
I-
Geçtiğimiz Cuma günü, Müslüman Ülkelerde Kadının Değişimi ve Kadının Rolü sempozyumunun açılışına katılan Sayın Emine Erdoğan ile sohbet etme imkânı buldum. Daha önce yazdım ama bu vesile ile bir defa daha ifade etmenin faydalı olduğuna inanıyorum. Sayın Emine Erdoğan, siyasetin aile olarak yapılacağına inanan ve bunu layıkıyla uygulayan bir isim. Katıldığı her toplantıda büyük hikaye ile küçük hikayeyi aynı anda kavrayabilen bir idrake sahip. Ki yüce/yüksek mevkilerde bu idraki diri tutmak hiç kolay bir şey değildir.
Açılış konuşmaları sırasında yoğun bir şekilde vurgulanan değişim kelimesinin pozitif bir anlam üzerinden değerlendirilmesine itirazım olduğunu ifade ettim kendilerine. Batının sunduğu ölçüler üzerinden rakamsal zenginliğe kavuşmanın her zaman gelişme anlamına gelmeyebileceğini, kadınların çalışma hayatına katılmaları üzerinden anlatmaya çalıştım.
Türkiye''de, Müslüman erkeklerin kadınların çalışma hayatında yer almasına karşı çıkmalarının yanlışlığı kadar, kadınlar çalışma hayatında ne kadar çok olursa o kadar ileri gideriz düşüncesinin de yanlış olduğunu söyledim.
Kadın politikaları altında kadınların güçlendirildiğini, ancak günümüzde kadına yönelik şiddette güçlü kadın/zayıf erkek çatışmasının bulunduğuna dikkat çektim.
19. Yüzyıl kadın sorunları ile ilgilenilen bir yüzyıldı. Ancak 21. Yüzyıl''da “azalan erkek kimliği”ni merkeze almamız gerekiyor. Gücünü kaybeden erkek öfkeli ve saldırgan oluyor.
Üçüncü sayfa haberlerinin dili üzerinde durulması gerektiğini, üçüncü sayfa haberlerinin “azalan erkek kimliği”ni pekiştirici bir efekt sunduğunu arz ettim Sayın Emine Erdoğan''a.
“Azalan erkek kimliği”nin şiddete evrilen dili ile mücadele edebilmek için ilçelerin mahalle mahalle teşkilatlanması gerektiğini ifade ettim. Mahalleler imam, öğretmen, muhtarlardan oluşan çalışma gurupları olarak erkekleri evlat, eş, baba olarak şiddet dili ile mücadele etmek üzere kendi sokaklarının, apartmanlarının, hanelerinin kalbi olmaya özendirmeli.
Diyorsunuz ki, senin düşüncelerini öğrendik. Peki, ama Sayın Emine
Erdoğan ne söyledi? Bildiğiniz gibi Sayın Emine Erdoğan söyleşi vermiyor. Yayınlanmak üzere yapılan bir söyleşi değildi. Tabii seyrindegiden bir sohbet idi. Dolayısıyla sadece kendi söylediğim cümleleri nakletme hakkım olduğunu düşünüyorum.
II
Üçüncü sayfa haberleri ile nasıl başa çıkacağız? Türkiye''nin en önemli meselesi bu. Terörden ya da uluslararası imaj yönetiminden, ekonomiden bile mi diye soruyorsunuz. Cevap veriyorum. Evet. En önemli meselemiz “aile içi şiddet” kavramı ile konuştuğumuz konular. Dikkatinizi çekerim, “aile içi şiddet” bir kavram olarak cümle içinde kullanılmaya başlandığında, Türkiye''nin üçüncü sayfa profili henüz böyle değildi.
“İtilmiş ile Kakılmış”ın parodilerine, Olacak O kadar diye hep beraber gülüyorduk.
Parodiler bir derece ileri gitti dizi film “gerçekliği” olarak karşımıza çıktı.
Sonra… Sonrası dizi filmleri bile geride bırakan “üçüncü sayfa gerçekliği”.
Pazar günü Yeni Şafak''ın üçüncü sayfasında yer alan haber “azalan erkek kimliği”nin ne olduğunu çok iyi ifade ediyor.
26 yaşındaki koca, kendisine çayı geç getirdiği için eşini öldürüyor. Öldürdüğünü itiraf etmek yerine intihar etti diyor. Daha önce de benzer olay Bursa''da yaşanmıştı. Karısını öldürüp doğal gazı açarak intihar süsü vermeye çalışmıştı kızgın koca.
Üçüncü sayfa haberleri artıyor. Haberlere tanık olan bizler hayattan beziyor, karamsarlığa kapılıyoruz. En yakınları tarafından öldürülen kadın haberleri vererek kadınların şiddet görmelerini engelleyemeyiz.
Haberlerin dili üzerine çalışmalıyız.
Erzurumlu katil kocanın haberini yaparken okuyucu değer yargılarını ortaya koyabilmeli. Vicdan devreye girmeli.
Haberi okurken kaçımız şunu farkedi-yoruz? Maktul üç aylık hamile ve on aylık bebeği var. Adamın karısından şikâyetçi olduğu husus ne? Sobayı geç yakıyordu. Çayımı vaktinde getirmemişti.
Sobayı sen niye yakmıyorsun? Çayı sen niye demlemiyorsun?
Peygamber Efendimiz onca eşine rağmen söküğünü kendisi dikiyordu.
Oysa haberlerin dili, “azalan erkek kimliği” ile kahramanını/kahramanlığını yitirmiş erkeklerde vicdanı devreye sokmuyor. “Kadın milleti değil mi adamı katil eder. Yazık oldu gepegenç adama” diye okuyor haberi pekçok erkek.
Haberlerin dili derken kast ettiğim bu. Erkeklerin şiddet haberlerini doğru değerlendirmeleri için vicdanı devreye sokan, sorumluluk yükleyen bir dil oluşturmamız gerekiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.