrar tekrar. On kitap bile satamayacağını bile bile, cebinden para ödeyerek üniversitede kitap standı açan Ömer Sarıoğlu"nu.

Şehirleri güzel yapan sadece tabiatı ve tarihi dokusu değil. Aynı zamanda insanlarının güzelliği. Muğla"nın dar sokaklarında tebessümlerinden huzur devşirdiğimiz yaşlı teyzeler ile iki çift laf edebilmek kalbimize akan şifa gibiydi.

Şehirlerin ruhu ve bir ritmi var. Ruhunu bir yazıda anlatabilmek mümkün değil ama ritmi için bu yazıyı okur okumaz Kerimoğlu türküsünü dinlemenizi tavsiye ediyorum.