
Korku üzerinden devam edecektik. Ancak magazin gündeminden siyasetin gündemine ortak payda şiddet üzere mayalanınca, mesafe ve saygı üzerinden yol almanın daha doğru olduğunu düşündüm.
Eleştiri adına yapılan, lakin sözün şiddete evrilen şekliyle sövgü, önümüzdeki günlerde de bizi meşgul etmeye devam edecek. Sövgü öncelikle bir adabı muaşeret sorunudur.
Türkiye"nin muhatap olduğu pek çok sorunun temelinde, adabı muaşeret eksikliği olduğunu kabul etmediğimiz sürece, sağlıklı yol almamız, toplumsal ilişkileri sağlıklı bir şekilde sürdürmemiz, eleştirel bakış açısı kazanmamız/kazandırmamız mümkün görünmüyor.
Toplumlar, hızlı geçiş dönemlerinde ilişkileri sağlıklı tutan adabı muaşeret kurallarını yitirirler. Geçiş dönemleri yeni teknolojileri, yeni teknolojiler yeni ortamları inşa eder. Toplumda öteden beri geçerli olan adabı muaşeret kuralları yeni ortamları denetleme gücünü yitirir. Yeni ortamlara dair adabı muaşeret oluşturulamadığında, toplumsal ilişkiler için olmazsa olmaz olan saygı devre dışı kalır.
CHP vekili Şafak Pavey"in twitter üzerinden yaşadığı durum yeni ortam ve adabı muaşeret konusunu en çarpıcı şekilde ortaya koydu. Şafak Pavey"e yapılan hakaret konusunda AK Parti ve Türkiye iyi bir sınav verdi. Aynı sınavı CHP"nin nasıl geçireceğini başörtülülere hakaret eden üyesine gösterdiği tepki üzerinden değerlendirme imkanı bulacağız.
Türkiye son on yılı hoşgörü tartışmaları üzerinden geçirdi. Hoşgörü hiyerarşiyi barındıran bir kelime olduğu için yaramıza merhem olacak bir kavram değil(di).Bizim sorunumuz saygı sorunu. Erkeklerin kadınlara duyamadığı saygı, büyüklerin gençlere duyamadığı saygı, zenginin yoksula duyamadığı saygı, işverenin işçisine ve elamanına duyamadığı saygı, sanatçının dinleyicisine, seyircisine duyamadığı saygı.
Daha güçlü olanın, iktidar ve konum sahibi olanın güçsüz olana saygı üzerinden mesafe koyması gerekirken; iletişim dilini denetleme diline çevirerek şiddet üzerinden tahakküm uyguluyor.
Saygının yitirildiği bir toplumda ne eleştiri kültürü gelişir, ne de kanunlar ve hukuk asayişi koruyabilir.
Mc Luchan, medya masajdır der. Mesaj yani haber değil, masaj. Masaj: Bir noktaya uygulanan baskı.
Bütün söylemler, en yaralı olduğumuz noktaya yapılan masaj üzerinden haberleştirilip gündem oluşturuyor. Oysa yara-bereye masaj yapılmaz, yara temizlenir üzerine merhem sürülür.
Kendisini yenileyemediği için; kendisinin gerisine düştüğü için; herkese küfür eden eski tiyatrocuya, gündemde bu kadar yer ayırarak, yaramıza masaj uygulamış oluyoruz.
Yaramız, muhalif damarın sövgü üzerinden imha edilmesi.
Yaramız, eleştirel bakış açısının, rol çalanlar kendini parlatanlar yüzünden ifade imkânını giderek yitirmesi.
Kendisini yüceltmek için herkesi uçuruma yuvarlamaya kalkanlara verilecek en iyi tepki: Delidir ne yapsa yeridir.
Yaralarımızı temizleyip merhem sürme safhasına geçebilmemiz için cevaplamamız gereken soru şu:
1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Devlet Sanatçılığı payesi verilen, bütün başarısı küfretme olan sabık tiyatrocu, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanına değil de aynı küfürlü konuşmayı İktidar Partisinden bir vekile ya da Başbakana yapmış olsa idi, merkez medya aynı tepkiyi gösterecek miydi?
Adabı muaşeret konusunda, saygı konusunda, toplum olarak sürekli kendimizin gerisine düşmemizin ipuçları bu sorunun cevabında yatıyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.