“Eğitim her engeli aşar” Erkek ve Aile

00:0029/04/2011, Cuma
G: 4/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Sayın Abdullah Gül''ün Cumhurbaşkanı olmasından bu yana Çankaya Köşkü''nün en çok çalışan kişilerinden biri de Sayın Hayrünnisa Gül. Selefinin aksine, Çankaya''nın kapılarını sonuna kadar açarak engelli gençleri, dar gelirli ailelerin başarılı gençlerini aileleri ile birlikte ağırladı; onların hayatını kolaylaştıran projeleri himaye etti.Eğitim Her Engeli Aşar Kampanyası 10 Şubat 2009 tarihinde Türkiye Beyazay Derneği ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı tarafından imzalanan iş birliği protokolü

Sayın Abdullah Gül''ün Cumhurbaşkanı olmasından bu yana Çankaya Köşkü''nün en çok çalışan kişilerinden biri de Sayın Hayrünnisa Gül. Selefinin aksine, Çankaya''nın kapılarını sonuna kadar açarak engelli gençleri, dar gelirli ailelerin başarılı gençlerini aileleri ile birlikte ağırladı; onların hayatını kolaylaştıran projeleri himaye etti.

Eğitim Her Engeli Aşar Kampanyası 10 Şubat 2009 tarihinde Türkiye Beyazay Derneği ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı tarafından imzalanan iş birliği protokolü ile hayata geçirildi. Hayata geçirilme sürecinde kendisi de bir engelli olan milletvekili Sayın Lokman Ayva''nın çok özel gayretleri oldu.

Hükümetin engelli ailelere, çocuklarının bakımı için aylık bağlaması ile birlikte özellikle engelli çocuk annelerinin hayatında bir parça umut ışığı belirdi.

Beliren umut ışığını rakamlar eşliğinde görmek mümkün. Kampanyanın başladığı 2009 tarihinde eğitim gören engelli sayısı 151.104 iken, 2011 yılı itibariyle bu rakam 316.050''ye ulaştı. Böylece 2009–2011 yılları arasında iki yılda eğitim gören engelli sayısı % 109 artış gösterdi.

Kampanyanın başladığı 2009 tarihinde açılan okul sayısı 14 iken 2011 yılı itibariyle kampanya kapsamında açılan okul sayısı 44''e ulaştı.

İllerinde, engellilerin hayatını kolaylaştırmak üzere ev ev dolaşarak engelli öğrencilerin eğitim görmesini sağlamak üzere önce onları tespit, arkasından eğitim görecekleri kurumları inşa eden 14 ilin Valilerine Hayrünnisa Gül tarafından plaketleri takdim edildi.

Dileğimiz bu rakamın 2012 yılında Türkiye''nin bütün vilayetlerini kapsayacak kadar genişlemesi.

2011 yılının teması "Kaynaştırma"

Bugün ve önümüzdeki günlerde köşe yazarlarının ne yazacağı belli.

Bütün köşe yazıları ya "çılgın proje"ye odaklanmış olacak, ya bir dizi filmdeki raiting faktörü olarak yeni bir tecavüz sahnesine ya da liderlerin birbirleri için kullandıkları şiddet diline.

Dış politika yazarları, "Arap Bahar"ından gelen çöl rüzgârlarına odaklanacak.

Magazin yazarları "magazin" attıracak.

Çok tıklanmak için ya gündem yaratmak gerekiyor ya gündemi takip etmek. Gündem "skandal" üzerinden yaratılıyor, takip "o dedi, bu dedi" cümleleri üzerinden.

Peki, "Hikâye" bile edilemeyen hikâyeleri kim görecek!

Küçük hikâyenin yaralı yüzü hiç kimsenin dikkatini çekmeyecek.

Engelli çocuğu olan kadınların hayatının neye benzediğini, hayatta ne tür fedakârlıklara katlandığını hiç kimse bilmeyecek. Bir gün bir dizi filmde yan bir karakter olarak hayatımıza girerse ne ala. Yoksa yok. Onlar da gün yüzüne çıkamayan çocukları gibi solgun kalacaklar hayatın içinde.

Bu satırları zihnimden yazıyorum önce. Zihnimden yazarken Çankaya''ya gelmiş engelli çocukların annelerine bakıyorum. Annelere bakarken, onların vücut diline bakarken çocuklarının ihtiyaçlarına kâh çaresizlik içinde, kâh şevk ile cevaplayışlarına bakarken, iki kere engelli olan kadınları düşünüyorum.

İki kere engelli kadınlar kim mi?

Engelli çocuğa baba olmayı göze alamayan kocaların, terk ettiği kadınlar, iki kere engellenmiş kadınlar olarak hayatta kalmaya çalışıyor.

Ben böyle bir kadın tanıdım.

Bütün duyarlılığımız yaşadığımız hikâyelerden arta kalanlar mıdır?

Rüya''yı tanımamış olsaydım, Rüya''nın hikâyesini bilmiyor olsaydım iki kere engelli kadınlar diye bir tabirin peşine düşer miydim?

Rüya, rüya gibi bir düğünle evlendi. Duvağından taşan sarı buklelere bakarken, Çariçe Katharina''yı düşünmüştüm.(Belki size bu bağlantının sebeplerini bir vesile ile anlatırım.)

22 Yaşında anne oldu Rüya. Kızı Ayça, downlu idi. Elçin Tapan''ın "Ben mutlu bir down annesiyim" isimli kitabı olmasaydı belki downlu çocuk büyütmenin ne demek olduğunu hiç bilmeyecektik.

Rüya''nın kayınvalidesi ve kocası da hiç bilmemeyi tercih etti zaten. Kayınvalide kendisini sadece sağlıklı torunların babaannesi olmaya hazırlamıştı, ne yaptı etti oğlunu daha sağlıklı çocukların babası olmak üzere ikna etti ve henüz boşanma işlemi tamamlanmadan yeni bir gelin buldu kendine.

Rüya, artık ismiyle müsemma olmayacak hayatını kızına adadı.

Kendisi henüz çocuktu ama iki acıdan arta kalan olgun bir kadına dönüştürdü hayat onu.

Ayça, okul yaşına geldiğinde onu gönderecek okul olmadığını fark etti. Türlü mücadeleler sonu kızını "normal" çocukların gittiği okula gönderdi.

İlk o zaman dolandı dilime, "bütün çocukların annesi olamayan kadınlar anne değildir" cümlesi.

Çocuklarına "proje çocuk" olarak bakan, çocukları üzerinden kariyer yapan kadınlar, Ayça''yı kendi sınıflarında istemediler. Ayça her çocuk kadar yaramazdı. Ama arkadaşlarına zararı dokunan bir yaramazlığı söz konusu değildi. Yaramazlığı, iletişim kuramamaktan kaynaklanıyordu. Kendisine bir adım yaklaşana iki adım yaklaşmaya hazırdı.

Bir teneffüste okulun açık kapısından çıkıp gitti Ayça. Yarım gün arandıktan sonra bulundu.

Kızını okula bıraktıktan sonra evine dönemedi bir daha Rüya. Okul bitene kadar okulda bekledi. Bir daha kaçıp gitmesin diye.

Beş yıl boyunca kapının karşına atılmış bir masada oturdu. Diğer veliler onu okul aile birliğinde çalışan gönüllü olarak bildi.

"Eğitim Her Engeli Aşar" projesi ikinci yılını başarı ile doldurdu.

Başarı ile biten projeye eklemlenecek yeni projelere ihtiyacımız var.

Erkek ve aile projesine mesela.

Tanzimat''tan bu yana Katolik nikâh ile nikâhladığımız kadın ve aile kavramı eşliğinde, erkekler kendilerini bütün ailevi mesuliyetlerden özgür kıldı. Erkek ve aile.

Bu kavram hayatta yerini aldığı zaman engelli çocuğunu o kadar kolay bırakıp kaçamayacak belki babalar.

Çocuklarının anasını, çocuklarının gözü önünde bıçaklamaya kalkmayacak.

Eğitim her engeli aşar.

Nasıl aştığını anlatmaya devam edeceğim.

Görme engelli Selim ve Kerim Hukuk Fakültesini birinci ve ikinci olarak bitirdi. Bütün davetlileri hayran bırakan bir konser verdiler. Hem sazlarını seslendirdiler, hem şarkı söylediler.

Bendeniz yazıncaya kadar merak edenler www.selimkerim.com adresinden onlara ulaşabilir.

Onların hikayesi hakikaten gayretin ve azmin hikayesi.